kağıdı

Yani, dışarıda bir yerde bir şey olmalı, bir parça kâğıt ya da tanık gerçek.

I mean, somewhere out there, there has to be a piece of paper, a witness the truth.

Hayır, böyle çünkü bu sadece bir kağıt parçası.

No, it's 'cause this is just a piece of paper.

Michael Scott Kâğıt Şirketi.

Michael scott paper company.

Bu kâğıt parçası bana her şeyin iyi olduğunu söylüyor ama

This piece of paper is telling me that everything's fine, but

Bu sadece herhangi bir kağıt parçası değil.

This isn't just any piece of paper.

Hey bana bir parça kağıt ver.

Hey. Give me a piece of paper.

Bu sadece bir kağıt parçası.

It's just a piece of paper.

Yani bu sadece bir kağıt şirketi.

I mean, it's just a paper company

Bana bir parça kağıt ver.

Give me a piece of paper.

Bu bir kağıt parçası değil.

This isn't a piece of paper.