Turkish-English translations for kötü:

badly, bad · worse · evil · mean · awful · nasty · horrible · poorly, poor · wicked · wrongful, wrong · sorry · villainous, villain · lousy · stinking · hard · off · ugly · ill · rough · unfortunate · dark · black · malign, malignant · miserable · vicious · rotten · hateful · foul · maliciously, malicious · sinful · bitter · sinister · dread · poisonous · beastly · malevolently, malevolent · wretched · horrid · crummy · perverted · harmful · corrupt · gross · unholy · vile · obnoxious · fatal · misuse · amiss · execrable · harsh · haunted · hopeless · indifferent · hellish · unwell · worthless · other translations

kötü badly, bad

Tamam önce iyi haberleri vereceğim ama o kadar da iyi değil, ama kötüden daha iyi.

Okay, I'll give you the good news first, which is not that good, but it's better than the bad.

Evet ama hep böyle kötü değil.

Yeah, but it's not always that bad.

Çünkü çünkü ben kötü bir adamım.

Because Because I am a bad man.

Click to see more example sentences
kötü worse

Dışarıda daha başka bir şey var, daha kötüsü, çok daha kötüsü, ve benim peşimden geliyorlar.

There's something else out there, something worse, it's much worse, and they're coming for me now.

Yani, daha kötüsü ne olabilir?

Yeah, well, what could be worse?

Aslında durum bundan daha kötü.

Actually, it's worse than that.

Click to see more example sentences
kötü evil

Romantizm var, aksiyon var iyi ve kötü arasında bir çeşit savaş var.

There's romance, there's action, there's kind of battle between good and evil. Stop!

Dünyada çok kötü insanlar var Tommy.

There's evil people in this world, Tommy.

Sen kötü, kalpsiz bir canavarsın. Yani aslında çok ortak noktamız var.

You are an evil, heartless troll, so, actually, we have a lot in common.

Click to see more example sentences
kötü mean

Hayır, demek istediğim bu gerçekten kötü bir zaman.

No, I mean, this is a really, really bad time.

Neden? Kötü bir şey mi söyledi?

Why, did she say something mean?

Bu pek çok kötü şey anlamına gelebilir.

This could mean a lot of very bad things.

Click to see more example sentences
kötü awful

Bir şey düşünmüyorum, ama bir süre önce çok kötü kavga ettiklerini duydum.

I don't think anything but I heard an awful fight in there a while ago.

Yani, seni hiç bu kadar kötü bir halde görmemiştim.

I mean, I've never seen you look so awful.

Sen çok kötü bir şey yaptın.

You did an awful thing.

Click to see more example sentences
kötü nasty

Bu büyük, kötü dünya pis insanlarla dolu ve kötü şeyler oluyor.

This is the big, bad world full of mean people, where nasty things happen.

Ah, evet, gibi bu kötü, değil mi

Oh, yeah, you like it nasty, don't you?

Ve o zamandan beri kötü bir boşanma yaşıyoruz.

And we've been in a nasty divorce ever since.

Click to see more example sentences
kötü horrible

Bence çok kötü bir fikir bu ama başka ne yapabiliriz?

I think it's a horrible idea, but what else is there to do?

Çok kötü bir hata yaptım, değil mi?

I just made a horrible mistake, didn't I?

Ama çok kötü de değil.

But it's not horrible.

Click to see more example sentences
kötü poorly, poor

Ne söyledi? "yoksullar o kadar da kötü değil," dedi.

What did he say? He said, "the poor ain't so bad.

Fakir olmak kötü birşey değil.

It's not bad to be poor.

Kötü bir şaka.

A poor joke.

Click to see more example sentences
kötü wicked

Paul altın bir kalbe sahip dürüst bir adam ve kötü bir mizah anlayışı var.

LAUGHTER Paul's a good, honest man with a heart of gold and a wicked sense of humour.

Dünya çok kötü bir yer, Mösyö Poirot.

The world is a wicked place, Monsieur Poirot.

Kötü kalpli cadı bizi kaçırdı..

