Turkish-English translations for kaba:

rude · mean · roughly, rough, roughing · crude · vulgar · brute · coarse · container · unkind · harsh · impolite · bad · filthy · gross · blunt · disrespectful · base · common · ignorant · uncouth · discourteous · indelicate · broad · grotesque · insolent · lout · brutal · ungracious · foul · uncivil · ill-mannered · earthy · raucous · boorish · unmannerly · heavy · loud · barbarous · rustic · brusque · rough-hewn · tactless · swinish · loutish · other translations

kaba rude

Kaba olmak istemiyorum ama Laura ve ben, aslında birlikte özel bir yemek yiyorduk.

Not to be rude but Laura and I were actually having a private meal together.

Söylemek için çok kaba bir şeydi bu.

That was a very rude thing to say.

Çok ama çok kaba davranıyorsun.

You're being very, very rude.

Click to see more example sentences
kaba mean

Ama o çok kaba, yani gerçekten kaba.

But he's so mean. I mean, he's really mean.

Aynı zamanda çok kaba.

It is also very mean.

Sen kaba değilsin.

You're not mean.

Click to see more example sentences
kaba roughly, rough, roughing

Sadece kaba bir plan.

It's just a rough plan.

Biliyorum, biraz kaba ama daha önce hiç şikayet eden olmadı.

I know they're rough, but I've never had any complaints before.

Kaba bir taklit bu.

This is a rough copy.

Click to see more example sentences
kaba crude

George Washington McLintock, sen çok kaba bir adamsın.

George Washington McLintock, you are a very crude man.

Ama dediğin gibi, sen kaba bir adamsın.

But like you said, you're crude.

Bu Kip, kaba ama işinin ehli kameramanım.

This is Kip, my crude yet competent cameraman.

Click to see more example sentences
kaba vulgar

Biliyor musun, bu kaba olmadan hiç kolay olmuyor.

You know, it's It's not easy without being vulgar.

Bir milyon kaba olur diye düşündüm.

I thought a million would be vulgar.

Yani, aslında vahşi ya da kaba falan değil.

Well, it's not like it's vulgar or violent!

Click to see more example sentences
kaba brute

Tek seçenek kaba kuvvet değil.

Brute force isn't the only option.

Ve sen sen bilirsin, sen vahşi ve kaba herneysen işte.

And you.. you know, you're that brute and, rough.. Whatever.

Kader ve aptal kaba bir hayvandan başka bir şey yoktu.

Nothing except fate and a dumb brute animal.

Click to see more example sentences
kaba coarse

Eğer o kabaysa o zaman umarım ben de onun gibi kaba olabilirim.

If he is coarse, then I hope I may be coarse as well.

Onun botları, dikkat ettim de, aşınmış ve yıpranmış, ve Constance'ın geceliği kaba ketenden?

His boots, I notice, are worn and scuffed, and Constance's nightdresses are of coarse linen?

Gerçi yüz hatları biraz kaba ve sertti ama

though her features were coarse and tough.

Click to see more example sentences
kaba container

Belki de bulduğumuz bu kırık kap bize bir şeyler söyleyebilir.

You know, maybe this broken sample container I found can tell us something.

Her deneme ürününün özel bir kabı var, Komiser.

Every test product has a special container, Lieutenant.

O sadece iyi bir kap.

It's just a nice container.

Click to see more example sentences
kaba unkind

Dünya adil değil, kaba ve tatsız bir yer, Bayan Duffy.

The world is an unfair, unkind, unpleasant place, Miss Duffy.

Hanzo, sert bir elmastı. Kaba ve soğuk biri gibi görünürdü.

Hanzo was a rough diamond and seemed unkind and emotionally cold.

Bu kadar kaba olma.

Don't be so unkind.

Click to see more example sentences
kaba harsh

Hırsız değiliz biz."Hırsız" ne kadar da kaba bir kelime.

No, no, we are not thieves."thieves" is such a harsh word.

Olmaz, o çok soğuk ve kaba bir renk.

