Turkish-English translations for küçük:

little · small · mini · tiny · baby · kid · young · minor · younger · child · junior · slight · toy · petty · wee · fine · Petit, petite · less · miniature · peanut · remote · infant · compact · dinky · trivial · piddling, piddle · snug · Piccolo · one-horse · goblin · trifling · other translations

küçük little

Orada senin için de küçük bir şeyler var.

There's a little something in there for you too.

Ne yani, küçük bir kız olacaksın?

So, what, are you gonna be a little girl?

Sadece küçük bir bebek.

That's just a little baby.

Click to see more example sentences
küçük small

Dünya çok küçük. Ve pek de iyi bir dünya değil.

Just a small world, and not a very good one.

Bu bana çok küçük.

It's too small for me.

Küçük bir şehir gibi.

It's like a small town.

Click to see more example sentences
küçük mini

Bana söylemek istediğin bir şey var belki küçük bir şey?

Is there anything you want to tell me about today? Maybe just one thing?

Biliyor musun, bugün küçük bir kız benim hakkımda "Öldürüldü mü" diye sordu.

You know, today a little girl asked about me "Did she get killed?

Bana Küçük John derler.

They call me Little John.

Click to see more example sentences
küçük tiny

Ve o çok büyük ve sen çok küçüksün, ve ben

And he's so big and you're so tiny, and I just

Ah, Tanrı hepinizi korusun, ve, Tanrı küçük Tim'i korusun.

Um, God bless everyone, and, uh, God bless Tiny Tim.

Ateş yok, o yüzden bulması zor küçük bir enfeksiyon olmalı.

No fever, so it's gotta be a tiny infection, hard to find.

Click to see more example sentences
küçük baby

Bu senin annen ve küçük kız kardeşin hakkında Ve tam da şimdi sana ihtiyaçları var.

This is about your mother and your baby sister and they need you right now.

Küçük bir bebek?

A little baby?

Ne sevimli küçük bir bebek!

What a cute little baby!

Click to see more example sentences
küçük kid

Ve ben küçük bir çocuk iken, Ben tıpkı onun gibi olmak istedim.

And when I was a little kid, I wanted to be just like him.

Bu, küçük çocuklar için falan değil mi?

Isn't that for, like, for little kids?

O zavallı küçük çocuklar bile

Even those poor little kids

Click to see more example sentences
küçük young

Bir karısı ve küçük bir oğlu var.

He's got a wife and a young son.

Bunun için çok küçük.

She's too young for this.

Görüyorum ki nazik genç adam bu küçük balıkları çok istiyor.

I can see the nice young man really wants those little fish.

Click to see more example sentences
küçük minor

Sanırım az önce küçük bir kalp krizi geçirdim.

I think I just had a minor heart attack.

Tamam, dinle şimdi beni. Küçük bir aksilik yaşadın sadece.

Okay, listen to me, this is just a minor setback.

Küçük bir şey değil, büyük bir tane.

Not a minor one, but a major.

Click to see more example sentences
küçük younger

Biliyorum, benim kızım daha küçük ama belki bir araya gelmeleri onlar için eğlenceli olabilir.

I know my daughter's a little younger, but it would be fun for them to get together, maybe.

O da benim küçük kardeşim

He is my younger brother

Küçüktüm, sizden daha da küçük, sekiz ya da dokuz yaşında.

I was small, younger than you are now, eight or nine.

Click to see more example sentences
küçük child

Ama artık küçük bir çocuk değil.

But he isn't a small child anymore.

İkinci eş, bu küçük bir çocuk için çok pahalı.

Second Wife, this is too expensive for a small child.

Bir anne, bir müdür ve küçük bir çocuk.

It's been a mother, a manager, and a young child.

Click to see more example sentences
küçük junior

Ben bir tam ortağım ve sen küçüksün.

I'm a full partner and you're a junior.

Küçük Junior, sen ölü doğmuşsun.

Little Junior, you were born dead.

Günaydın patron ve küçük patron.

Good morning, boss, junior boss.

Click to see more example sentences
küçük slight

Öyle görünüyor ki otorite ile ilgili küçük bir problemin var.

It seems you have a slight problem with authority.

Sen benim küçük kız kardeşimsin, ben de biraz büyük ablan.

You're my younger sister. I'm your slightly older sister.

Bay Fox, küçük bir sorunumuz var.

Señor Fox, we have a slight problem

Click to see more example sentences
küçük toy

Ve siz de fark edeceksiniz sadece bu odada değil ama her yerde küçük oyuncaklar var.

And. .you'll notice that. .not only in this room but everywhere, there are little toys.

Haksızlık!O zaman ben dört küçük oyuncak alırım.. ve Lisa bir küçük ve bir orta boy oyuncak alır.

No fair! Then I get four small toys and Lisa gets one medium and one small. What?

Küçük bir de oyuncağı var.

And it's got a little toy.

Click to see more example sentences
küçük petty

Sence de küçük bir hırsızlık için bu biraz fazla değil mi?

You don't think that's a little extreme for petty theft?

Ama hem küçük bir hırsızlık, güzel bir doğum günü olmadı mı?

