Turkish-English translations for kız:

girl · daughter · sister · miss · baby · chicken · chick · gal · queen · Jenny · female · lass · maid · maiden · bird · bunny · virgin · babe · jill · tomato · wench · lassie · Colleen · skirt · toots · other translations

kız girl

Hayır, hayır, o sadece küçük bir kız.

No, no, no, no. She's just a little girl.

Küçük bir kız başka bir şey.

A little girl is one thing.

Evet, iyi kız, iyi kız.

Yes, good girl, good girl.

Click to see more example sentences
kız daughter

Bu annenin ona ihtiyacı olan bir kızı var. Tıpkı senin gibi tatlım.

This is a mother who has a daughter that needs her, just like you, honey.

Bu sadece benim kızım.

Well, it's just my daughter.

Kızım lütfen o kadar kötü değil

Daughter, please, it's not that bad

Click to see more example sentences
kız sister

Eğer daha iyi bir koca, daha iyi bir baba olsaydım annesi ve kız kardeşi hâlâ hayatta olabilirdi.

If I'd been a better husband, a better father, her mother and her sister might still be alive.

Kız kardeşim orada ne yapıyor?

What is my sister doing there?

Annen ve kız kardeşin iyi mi?

Are your mother and sister okay?

Click to see more example sentences
kız miss

Küçük bir kız kayıp ve bence sen bir şeyler biliyorsun.

There's a little girl missing, And I think you know something about it.

Hayır, o ve kız hâlâ kayıp.

He and the girl are still missing.

Başka bir kız daha kayıp.

Another girl went missing.

Click to see more example sentences
kız baby

Bu senin annen ve küçük kız kardeşin hakkında Ve tam da şimdi sana ihtiyaçları var.

This is about your mother and your baby sister and they need you right now.

Hadi, Hadi seni küçük kız

Come on. Come on, baby girl.

Bakmak için teşekkür ederiz benim kız bebek sonra.

Thank you for looking after my baby girl.

Click to see more example sentences
kız chicken

Kızarmış tavuk, çizburger patates püresi, patates kızartması peynirli makarna elmalı turta ve dondurma.

Fried chicken, cheeseburger, mashed potatoes, French fries, macaroni and cheese, apple pie, and ice cream.

Bana o tavuktan biraz ayırın kızlar.

Save me some of that chicken, girls,

Kızarmış piliç gibi bir şey kokuyor.

Ooh, something smells like fried chicken.

Click to see more example sentences
kız chick

Hayır, hayır, hayır. Orada bir kız vardı, tamam mı?

No, no, no, no, look, this chick was right here, okay?

Hala o kızı düşünüyorsun?

You still thinking about that chick?

Cidden, o kadar genç bir kız daha enerjik olmalı!

Seriously a chick that young should be more energetic!

Click to see more example sentences
kız gal

Ama ben eski kafalı bir kızım, cevabım hayır.

But I'm an old-fashioned gal, so my answer is no.

Senin kız iyi olacak mı?

Is your gal gonna be okay?

Az önce bana kız dedin?

Did you just call me gal?

Click to see more example sentences
kız queen

Kraliçe gibi bir yüzü olan tuhaf bir kız.

A strange girl with a face like a Queen.

Kızıl Kraliçe beni yemeğe davet etti.

The Red Queen asked me to dinner.

Kızlar, oğlanlar, punklar, ucubeler butchlar, hanımlar, krallar, kraliçeler, translar, deneyenler bayanlar ve baylar.

Girls, boys, punks, freaks, butches, femmes, kings, queens, trannies, trainees, ladies and gentlemen

Click to see more example sentences
kız Jenny

Esas gerçek şu ki; ne olursa olsun, Jenny benim kızım, ve her zaman öyle olacak.

This is the only truth, no matter what, Jenny is, and she will always be, my daughter.

Jenny şanslı bir kız.

Jenny is a lucky girl.

Jenny adında bir kızı?

A girl named Jenny?

Click to see more example sentences
kız female

Bir de bir kız öğrenciyle ilgili eski bir dava vardı. Birkaç yıl önce olan bir olay.

And then there was the old case with the female student a couple of years ago.

Bizim okulda ne? kız öğrenci mi var?

At our school what? There's a female student?

Bu bir dedikodu ama bu okulda bir kız öğrenci olduğu söyleniyor.

It's a rumor, but that this school has a female student.

Click to see more example sentences
kız lass

Hey, senin burada ne işin var, kız?

Hey, what are you doing here, lass?

Genç bir kız için bu çok tehlikeli.

It's too dangerous for a lass.

