Turkish-English translations for kafalı:

headed, head · fashion · stubborn · opinionated · other translations

kafalı headed, head

Şu an bir kafa ve kalpten başka bir şey değil ama sana da gereken bu değil mi?

It ain't much more than a head and a heart right now, but that's all you need, don't you?

O adam kafasının içinde ve bunu o da biliyor.

He's in over his head, and he knows it.

Ya bana şimdi söylersin ya da yemin ederim kafanı havaya uçururum.

You tell me right now or I swear I blow your head off.

Click to see more example sentences
kafalı fashion

Bir insan nasıl bu kadar eski kafalı ve sıkıcı olabilir?

How can a person be so old-fashioned and boring?

Ben eski kafalı bir kızım.

I'm just an old-fashioned girl.

Neden bu kadar eski kafalı?

Why is he so old-fashioned?

Click to see more example sentences
kafalı stubborn

O dik kafalı yaşlı bir aptal.

He's a stubborn old fool.

Çok iyi biri ama dik kafalı.

Very nice. But he's stubborn.

Senin oğlun dik kafalı.

Your son is stubborn.

Click to see more example sentences
kafalı opinionated

Frank zeki biriydi ama o takıntılı, anlaşılması zor, dik kafalı, keyifsizdi.

Frank was brilliant but he was obsessive, difficult, opinionated, depressed.

Dik kafalı biri ve entellektüel birikimlerimiz var.

He's opinionated, and we have intellectual debates.

Birisi gürültücü ve dik kafalı.

Somebody's loud and opinionated.

Click to see more example sentences