küflenmiş

Muhtemelen ölü fareler ve küflenmiş ekmek.

Probably dead rats and moldy bread.

Ona kendin gibi küflenmiş, güvelenmiş bir tüccar bul.

Find her a merchant. A musty, moth-eaten man like yourself.

Küflenmiş gibi görünmüyor, Daha çok şey paslanmış gibi.

It doesn't look like mold, it's more like rust.

Hadi ama, hepsi küflenmiş.

Come on, they're all moldy.

birde küflenmiş bir parça peynir.

and a moldy piece of cheese.

Bazı birimler apartmanında içeriye kapatılmış eski küflenmiş bir ceset bulmuş.

Since some units by his apartament found moldy old corpse sealed inside.

Küflenmiş kök ha?

Root rot, huh?

Beni gözüyle süzer ve küflenmiş sünger gibi kokardı.

Eye-screwing me and smelling like old sponge.

Şu moruğun ucuz kokusu ve küflenmiş dölü gibi kokuyorsun.

You reek of that geezer's cheap scent and mildewed cum.