But besides the petty larceny, didn't you have a nice birthday?

Burada ve orada küçük suçlar.

Petty crimes here and there.

Click to see more example sentences
küçük wee

Bu bir söz, küçük adam.

That's a promise, wee man.

O zavallı küçük kız.

That poor wee girl.

Bu da küçük Harriet mı?

Is this the wee Harriet?

Click to see more example sentences
küçük fine

Hoş bir bayan ve aşk denen o küçük şey.

A fine lady and a little thing called love.

Ne güzel bir karşılama küçük kardeşim.

That's a fine welcome, little sister.

Küçük bir kafes iyi olur.

A little box will be fine.

Click to see more example sentences
küçük Petit, petite

Bir dul ve üç küçük çocuk adına dilekçe veririm.

Petitioned by a widow and three small children.

Belki başka bir zaman, Andy. ve küçük Manet orada.

Perhaps some other time, Andy. there and un petit Manet there.

Üzgünüm, bayım. Ben küçük Asyalı bir kadınım.

I'm sorry, sir, I am a petite Asian woman.

Click to see more example sentences
küçük less

Küçük, ama daha az işin olacak. Sana çok daha az çıkacak.

It's small but, you know it's going to be a lot less work.

Onun gibi küçük bir odada iki dakika, belki daha az.

Small room like that, two minutes, maybe less.

Bundan çok daha küçük bir şey için.

And for a lot less than that.

Click to see more example sentences
küçük miniature

Böyle minyatür, küçük kıvırcık saçlı, küçücük insanlarla!

Like little miniature, tiny little curly-haired miniature people!

Küçük minyatür polisler.

Little miniature cops.

Küçük çaplı bir Big Bang.

It's a miniature Big Bang!

Click to see more example sentences
küçük peanut

Fıstıklı çikolata, küçük çikolatalar, dört şişe şarap, yarım şişe rom ve dokuz kraker.

Chocolate peanuts, small chocolate bars, four bottles of wine, half bottle of rum and nine crackers.

Babası küçük fıstığı için bir tane kazanacak.

Daddy's gonna win one for his little peanut.

Küçük para ama bizim için büyük değil mi?

Peanuts But big money for us, right?

Click to see more example sentences
küçük remote

Birisi bana uzaktan kumandalı küçük bir helikopter verdi.

Somebody gave me a little remote control helicopter.

Kendisinde küçük bir uzaktan kumanda var.

He's got himself a little remote control.

Saint-Bonnet'deki Saint-Julien. Saint-Julien, Fransız Alpleri'nde hayvancılıkla uğraşan küçük bir köy.

Saint-Julien and Saint-Bonnet, in this remote little sheep-herder village in the French Alps.

Click to see more example sentences
küçük infant

Şimdi izin verirsen, beni bekleyen bir hanım, iki küçük kız ve bir bebek var.

Now, if you'll excuse me, I got a lady, two little girls, and an infant waiting for me.

Bebek de değil, küçük bir kız.

And not an infant, a little girl.

Oh, zavallı küçük çocuk.

Oh, poor small infant child

Click to see more example sentences
küçük compact

Bomba küçük ama güçlüymüş.

That bomb was small, compact.

Küçük ve kısa.

Small and compact.

Çok küçük. Brando, Seth'e tapardı.

Oh,he's so compact. an areSe.

küçük dinky

Cambridge'd e küçük bir kulübe?

A dinky little cottage in Cambridge?

Ama, kocam küçük minicik ve onun periskobu da biraz paslı..

But, he's a little dinky and his periscope's a little rusty

küçük trivial

Önemsiz gibi görünse bile en küçük detay bile yardımcı olabilir.

Even if it seems trivial, the smallest detail can help.

Küçük detaylar önemsiz değildir.

The small details aren't trivial.

küçük piddling, piddle

O küçük kupada değil.

Not in that piddling cup.

Görürsün. Bu küçük badireyi atlatacağız.

We'll rise above this piddling peccadillo!

küçük snug

Evet şimdi rahat ve huzurluyuz. Kabuğun içinde bir, iki, üç, dört beş, altı ve yedi küçük bezelye

Now that we're all snug and cozy, likeone, two, three, four, five, six, seven little peas in a pod

Küçük sıcacık bir çiftliğim var.

I've got a snug little farm.

küçük Piccolo

Küçük bir sandviç büyük ve güçlü bir erkeğe.

A piccolo sandwich for a very strong man.

Sadece küçük bir parça, piccolo pezzo.

Just... Just a little piccolo pezzo.

küçük one-horse

Biri Amerikan Atı ve diğeri de oğlun Küçük Köpek tarafından.

One by American Horse and one by your son, Little Dog.

Aptal sıkıcı, sessiz sıkıcı ve küçük sıkıcı yer.

Stupid, boring, quiet, boring, one-horse, boring town.

küçük goblin

Buraya gel seni küçük korkunç cin!

Come here, you horrible little goblin!

Sadece kayalar ve toz ve küçük ağaçlar ve mini minnacık cinler.

Just rocks and dust and trees and tiny little goblins.

küçük trifling

Küçük, önemsiz bir mesele.

It's a trifling little affair.