The wicked witch has kidnapped us

Click to see more example sentences
kötü wrongful, wrong

İyi ya da kötü, doğru ya da yanlış, bildiğim tek şey bu.

Good or bad, right or wrong, it is the only one that I know.

Sen hiç yanlış bişey yapmadın ya da kötü.

You've never done anything wrong or bad ever.

Hayır, kötü bir gece değil.

No, it's not the wrong night.

Click to see more example sentences
kötü sorry

Hey, Yüzbaşı dinleyin, bu gece için gerçekten üzgünüm buralar gerçekten çok kötü.

Hey, listen, captain. I'm really sorry about tonight. It's really bad around here.

Özür dilerim. Sadece Kötü bir gün geçiriyorum.

I'm sorry, I'm just having a bad day.

Tüm bu kötü haberler için üzgünüm.

I'm sorry for all the bad news.

Click to see more example sentences
kötü villainous, villain

Yani diyorsun ki o gerçekten iyi bir süper kötü olabilir.

So what you're saying is he could be a really good super villain.

Kötü adamsın sen ve her zaman öyle kalacaksın.

You're a villain, and you're always be a villain.

Tarihte ilk kez bir kahraman ve bir kötü adam birleşti.

For the first time in history... .hero and villain compromised.

Click to see more example sentences
kötü lousy

Biliyor musun Paula, her zaman kötü bir yalancı oldun.

You know, Paula, you always were a lousy liar.

Çok da kötü bir yalancısın.

And you're a lousy liar, too.

Üzgünüm çok kötü bir erkek arkadaştım.

I'm sorry I was a lousy boyfriend.

Click to see more example sentences
kötü stinking

Her şey her şey kurumuş kan gibi kapkara oldu ve bir şeyler kötü kokmaya başladı.

Everything. Everything got very black, like dried blood. And something started to stink.

Sen bir korkaksın ve nefesin çok kötü kokuyor!

You're a coward, and your breath stinks!

Bu güzel bir kötü koku gibi.

This is, like, a good stink.

Click to see more example sentences
kötü hard

Çok zor bir gece geçirdim ve çok kötü hissediyorum.

I've had a very hard night. And I feel terrible.

Burada kötü bir zaman geçirdim.

I've had a hard time here.

Evet, kötü bir şekilde.

Yeah, the hard way.

Click to see more example sentences
kötü off

Ellerini o küçük kızdan çek Anne o kötü bir şey yapmadı.

Take your hands off that little girl! Mom, he didn't do anything bad!

Kötü ruhları kovan geleneksel bir Çin hediyesi, öyle değil mi?

A traditional Chinese gift to ward off evil spirits, isn't it?

En kötü ben değilim!

I'm not worst off!

Click to see more example sentences
kötü ugly

Aman Tanrım, o, çirkin, şişman ve o kötü dişleri var.

Oh, my God, he's fat, ugly, and he got bad teeth.

Kız olarak doğmak zaten kötü, ama çirkin ve zeki olarak doğmak

It's bad enough being born a girl, but being born ugly and clever

İyi şeyler, kötü, çirkin, güzel şeyler

Good things, bad, ugly, beautiful things

Click to see more example sentences
kötü ill

Buraya gel, Yardım et! kendini biraz kötü hissediyor, onu tutun!

Come here, help! He's feeling ill, hold him up! Help me!

Çok az ve çok kötü.

A little, and very ill.

Sonra çekim birden durdu çünkü Elizabeth çok kötü hastalanmıştı.

And then filming suddenly stopped because Elizabeth fell terribly ill.

Click to see more example sentences
kötü rough

Kötü bir öğleden sonra geçirdim, tamam mı?

I've had a rough afternoon, all right?

Kötü bir zaman geçirdin.

You've had a rough time.

Kötü muamele için özür dilerim.

So sorry for the rough treatment.

Click to see more example sentences
kötü unfortunate

Ne yazık ki, bazı insanlar her şeyi kendilerine istiyorlar. Bu, çok kötü bir şeydir.