Oh, no, it's a cold and harsh color.

Hırsız" ne kadar da kaba bir kelime.

Thieves" is such a harsh word.

Click to see more example sentences
kaba impolite

Kaba olmaya hiç gerek yok, tamam mı?

There's no need to be impolite, okay?

Oh hayır, bu çok kaba

Oh no, that's so impolite.

Bu biraz kaba oldu.

That was a bit impolite.

Click to see more example sentences
kaba bad

Çok kötü bir şey yapmış olmalısın. Kapa çeneni.

You must have done something real bad, shut shut

Çok kötü bir hayat bu. Pol teyze, ne yapıyorsun? Kapa çeneni ve yürü.

This life is all bad. Aunt Pol, what are you doing? Shut up and walk.

Ben, bir parçası gibi kötü demek Boogie Nights Mark Wahlberg kamyonet kapalı gerizekalı sonra.

I mean, bad like the part of boogie nights after Mark Wahlberg jerks off in the pickup truck.

Click to see more example sentences
kaba filthy

Kapa çeneni, seni pis hayvan!

Shut up, you filthy little beast.!

Şahsen onun pis, kaba bir hergele olduğunu düşünüyorum.

Personally, I think he's filthy, rude, a complete scoundrel.

Pis, kaba ve tam bir hergele.

Filthy, rude, a complete scoundrel.

Click to see more example sentences
kaba gross

Oldukça kaba saba ama kolay bir hedef.

Pretty gross but an easy target.

Bu gerçekten çok kaba.

That was really gross.

Söyle: "Bu çok kaba" Bu.. . kabul edilemez.

Say, "That is gross." That is unacceptable.

Click to see more example sentences
kaba blunt

Efendi Saburo, kaba birisi belki de saygısız bile.

Master Saburo is blunt, perhaps even disrespectful.

Birkaç bıçak yarası ve kaba kuvvet travması.

Multiple stab wounds and blunt-force trauma.

Şiddetli darbe ile tutarlı bir kaba kuvvet.

Blunt-force consistent with a violent blow.

Click to see more example sentences
kaba disrespectful

Saygısızca, kaba ve amatörce davranıyor.

He's disrespectful and rude and unprofessional.

Aksine, kaba, sayglslz, terbiyesiz ve kendini begenmis biri.

On the contrary, he's rude, disrespectful, self-centred and discourteous.

Sen kaba ve saygısızsın.

You are rude and disrespectful.

Click to see more example sentences
kaba base

Nellis Hava Kuvvetleri Üssü ve Nükleer Test Yeri, halka kapalı

Nellis Air Force Base and Nuclear Testing Site, close to the public

Bu bir yabancı partikül kaplı, kazein temelli süspansiyon.

This is a casein-based suspension that coats foreigns particle.

Boş füze siloları, kapanmış üsler

Empty missile silos. Closed bases.

Click to see more example sentences
kaba common

Sıkıcı, kalın kafalı, kaba ve bir züppe.

He's boring, dull, common and a snob.

Satış temsilcisi" kulağa kaba geliyor.

Sales representative" sounds so common.

Kaba ve sıradan dedin Pip?

Coarse and common, are you, Pip?

Click to see more example sentences
kaba ignorant

Yani, sadece hasta, çarpık bir beyin böyle kaba ve cahil davranabilir.

I mean, only a sick, twisted mind could be that rude and ignorant.

Sadece kaba biri.

He's just ignorant.

Kaba kuvvet ve ani baskın.

Brute force and ruddy ignorance.

kaba uncouth

Görgüsüz, rezil, kaba, şeytani, pis, tüküren, kusan hayvan.

The uncouth, vile, filthy, evil, dirty spitting and spewing animal.

Ne kadar kaba ve iğrenç!

How disgusting and uncouth.

Benim gibi kaba değil.

Not an uncouth like me.

kaba discourteous

Aksine, kaba, sayglslz, terbiyesiz ve kendini begenmis biri.

On the contrary, he's rude, disrespectful, self-centred and discourteous.

