Turkish-English translations for kalın:

thick · fat · heavy · dense · full · bold · coarse · deep · grave · stout · rich · other translations

kalın thick

Ne kadar kalın, kara bir bulut.

What a thick, black cloud that is.

Kalın ve mavi, denenmiş gerçek; ince ve gevrek, fazlasıyla riskli.

Thick and blue, tried and true; thin and crispy, way too risky.

Çok kalın değil.

Not too thick.

Click to see more example sentences
kalın fat

Burada kal koca çocuk.

Stay here, fat boy.

O büyük ve kızıl ağzını açtığında "Hoşça kal, Charlie." olacak.

And when he opens his big fat Red mouth, it's goodbye, Charlie.

Ama parmakları ince, sosis gibi kalın değil.

But thin fingers. Not the fat sausage fingers.

Click to see more example sentences
kalın heavy

Doc şey ağır kaldırmak gerektiğini söyledi.

Doc said I shouldn't lift anything heavy.

Kalın yünden kırmızı bir eldiven.

A red glove, of heavy wool?

Kalın, kahverengi kadife perdeler ve loş aydınlatma.

And heavy, brown velvet curtains and subdued lighting.

Click to see more example sentences
kalın dense

Ben kalın kafalı değilim, yalnızca hayal gücüm yok.

I'm not dense, I just have no imagination.

Tanrım, Frank, lütfen bu kadar kalın kafalı olma.

Oh, God, Frank, please don't look so dense.

Hadi gelin, çok kalın kafalı

Come on, he's too dense

Click to see more example sentences
kalın full

Çünkü çocuklar üç gün bende kalıyor ve eğer tam zamanlı bir işim olursa

Because I got the kids three days a week and if I had a full-time job

Bay Poppington, tam bir psikolojik değerlendirmeden geçene kadar gözaltında kalacaksınız.

Mr Poppington, you are remanded until you have undergone a full psychological evaluation.

Ve Venüs'ün kalın atmosferinin sülfür ile dolu olduğunu biliyoruz.

And we know that Venus' thick atmosphere is full of sulphur.

Click to see more example sentences
kalın bold

O büyük, kalın başlıkları seviyor.

He likes big, bold headline cases

Kalın soru işareti ve ünlem işareti.

Question mark, exclamation point, in bold.

Kalın seçim, Bay Çakmaktaş!

Bold choice, Mr. Flintstone!

Click to see more example sentences
kalın coarse

Kalın tuz, kavrulmuş tuz kristal tuz, çeşnili tuz ve susam tuzu.

Coarse salt, roasted salt, salt crystals, seasoned salt and sesame salt

Evet, kısa ve kalın.

Yeah. Short and coarse.

Kalın bir sesi var.

She has a coarse voice.

Click to see more example sentences
kalın deep

Derin bir nefes al ve sakin kal.

Take a deep breath, and stay calm.

Derin nefes al, sakin kal.

Deep breath, keep calm.

Hikâye bende derin ve kalıcı bir etki yarattı.

The story made a deep and lasting impression on me.

Click to see more example sentences
kalın grave

Bir mezar gibi sessiz kal.

Stay silent as the grave.

Mezarlar gibi yalnız kalacaksın.

You'Il stay alone like graves!

kalın stout

İçeri ve dışarı İnce ve kalın.

In and out Thin and stout

kalın rich

Kusursuz bir dünyada çamur kalın yapış yapış ve siyah çikolata kadar zengin olmalı.

In a perfect world, mud should be thick, glutinous, and as rich as dark chocolate.