But unfortunately, some people want everything for themselves and this is very bad

Ne yazık ki kötü haberlerim var.

I have bad news, unfortunately.

Ne yazık ki kötü olanlar hep işleri herkes için berbat ederler, değil mi?

Unfortunately the bad ones always ruin it for everyone, don't they?

Click to see more example sentences
kötü dark

Baba, bu dava geçen sefer seni çok kötü bir yere götürdü.

Dad, this case It took you to such a dark place last time.

Evet ama ne kötü bir düşünce.

Yes, but what a dark thought.

Ne kötü bir düşünce.

What a dark thought.

Click to see more example sentences
kötü black

Siyah ve beyaz, iyi ve kötü, doğru ve yanlış.

Black and white, good and evil, right and wrong.

Sadece siyah ve beyaz veyahut iyi ve kötü değil.

Not just black and white or good and evil.

Siyah, beyaz, iyi ve kötü atlar!

Black, white, good and bad horses!

Click to see more example sentences
kötü malign, malignant

Dün yaptığımız muayeneden sonra Cole'un göğsünde kötü huylu bir melanom bulduk.

After our examinations yesterday, We discovered a malignant melanoma on cole's chest.

Sana da iyi günler, seni kötü, sarı cüce.

And good day to you, you malignant yellow dwarf.

Fakat bu kötü huylu.

But this one is malignant

Click to see more example sentences
kötü miserable

Gidiyorum, çünkü sen zavallısın ve kötü bir gün geçiriyoruz.

I'm leaving because you're miserable and we're having a bad day.

Oliver muhtemelen şu anda olduğundan daha kötü olacak.

Oliver will probably be more miserable than he is now.

ama ne yazk ki, ülkemde, hayat çok sefil bu ölümden daha kötü.

But sadly, in my country, Iife is so miserable it might be worse than death.

Click to see more example sentences
kötü vicious

Biliyorum kötü bir şey yaptım. Ama o vahşi bir hamster'dı.

I know it was bad, but this was a vicious hamster.

Son derece kısır ve kötü bir ruhtur.

An extremely vicious and evil spirit.

Çoğu erkek zayıf, kötü niyetli ve tehlikeli.

Most men are weak and evil and vicious.

Click to see more example sentences
kötü rotten

Yoksa köpek gibi çok yumuşak mı? Yoksa çürük meyve gibi, kötü yumuşak mı?

Was it good soft, like a puppy or was it bad soft, like rotten fruit?

Bence sen kötü birisin!

I think you're rotten!

Sen kötü bir polissin.

You're a rotten cop.

Click to see more example sentences
kötü hateful

Dinle, içimde çok kötü bir his var ve ilk seferin için gerçekten nefret

Okay, look, I've got a really bad feeling here, and I would hate for your first time

Lütfen benden nefret etme, çok kötü bir şey yapmış olabilirim.

Please don't hate me, But i-i may have done a bad thing.

Kötü adam olmaktan nefret ediyorum. Çünkü

I hate being the bad guy, because

Click to see more example sentences
kötü foul

Kötü bir koku gibi.

Foul. Like a bad smell.

Bayanlar ve baylar, Uçaktaki kötü koku sebebiyle,

Ladies and gentlemen, due to the foul odor aboard,

Bu görüp göreceğiniz en kötü, zalim ve huysuz kemirgen.

That's the most foul, cruel and bad-tempered rodent you ever saw.

Click to see more example sentences
kötü maliciously, malicious

Bu çok kötü bir hata, fakat kötü niyetli bir hareket değildi.

This has all been a terrible mistake, but not a malicious act.

İnsanlar bencil, mantıksız, inatçı, kötü niyetli olabilir.

People can be selfish, irrational, stubborn, malicious.

Tek bir tane yolladım ama kötü bir niyetim yoktu.

I sent him one, but it wasn't malicious.

Click to see more example sentences
kötü sinful

Dünyada ki en kötü günah değil ya.

It's not the worst sin in the world.

