Turkish-English translations for kırık:

broken · fractured, fracture · cracked, crack · break · split · other translations

kırık broken

Evet. Bunun anlamı biz hâlâ burada sıkışmış durumdayız ve bacağım hâlâ kırık.

Yeah, it means we're still stuck here, and I still have a broken leg.

Linda Stansbury adında bir hastayı tedavi Ekim ayında geri kırık bir bilek için.

You treated a patient named Linda Stansbury back in October for a broken wrist.

İnan bana, kırık filan yok.

Trust me, they're not broken.

Click to see more example sentences
kırık fractured, fracture

İç kanaması ve çenesinde çatlak var. Ağır bir sarsıntı geçirdi ve birkaç kaburgası kırık.

He has a deep internal cut, a fractured jaw, a severe concussion and several broken ribs.

Biz o bir omurilik kırığı var olduğuna inanıyorum.

We believe that he has a spinal fracture.

Charlie, iki numaralı yatakta açık kırık var.

Charlie, I got an open fracture on bed two.

Click to see more example sentences
kırık cracked, crack

Tek bir lahana yaprağı, kırık bir kahve fincanı ya da bir peçete.

Not a single cabbage leaf or cracked coffee cup or table napkin.

Çatlak kaburgalar ve kırık bir çene.

Cracked ribs and a broken jaw.

O kırık ayna, bir çocuğun yüzüne benziyor.

That cracked mirror looks like a kid's face.

Click to see more example sentences
kırık break

Güzel temiz bir kırık.

It's a nice clean break.

Yok, temiz bir kırık.

No, it's a clean break.

Bu bir şiddetli kırık.

That is a severe break.

Click to see more example sentences
kırık split

Bu kırık bezelye çorbası.

The soup is split pea.