Turkish-English translations for kafa:

heading, head · nut · mind · brains, brain · potato · skull · butt · understanding · noggin · bean · knob · conk · other translations

kafa heading, head

Şu an bir kafa ve kalpten başka bir şey değil ama sana da gereken bu değil mi?

It ain't much more than a head and a heart right now, but that's all you need, don't you?

O adam kafasının içinde ve bunu o da biliyor.

He's in over his head, and he knows it.

Ya bana şimdi söylersin ya da yemin ederim kafanı havaya uçururum.

You tell me right now or I swear I blow your head off.

Click to see more example sentences
kafa nut

Ama şimdi ya yalan söylüyor ya da kafayı yedi. İki şekilde de tehlikeli olabilir.

But now she's lying, or nuts, and either way, she could be dangerous.

Belli ki Wendell kafayı yemiş ve sen de daha önce delirmiştin.

Clearly, Wendell is freaking out here, and you, you went nuts earlier.

Tamam, tamam, siz kafayı yemişsiniz.

Okay. Okay, you guys are nuts.

Click to see more example sentences
kafa mind

Benim kafamda daha özel bir şey var.

I've got something even more special in mind.

Aslında, kafamda başka bir şey vardı.

Actually, I had something else in mind.

Belki de kafanda bir sürü şey vardı.

Maybe you've just got a lot on your mind.

Click to see more example sentences
kafa brains, brain

Küçük bir beyin için, büyük bir kafan var.

For a small brain. You have a big head.

Hey, bu kafa tamamen boş mu?

Hey, is this brain totally empty?

Artık bu yaşlı adam kafasını kullanıyor, değil mi?

This old man is using his brains now is he

Click to see more example sentences
kafa potato

Bay ve Bayan Patates Kafa.

The Potato Heads. Mr. and Mrs.

Dikkat et Bay Patates Kafa!

Look out, Mr. Potato Head!

Patates Kafa nerede?

Where's Potato Head?

Click to see more example sentences
kafa skull

Başka dünyalar, etçil kurukafalar, konuşan kafalar.

Other worlds, carnivorous skulls, talking heads.

Ya kafaları çok kalındı, ya da gerçekten bir şey bilmiyorlardı.

Either their skulls were too thick, or they really knew nothing at all.

Kalın bir kafan var, Aygır.

You got a dull skull, Stallion.

Click to see more example sentences
kafa butt

O bir çocuk ne de olsa, Demir Top, Demir Kafa değil.

He might be a boy, Iron Ball, not Iron Butt.

Oh, bir kız gibi vuruyorsun, osuruklu g.t-kafa.

Oh, you hit like a girl, you flatulent butt-head.

Nash Castor ile Kafa Atan

Head Butt with Nash Castor.

Click to see more example sentences
kafa understanding

Çok kafa karıştırıcı ve her zaman anlayamıyorum.

It's very confusing, and I don't always understand.

Ama ben Tamilce bilmiyorum bile, ben sadece kafamı salladım.

But I don't even understand Tamil, I just nod my head.

Kafa karıştırıcı olduğunu anlıyoruz Callie

We understand this is confusing, Callie

Click to see more example sentences
kafa noggin

Kan sulandırıcı başlayın ve kafasını Transkraniyal Manyetik Stimülasyon ile izleyin.

Start him on blood thinners and give his noggin Transcranial Magnetic Stimulation.

Senin o özel kafanın pek bir şansı yok.

Your special noggin does not stand a chance.

Bilirsin işte, eski kafamın.

You know, the old noggin.

Click to see more example sentences
kafa bean

Seni küçük bakla-kafa!

You little bean-head!

kafa knob

Galya'ya geri git, Kızıl kafa.

Go back to Gaul, ginger knob.

kafa conk

Sanırım Lorne'un biraz kafası dağıldı.

I think Lorne's a little conked.