Geleneksel bir Pakistanlı için bir Amerikalı ile evlenmekten daha kötü olan tek bir günah olduğunu anlamalısın.

You have to understand, for a traditional Pakistani, there's only one sin worse than marrying an American.

Tanrım, çok kötü bir günah işledim!

Oh Lord, I've committed a terrible sin!

Click to see more example sentences
kötü bitter

Sen mutsuz kötü bir adamsın, Jimmy Lisbon.

You're a sad, bitter man, Jimmy Lisbon.

Evet, tadı çok kötü, kesinlikle acı.

Yeah, that tastes bad, definitely bitter.

Sonsuza dek genç ve taze kalan bir kan verici, ancak ağızda sonra kalan kötü tat olmadan.

A blood donor that stays young and fresh forever, but without the bitter aftertaste.

Click to see more example sentences
kötü sinister

Ve biz de seni durdurmaya çalışan kötü hükümet ajanları değiliz, tamam mı?

And we're not some sinister government agents trying to stop you, okay?

Yoksa daha başka belki de daha kötü bir maksadı olabilir mi?

Or could there be another, perhaps more sinister, motive for their interest?

Hayır hayır hayır bu kötü birşey değil.

No. No, no, no. It's nothing sinister.

Click to see more example sentences
kötü dread

Ama onun dışında çok kötü bir hata yaptım.

But otherwise I have made a dreadful mistake.

Geçmiş hayatımda çok kötü şeyler yaptım Örümcek Adam.

In my past life I did Many dreadful things spider-man.

Çok kötü bir hata yaptın, Kal-El.

You have made a dreadful mistake, Kal-El.

Click to see more example sentences
kötü poisonous

Evet, çok kötü bir zehir.

Yes."It's a horrible poison.

Zehirli bir yılan bile kötü değildir.

Even a poisonous snake is not bad.

Önce o kötü cinayet, sonra Bay Albert'in zehirlenmesi.

First that nasty murder, then Mr Albert poisoned,

Click to see more example sentences
kötü beastly

Canavar, Angelus ve şimdi onlardan da kötü birşey.

The Beast and then Angelus and now there's something worse.

Kötü kavrama ile bu eski canavar?

That old beast with the bad clutch?

Seni kötü canavar!

You evil beast!

Click to see more example sentences
kötü malevolently, malevolent

Bu bir "sol-el yolu", kötücül eylem.

This is "left-hand path", malevolent practice.

Ve bu bilinmeyen iyi huylu da olabilir kötü niyetli de.

And the unknown can be benign. .or malevolent.

Görünmez, gökyüzünün ötesinde kötü kalpli bir güç gibi.

Invisible, like a malevolent force beyond the firmament.

Click to see more example sentences
kötü wretched

Ben hiç görmedim böyle kötü beyaz millet, Sadece sefil.

I have never seen such poor white folks just wretched.

Çok kötü bir yalancısın, biliyorsun değil mi?

You're really a wretched liar, aren't you?

Bu kötü bir başlangıç oldu!

This is a wretched beginning!

Click to see more example sentences
kötü horrid

Ama kötü, korkunç bir cadı onu bir beygire dönüştürdü.

But a miserable, horrid witch turned him into a nag.

Bugün herkes çok kötü Arthur amca.

Everyone's so horrid today, Uncle Arthur.

İntihar etmek için kötü bir yol.

Horrid way to commit suicide.

Click to see more example sentences
kötü crummy

Yani bu rutubetli oda bile o kadar kötü değil.

I mean, even this crummy little room ain't so bad.

O herif kötü bir Wyatt Earp taklidi!

That guy was a crummy Wyatt Earp!

Andy sana kötü haberlerim var.

Andy, I got some crummy news.

Click to see more example sentences
kötü perverted

Benden daha kötü bir sapık!

He's a worse pervert than me!

Sen bir fetişistsin! Bir sado-mazoşist, ya da daha kötüsü pezevenk!

You're a fetishist a sadomasochist, or even worse, a pervert!

