Turkish-English translations for iz:

print · sign · trace, tracing · mark, marking · tracking, track · scar · footprint · trail · touch · evidence · birthmark · indication · impress, impression · ray · ghost · chip · tail · imprint · kenning · hint · suggestion · path · stamp · dash · clue · taint · other translations

iz print

Katil binaya yürüyerek giriyor ve çıkıyor silah yok, parmak izi yok, hiç bir şey yok.

So the killer walks in and out of the apartment no weapons, no prints, nothing.

Bu iyi bir parmak izi.

That's a good print.

Claire'nin parmak izleri arabada vardı. Bir de bu adam, Matt Duggan.

Claire's prints were on the car, and this guy, Matt Duggan.

Click to see more example sentences
iz sign

Ve bana diyorsunuz ki; kesinlikle, kesinlikle Kim'den bir iz yok.

And you're telling me, absolutely, absolutely that there was no sign of Kim?

Burada onlardan iz yok.

No sign of them here.

Parmak izleriyle dolu bir silah ve imzalı bir itiraf var.

There's a weapon with prints and a signed confession.

Click to see more example sentences
iz trace, tracing

Bu gizli silah bir düzine sisteme saldırdı ve hiç iz bırakmadan kayboldu.

This mystery weapon has struck in a dozen systems, and disappeared without a trace.

Onun kan izleri olan bir kaya buldular ayak izlerinin yanında.

Found a rock with traces of his blood on it near his footprints.

Hollandalı ünlü aktris Isabelle Bos iz bırakmadan ortadan kayboldu.

The well-known Dutch actress Isabelle Bos has vanished without a trace.

Click to see more example sentences
iz mark, marking

Bir iz vardı, kırmızı, büyük bir iz.

There was a mark, a big, red mark.

Bu bir ısırık izi miydi?

Was that a bite mark?

Ve ısırık izleri var.

And there were teeth marks.

Click to see more example sentences
iz tracking, track

Susamış ve yorgun fil, annesinin izlerini takip ediyor ama, ne yazık ki yanlış yöne.

Thirsty and exhausted, it follows the tracks of its mother, but sadly in the wrong direction.

Ayrıca iki silah yarası, dört bıçak yarası var, ve gövdenin üzerinde lastik izleri var.

Plus two gunshot wounds, four stab wounds, and a tire track across the upper torso.

Ama ne yazık ki, izlerini örtmekte çok iyi.

But unfortunately, he's good at covering up his tracks.

Click to see more example sentences
iz scar

Görünüşe göre, terk edilmiş Hong Tae Seong'un yetimhaneye girmeden önce yara izi varmış.

The abandoned Hong Tae Seong apparently had the scar before he entered the orphanage.

Yara izi olan adam değer verdiğim her şeyi aldı götürdü.

The man with the scar took everything I ever cared about.

Sadece ufak bir iz.

Just a small scar.

Click to see more example sentences
iz footprint

Bu ayak izleri aynı ağır adam tarafından ya da çok ağır bir yük taşıyan bir adam tarafından bırakıldı.

These footprints were made either by a very heavy man or a man carrying a very heavy burden.

Burada iki farklı ayak izi var.

There's two sets of footprints.

Burada hiç ayak izi yok.

No footprints out here.

Click to see more example sentences
iz trail

Muhteşem kırmızı, mavi ve gümüş roket, mavi gökyüzünde beyaz bir iz bırakarak havalandı.

The great red and blue silver rocket, leaving a white trail against the blue sky.

Şurada bir iz var. belki bu tarafa gitmiştir.

There's a trail over there. Maybe he went that way.

İzler bu tarafa gidiyor müfettiş.

The trail goes this way, inspector.

Click to see more example sentences
iz touch

Hayır, lütfen. Lütfen. Bana dokunmasına izin vermeyin.

No, please, please, you can't let him touch me!

Lütfen bana dokunmasına izin verme.

Please don't let him touch me.

Bana dokunmalarına izin verme, lütfen!

Don't let them touch me, please!

Click to see more example sentences
iz evidence

Elimizde fiziksel kanıt yok, parmak izi yok, cinayet silahı yok ve araba da adamın garajında değil.

We've got no physical evidence, no fingerprints, no murder weapon, and the car isn't in his garage.

Herhangi bir fiziksel kanıt yok tekerlek izi, ayak izi yok.

There's no physical evidence at all no tire tracks, no footprints.

Yetersiz deliller, görgü tanığı, parmak izi, hiçbir şey yok.

Lack of evidence, no witnesses, no fingerprints, nothing.

Click to see more example sentences
iz birthmark

Eğer, bir dövme, doğum izi gibi, başka bir şey görmek isterseniz, söyleyin.

lf you'd like to see something else, a tattoo or birthmark, tell me.