Niye hep böyle iyi bir kız olamıyorsun, Cathy?

Why can't you always be such a good lass, Cathy?

Click to see more example sentences
kız maid

Şu hizmetçi kız kesinlikle bir şey saklıyor.

The maid was definitely hiding something.

Ama Bayan Bates gibi bir kız kurusu olmak!

But to be an old maid, like Miss Bates!

Üçüncü bir kız lazım.

We need a third maid.

Click to see more example sentences
kız maiden

İtiraf etmeliyim ki ben de tatlı bir kız buldum.

I must confess, I, too, have found a lovely maiden.

Ama Doktor, ben gerçekten bir kızım.

But Doctor, I'm a real maiden.

Bir numaralı Japon Maiden kızı!

Japanese Maiden girl number one!

Click to see more example sentences
kız bird

Bir kuş ve kör bir kız vardı.

There was a bird and a blind girl.

O kız bir kuş kadar özgür.

She's free as a bird.

Buraya bir kız geliyor ve geçen kış benim pilicimdi.

There's a girl coming and She was my bird last winter.

Click to see more example sentences
kız bunny

Evet, hala kızımın resmini istiyorum ama bir tavşan pastasının üstünde!

Yes, I still want my daughter's picture, but on a bunny cake!

Bir kız sonsuza kadar Tavşan olamaz.

A girl can't be a Bunny forever.

Merhaba kızlar. Ben Paskalya Tavşanıyım.

Hello, girls, i'm the easter bunny.

Click to see more example sentences
kız virgin

Bu kız gerçekten bakire mi?

Is this girl really a virgin?

Kız bir bakire, Dave.

She's a virgin, Dave.

Bir bakire kız yedi kere mi?

Were you a virgin seven times?

Click to see more example sentences
kız babe

Kızıl Lider, çok özür dilerim. Benimsin bebeğim

Red Leader, I'm really sorry. I got you, babe.

Bebeğim, bu senin kız kardeşin mi?

Babe, is this your little sister?

Bak tatlım sen sen diğer kızlar gibi değilsin.

Look, babe, you're nothing like those girls.

Click to see more example sentences
kız jill

Jennifer, bu Jill. Diğer kız arkadaşım.

Jennifer, this is Jill my other girlfriend,

Bu kızı arıyorum. Adı Jill.

I'm looking for this girl, Jill.

O zaman kendini hazırla, Peter Pan, ben Kızıl-Elli Jill için.

Then ready yourself, Peter Pan. For I am Red-handed Jill.

Click to see more example sentences
kız tomato

Kızarmış peynir ve domates çorbası.

Grilled cheese and tomato soup.

Şefimizin tam kahvaltısı çok iyidir yumurta, pastırma, sosis, domates, kızarmış ekmek

Our chef does a very good full breakfast, eggs, bacon, sausages, tomato, fried bread

Şu kızarmış yeşil domateslere bak.

Look at those fried green tomatoes.

Click to see more example sentences
kız wench

O zaman bu kız neden bu hastanede?

Why is this wench in this hospital?

Sen tam bir cahil köylü kızısın!

You're just an ignorant country wench!

Hey, işte senin kızın, dostum.

Hey, there's your wench, man.

Click to see more example sentences
kız lassie

Bir dakika bekle, Lassie, bu, senin kız kardeşin olamaz.

Now, wait a minute, Lassie, this can't be your sister.

Şimdi, şimdi kızım, sakin olun, sakin olun.

Now, now, lassie, calm yourself, calm yourself.

Benim cesur kızım. Ben buradayım.

My brave wee lassie, I'm here.

Click to see more example sentences
kız Colleen

Colleen Watkins'in Apple Valley'de bir kız kardeşi var.

Colleen Watkins has a sister way out in Apple Valley.

Kızıl kafalı bir İrlandalı, şüphe yok.

A red-headed colleen, no doubt.

Colleen bunu bir nimet olarak görmedi, bir utanç kaynağı olarak gördü çünkü kız arkadaşım Avery ve ben evli değiliz.

Colleen did not see it as a "blessing." She saw it as an embarrassment because my girlfriend Avery and I are not married.

kız skirt

Fildişi ceket ve pembe etek giyen bir kız.

A girl wearing an ivory coat and a pink skirt.

Etekli olan kızlar değil Lordum! Erkekler!

Not girls in skirts, my Lord, men.

Evet, bilirsin, kızlar? iki bacak, etek.

Yeah, you know, girls? Two legs, skirts?

kız toots

Oh, hey, kızım, bana bir iyilik yap.

Oh, hey, toots, do me a favor.