AIDS bir vebadır Bu kötü yaşam şekilleri bırakılmalıdır

AlDS is a plague. These perverted Iifestyles have to stop.

Click to see more example sentences
kötü harmful

Lütfen, Bay Finley, kötü bir niyetim yok.

Please, mr. Finley, i mean you no harm.

Bana ihanet etti, daha da kötüsü, sizi de tehlikeye attı.

He betrayed me, and worse, he put you in harm's way.

Tamam, Djay. Kötü bir niyetim yoktu.

Okay, Djay, I didn't mean no harm.

kötü corrupt

Yahudi bizi kötü kitaplar aracılığıyla kötüledi.

The Jew corrupted us through bad books.

Biz kötülüğe yatırım yapıyoruz Bay Roper.

We are investing in corruption, Mr. Roper.

Kötü arkadaşlar bozdu beni.

Bad company has corrupted me.

kötü gross

Baba ile biraz flört etmek isteyebilirsin ama kötü bir biçimde değil.

With the father, you wanna flirt a little, but not in a gross way.

Ama kötü yemek yemek?

But eating gross food?

Yine kötü kokuyorsun, Arthur.

Gross. You stink again, Arthur.

kötü unholy

Matt ve oğullarının kötü bir şöhreti var.

And matt and his sons have an unholy reputation.

Tanrı kötü bir domuz.

God is the unholy pig.

Ya da Hokkienlilerin dediği gibi."Kötücül" bir şey.

Or as the Hokkien people say, something "unholy.

kötü vile

Ben çok kötü, korkunç, iğrenç şeyler yaptım

I've done terrible, horrible, vile things.

Langırt kötü insanlar için kötü bir oyun.

Foosball is a vile game for vile people.

Bir zamanlar kötü haldeydi.

It was once vilely used.

kötü obnoxious

Biliyorum biraz sevimsiz biri ama o kadar da kötü değil.

Look, I know she's obnoxious, but, you know, she's not all bad.

Sana göre ben aptal, kötü, baskıcı bir palyaçoyum, değil mi?

You think I'm just some Dumb, obnoxious, overbearing clown, right?

kötü fatal

Hayır."Kötülüğün, kıskançlığın ve hayal kırıklığının bir karışımı," "o anında ölümcül ve panzehirsizdi

No. A mixture of malice, jealousy and disappointment, it was instantly fatal and without antidote.

Kötülüğün bir karışımı, kıskançlık ve düş kırıklığı, o anında ölümcül ve panzehirsizdi

'A mixture of malice, jealousy and disappointment, 'it was instantly fatal and without antidote.'

kötü misuse

Onu oğlum gibi sevmedim mi ya da onu kendi amaçlarım için kötüye kullandım mı?

Did I love him like a son or did I misuse him for my own purposes?

Gerçek şu ki, sen güçlerini kötüye kullandın.

The fact is that you misused your powers.

kötü amiss

Umarım kötü bir şey yoktur.

I hope nothing is amiss.

kötü execrable

Dükün vefatından beri çok kötü.

Execrable, since the Duke's demise.

kötü harsh

Benim kendi oğlum, bana bir yabancı gibi davrandı. Sen bana neden hep kötü davrandın, Büyükanne?

my own son treated me like a stranger why were you always so harsh with me, grandma?

kötü haunted

Kötü geçmiş, işte bu.

Haunted past, that's it.

kötü hopeless

Umutsuz ve kötü bir yazar Bunker Hill'de ucuz bir otelde çürüyor.

A hopelessly bad writer buried in a cheap hotel on Bunker Hill.

kötü indifferent

En kötü adam uzun zamandır gözlülük ve kayıtsızlıkla kokuşmuştur.

The worst of man has long been fetid with greed and indifference.

kötü hellish

Bunlar kötü, şeytani piç kurularıydı.

These were evil hellish bastards.

kötü unwell

Ve muhtemelen kötü hissediyor!

And probably he's feeling unwell!

kötü worthless

Evet, kendini kötü hissedip eleştirilmektir.

Yes feels the yourself worthlessly Elethtirilmektir.