kıyafetleri

Kıyafetler çok güzeldi, ve sende çok güzelsin, ve bu kutlamamız gereken bir şey.

The clothes were beautiful, and you are beautiful, and that is something we need to celebrate.

Çok tuhaf kıyafetler giymişsin. Ne kadar yaşlı ve çirkin görünüyorsun aslında.

You're wearing very weird clothes, and you look rather old and ugly, actually.

Bu şaşırtıcı değil mi Bu Robert ve ben aynı kıyafetleri giyebilir?

Isn't it amazing that Robert and I can wear the same clothes?

Bir hafta kadar önce biri zorla içeri girmiş ve kıyafet çalmış.

About a week before somebody broke in here and stole some clothes.

Hayal etmek bile istemiyorum. ona biraz yiyecek, biraz kıyafet verdim, ve..

I don't even want to imagine. I gave her some food, some clothes, and

Yarın ilk iş, git ve bize yeni kıyafetler al.

First thing tomorrow, you go buy us new clothes.

Git bir duş al, bu berbat kokan kıyafetini değiştir ve lütfen, lütfen en azından onu bir ara.

Go take a shower, change out of that stinking uniform, and please, hey, please, at least give her a call.

En azından burada güzel kıyafetler ve yiyecek var.

At least I have nice clothes, nice food here.

Bazen göz kamaştırıcı bir kadındır, bazen en iyi Pazar kıyafetleriyle yaşlı bir adam.

Sometimes it's a gorgeous woman. Sometimes an old man in his Sunday best.

Ben de güzel bir kıyafet giyiyorum

I'm wearing a beautiful dress, too.