Turkish-English translations for kan:

blood · bloodshed · flesh · family · gore · slaughter · other translations

kan blood

Bak çok fazla kan vardı, ben hayatımda hiç o kadar çok kan görmedim.

Look, there was too much blood there. I'd never seen so much blood in my life.

Kan görmek ister misin?

You wanna see blood?

bu kan temiz değil mi?

This blood is clean, right?

Click to see more example sentences
kan bloodshed

Bir planımız var kan dökülmesini, en azından çok fazla kan dökülmesinden kaçınmak için.

We have a plan, a way to avoid bloodshed, or at least too much bloodshed.

Ne olursa olsun artık kan dökmek yok.

No matter what happens, no more bloodshed.

İstediğin bu mu Elena, daha fazla kan mı?

Is that what you want, Elena, more bloodshed?

Click to see more example sentences
kan flesh

O zırhın altında, sen hala bir kadınsın, et ve kan tıpkı ve bizim gibi.

Underneath that armor, you're still a woman, flesh and blood like the rest of us.

İnsan olmak için kan ve etten fazlası gerek, Alex.

It takes more than flesh and blood to be human, Alex.

Her zaman istediği bir şeyi verdim, kan ve beden.

Given him what he always wanted, flesh and blood.

Click to see more example sentences
kan family

Kan nakli için bir aile üyesine ihtiyaçları vardı ve ben de doktorlara Jack'in numarasını verdim.

They needed a family member for a blood transfusion, and I gave the doctors Jack's number.

O ve aramızdaki kan bağı.

That. And our family blood.

Kan nakli için bir aile üyesinden haber var mı?

Any word on a family member for that blood transfusion?

Click to see more example sentences
kan gore

Onların hepsi kan ve kan pıhtısıyla dolu!

They're all full of blood and gore over here!

Kan, öldürme, pıhtılaşmış kan.

Blood, killing, the gore.

kan slaughter

Kan ve katliam içinde.

In blood and slaughter.

Koyu kırmızı kan kesim yapanın koluna ve bıçağın üzerine fışkırır. Coşkun, sıcak kan.

Reddish-black, the blood gushes out over the knife, over the slaughterers arm, exultant, hot blood.