Onunla ilgili herhangi bir şey gördün yara izi, doğum lekesi?

Is there anything that you could see on him scars, a birthmark?

Hayır, sanırım o bir doğum izi.

No, I think that is a birthmark.

Click to see more example sentences
iz indication

kan izleri, beyin-omurilik sıvısı, kan, beyin-omurilik sıvısı amniyotik sıvısı, kan,

I see indications of blood, blood, cerebrospinal fluid, amniotic fluid, blood, more blood

Hala kim olduğuna ya da neden burada olduğuna dair bir iz yok.

Still, there is no indication as to who he is or why he is here.

Ama izler ve beslenme şekli, kurt olduğunu gösteriyor.

But with these tracks and the feeding pattern, indicate wolf,

Click to see more example sentences
iz impress, impression

Orada bir çeşit iz var gibi görünüyor.

Looks like there's some kind of impression there.

Kısmi bir ayakkabı izi buldum.

Got a partial shoe impression.

Burada başka lastik izleri daha var.

There's another set of tire impressions here.

Click to see more example sentences
iz ray

Ray ya da Perry'den iz yok.

Jack: No sign of Ray or Perry.

Ray ve Perry'den iz yok.

No sign of Ray or Perry.

İkimiz de Ray'iz.

We're both Rays

Click to see more example sentences
iz ghost

Bir hayalet, yara izi gibidir Angela.

A ghost is like a scar, Angela.

Ben bir hayalet beni ikna izin hastamı nasıl davranacağını.

I let a ghost convince me how to treat my patient.

Bir hayalet ya da büyücü bile olsan gitmene asla izin vermeyeceğim.

Even if you are a ghost or enchantress, I'll never let you go.

Click to see more example sentences
iz chip

Yukarıda çiplerden bir iz var mı?

Any sign of the chips upstairs?

Fren izleri ve beyaz boya kalıntıları.

Skid marks and white paint chips.

Olay yerinde beyaz boya izleri ve üzerinde Lopez'in parmak izleri bulundu.

White paint chips at the scene, along with lopez's fingerprints.

Click to see more example sentences
iz tail

O şey onu izlerken bizi yakaladı ve saldırdı.

That thing caught us tailing him, and he attacked.

Bull, çık ve onu izle.

Bull, get out and tail him.

Ona bir şey olmasına izin verirsen o kuyruğu bir daha asla sallayamazsın.

If you let anything happen to him, you'll never wag that tail again.

Click to see more example sentences
iz imprint

Ama her bebeğin genetik bir izi var.

But every baby has a genetic imprint.

Bu iz onun işareti.

That imprint is the mark

Jolinar bu izi senin zihninde mi bıraktı?

Jolinar's left this imprint on your mind?

iz kenning

Bize bir dakika izin verir misin, Ken?

Could you give us a moment, Ken?

İzle ve öğren, Ken.

Watch and learn, Ken.

Yardım etmeme izin ver lütfen Ken.

Let me help you, please, Ken.

iz hint

En ufak bir skandal izi bile

Even the slightest hint of scandal

Cesur bir şarap, ince bir zevk izi var ve sunumdan yoksun.

A bold wine with a hint of sophistication and lacking in pretensión.

Vişne ve gübre izleri.

Hints of cherry and manure.

iz suggestion

Ben ne yaptım Lizbon Şefi önerilen ve koştu sol parmak izleri,hakkı için ve işe yaradı.

I did what Chief Lisbon suggested and ran the left-hand fingerprints for the right, and it worked.

Bıçak yarası izleri solak olduğunu gösteriyor.

Stab wounds suggest that he's left-handed.

Diş izleri, iki yamyamı gösteriyor.

The teeth marks suggest two cannibals.

iz path

Her gezegen Güneş'in etrafında kesin bir yol izler. Ve bu bizim için iyi bir şeydir.

Each planet stays on a precise path around the Sun, and for us, that's a good thing.

Geri dön, adamı baştan çıkar. Bu yolu izle.

Go back, seduce the guy, follow this path"

iz stamp

Her aktivasyon kaydediliyor. Elektronik bir zaman izi oluşturuyor.

Each activation is recorded, prompting an electronic time stamp.

Pasaportunda babanın izin damgası var mı?

Father's permission stamped in your passport?

iz dash

Yakışıklı, havalı Chhainu beni izle

Handsome, dashing Chhainu.. foIlow me..

iz clue

Hayır, hiç iz yok.

No, not a clue.

iz taint

O benim babam, kardeşim, taints ve bu gelecekte Carraday izler.

That taints my father, my brother, and any future Carraday that follows.