Turkish-English translations for kısa:

short · little · brief · mini · quick · concise · low · stubby · summary · flying · compact · other translations

kısa short

Bence bunu, sadece kısa bir süre için kendini tekrar normal hissetmek için yapmıştı.

I think he did it just to feel normal again if only for a short while.

Kısa boylu, yaşlı bir adam gördün mü? Mor bir elbise giyiyordu.

Have you seen an old man, rather short, wearing a purple suit?

Kısa, ama iyi.

Short, but good.

Click to see more example sentences
kısa little

Çok Hayır, çok, çok kısa zaman.

No, it's very, very little time.

Kısa bir süre önce adamın biriyle büyük bir kavga etti.

A little while ago she had a big fight with a man..

Sadece kısa bir süre için yani.

Only for a little while, I mean.

Click to see more example sentences
kısa brief

Muhtemelen kısa bir süre için böyle bir niyeti vardı ama belli ki fikrini değiştirmiş.

That was, probably for a brief moment, his intention, but obviously he changed his mind.

Bir kısa an ve sonra sonsuz barış.

One brief moment and then eternal peace.

Kısa bir konuşma yaptık.

We had a brief conversation.

Click to see more example sentences
kısa mini

Kısa bir süre önce tanıştığım biri. Benim için çok özel biri oldu. Ve onu seviyorum.

Someone I met a while ago who became very special to me and I love her.

Biraz daha kalamaz mısın? Sadece kısa bir süre için.

Will you stay with me, just for a little while?

En kısa sürede beni öldürmek gibi, sen de, biri haline.

As soon as you kill me, you become one, too.

Click to see more example sentences
kısa quick

Evet. Sana kısa bir soru sormama izin ver.

Yes, let me ask you a quick question.

Peki nasıl bu kadar kısa sürede bu kadar insan öldürdü?

But how come it killed so many people so quickly?

Çok kısa bir soru.

Just a quick question.

Click to see more example sentences
kısa concise

Demek istediğim bu çok kısa ve öz oldu.

I mean, that was just so clear and concise.

Kısa ve öz olsun. Çünkü onu evine götürüyorum.

Be quick and concise because I'm taking him home.

Eski bir asker olarak Kısa ve öz bir konuşma yapacağım.

As a soldier I'll make a clear and concise speech!

Click to see more example sentences
kısa low

Hatırla, düşük hedef ve kısa ateşleme, kontrollü patlamalar.

Remember, aim low and fire in short, controlled bursts.

Siyah, kısa kollu ve düşük kesim.

Black, short sleeves, and low-cut.

Uzun bir IQ'su, kısa bir eteği vardı.

She had a high lQ and a low-cut dress.

Click to see more example sentences
kısa stubby

Bu kısa küçük kol. Kısa,

This stubby little arm is

Bu kısa kollara lanet olsun!

Damn these stubby arms!

Parmaklarım, kısa ve kalın.

Fingers, short and stubby.

kısa summary

Ve şimdi saat üç başlıklarının kısa bir özeti

'And now a summary of the headlines at three o'clock.

İşte bugünkü tarihi olayların kısa bir özeti.

Here's a brief summary of today's historic happenings.

kısa flying

Aşırı yükleme zaman devrelerini kısa devre etti "ve uçuş devrelerini bozdu.

The overload shorted out the time circuits" " and destroyed the flying circuits.

kısa compact

Küçük ve kısa.

Small and compact.