Seni kaba, sayglslz, egoist manyak.

You rude, discourteous egomaniac.

Size çok kaba davrandım Bayan Shim.

I was very discourteous to Mrs. Shim.

kaba indelicate

Ancak bazen kaba olan şeyler, güzel de olabilir.

But things that are indelicate can sometimes be beautiful.

Bu kadar kaba olma, Tib.

Don't be so indelicate, Tib.

Belki Ari kaba faaliyetlerine son verir.

Maybe Ari can stop his indelicate activities.

kaba broad

Tanrım, sen kaba bir hatunsun.

God. You are one crude broad.

Çeneni kapa, çılgın kadın.

Shut your hole, crazy broad.

kaba grotesque

Kaba bir diplomatik takas, Dışişleri Bakanım.

It's a grotesque diplomatic exchange, Foreign Secretary.

Bu parti kaba bir panayır gösterisine dönüşmemeli.

This party mustn't turn into a grotesque funfair.

kaba insolent

Caz, bence sadece kulaklarım için bir gürültü. kaba bir gürültü.

To my ear, jazz is just noise. Just an insolent noise.

O sadece, ah O sadece kaba bir gürültü.

It's just, uh It's just insolent noise.

kaba lout

Bir haydut ve kaba bir adam.

He's a brigand and a lout.

Kaba herif sana fahişe dedi.

The lout called you a whore.

kaba brutal

Çok çirkin ve kaba bir yarış.

It's so ugly and brutal.

Benim babam kaba, ayyaş bir herifti.

My father was a brutal, drunken sod.

kaba ungracious

Eğer kaba davrandıysam özür dilerim.

If I'm being ungracious, I apologize.

Az önce sizi kaba bir şekilde susturdum.

I stopped you ungraciously just then.

kaba foul

Kaba dil, benim için bir konudur.

Foul language is an issue for me.

Bay Eckland kaba, pis ağızlı, sarhoş, pis bir hayvandır.

Mr Eckland is a rude, foul-mouthed, drunken, filthy beast.

kaba uncivil

Sam, kaba olmaya gerek yok, değil mi?

Sam, there's no need to be uncivil, is there?

Her zaman bu kadar kaba mısınızdır, Bay Huntingdon?

Are you always so uncivil, Mr Huntingdon?

kaba ill-mannered

Sırf sen ve o adi postların için. Seni terbiyesiz, kaba adam.

And all for you and your measly furs, you ill-mannered, unlettered oaf.

Bütün Amerikalı subaylar bu kadar kaba mı?

Are all American officers so ill-mannered?

kaba earthy

Aynı, birşey, kaba ve kaliteli.

Same, something earthy and jammy.

kaba raucous

Çok kaba ve pislik tipler.

They're so rude and raucous.

kaba boorish

Jonas çok kaba davranıyor.

Jonas is acting boorishly.

kaba unmannerly

Ne kadar kaba olduğunu biliyor musunuz?

Do you know how unmannered he is?

kaba heavy

O yoğun bir kullanıcıydı, mükemmel bir Lütfen kapa çeneni.

He was a heavy user, he'd be perfect. Please shut up.

kaba loud

Çok kaba ve aptal.

She's loud and stupid.

kaba barbarous

Kaba, şehvetli, gaddar.

Coarse, lustful barbaric.

kaba rustic

Bilirsin, burası gerçekten bakımsız ve kaba.

You know, it's really ragged and rustic.

kaba brusque

O o biraz kaba ama iyi bir cerrahtır.

He he's brusque, but he's a fine surgeon.

kaba rough-hewn

Dünyanın daha fazla senin gibi kaba huylulara ihtiyacı var.

You know, the world needs more rough-hewn strivers like you.

kaba tactless

Bunun çok kaba olduğundan oldukça eminim.

I'm pretty sure that was tactless.

kaba swinish

Zaten kaba bir suratı var.

She has a swinish face anyway.

kaba loutish

Şimdi bütün Seattle bu kaba davranışımı öğrendi.

All of Seattle knows about my loutish behaviour.