Turkish-English translations for izin:

letting · allowance, allowed, allowing · excuse · permission · okay · leave · permitted, permit · day off · authorization · pass · consent · furlough · approval · green · holiday · vacation · sanction · toleration · discharge · other translations

izin letting

Lütfen baba, izin ver sana bir soru sorayım lütfen bu kez lütfen, lütfen, bana gerçeği söyle

Please Papa, let me ask you one question and please this time please, please, tell me the truth

Sana bir şey söylemem izin ver Tom.

Well, let me tell you something, Tom.

Tatlım, sana bir şey olmasına asla izin vermeyeceğim.

Honey, I am not gonna let anything happen to you.

Click to see more example sentences
izin allowance, allowed, allowing

Bir bilim adamı olarak, hayır, bir insan olarak bunun olmasına izin veremem!

As a scientist, no, as a human being, I can't allow that to happen!

Ama doktor buna izin vermedi.

But the doctors wouldn't allow it.

Peggy buna asla izin vermez!

Peggy would never allow that!

Click to see more example sentences
izin excuse

Ve eğer izin verirsen, o çok özel insan beni bekliyor.

So if you'll excuse me, that very special somebody is waiting for me.

Bize izin verir misiniz, lütfen?

Will you excuse us, please?

Kaptan, anne bize biraz izin verir misiniz lütfen?

Captain, Mom. Will you excuse us, please?

Click to see more example sentences
izin permission

Tamam o zaman bize kredi kartlarını kontrol etmemiz için izin veriyorsun değil mi? Tamam.

Okay, then you're giving us your permission to check your credit cards, right?

İzin istiyorsun, ve ben sana bunu veremem.

You want permission, and I can't give you that.

size kim izin verdi onu gömmeniz için?

Who gave you permission to bury him?

Click to see more example sentences
izin okay

Peki, izin ver sana küçük bir sır vereyim, tamam mı?

Well, let me let you in on a little secret, okay?

Bunu yapmana izin veremem, tamam mı?

I can't let you do this, okay?

Bir dakika izin ver, tamam?

Let's just take a minute, okay?

Click to see more example sentences
izin leave

Sevgili Sam, seni seviyorum ve beni terk etmene izin veremem.

Dear Sam, I love you and I can't let you leave me.

Bu kesinlikle bir iz bırakacak.

That will definitely leave a mark.

Bay Başkan, filoyu terk etmek için izin istiyorum.

Mr. President, I request permission to leave the fleet.

Click to see more example sentences
izin permitted, permit

İzin mi? Bir dahaki sefer için iyi bir fikir.

A permit? that's a good idea for next time.

Peki o zaman parti için izin almak istiyorum.

Okay, then I want a permit for a party.

Ama eğer izin verirseniz

But if you permit me

Click to see more example sentences
izin day off

Bugün burada değil, bugün onun izin günü.

She's not here today, it's her day off.

Bu yüzden bir gün izin al, tamam mı?

So, hey. Take the day off, all right?

Evet ama şu an orada değilim. İzin aldım.

Yes, I'm not there now, I took the day off.

Click to see more example sentences
izin authorization

Yönetmelikler, bunun için özel izin gerektirir efendim.

Regulations require special authorization for that, sir.

O zaman onu sorgulayabilmem için izin al.

Then get authorization for me to question him.

Sen izin vermedin mi?

You didn't authorize that?

Click to see more example sentences
izin pass

O zaman korkarım ki geçmenize izin veremem.

Then I'm afraid I cannot let you pass.

Lütfen izin verin geçelim!

Please, just let us pass.

Yüzler yok, verilen not yok, parmak izi yok.

No faces, no passing notes, no prints.

Click to see more example sentences
izin consent

Bu yüzden Tanrı uzun izin formlarını icat etti.

But that's why god invented the long consent form.

Sadece izin formu, bayan.

Just a consent form, ma'am.

Bir izin formu imzaladın.

You signed a consent form.

Click to see more example sentences
izin furlough

Sorun bu izin değil efendim.

It's not the furlough, sir.

Kısa süreli bir izin ayarlayabilirim.

I can arrange a short furlough.

Senin için izin almaya çalıştım, ama annen işi yokuşa sürdü.

Tried to get you furloughed, but your mom squashed it.

Click to see more example sentences
izin approval

Bayan K. buna izin vermezdi.

Mrs. K wouldn't approve.

Nefes izi onaylandı.

Breath print approved.

Martin ve Kai izin vermeli.

Martin and Kai have to approve.

Click to see more example sentences
izin green

Alvin Green'den bir iz yok.

No sign of Alvin Green.

Kötü ayrıştırılmış karbon çeliğine ait izler bulduk anterlin bazlı Pullman yeşil boya içeriyordu.

We found traces of badly-degraded carbon steel mixed with a lead-based Pullman Green paint.

Yeşil kayagüllerinin arasında, bir geyiğin izini sürüyordu.

A deer among the green rockrose, he was following.

Click to see more example sentences
izin holiday

Bireysel bir ofis ve her yıl bir ay izin.

An individual office, and one month holiday a year.

Bütün yargıçlar hafta sonu için erkenden izin aldı.

All judges took off early for the holiday weekend.

izin vacation

Bir gün izin aldı.

He took a vacation day.

Üç hafta izin, Belize'de yıllık inzivaya çekilme.

Three weeks vacation, yearly retreat in Belize.

izin sanction

Sana izin verilmişti, Martin.

You were sanctioned, Martin.

izin toleration

Demokratik bir ülke anarşiye ve kargaşaya asla izin vermez.

A democratic country will never tolerate anarchy and chaos

izin discharge

Yara izi ve cerahat boşalımı yok, NAAT testide negatif çıktı.

Stupid No scarring, no purulent discharge, and the NAATs were negative.