kaplamış

Yani onu bir yada iki gün önce ev yapımı korozif ile kaplamış olmalı.

I mean, he must've coated it a day or two before with homemade corrosive.

Şu iki noktayı kaplayan stratejik bir nokta.

It's a strategic point, covering these two points.

Bizim kurbanın vücudu kaplayan gümüş gerçekten boya oldu.

The silver covering our victim's body was indeed paint.

Özel yapım İzlanda kuştüyü, kaşmir kaplamalı, hypoallergenic at kılından kumaş.

Hand-tailored Icelandic eiderdown, cashmere-encased coils, hypoallergenic horsehair batting.

Kaplamalı armutu sadece bir lokanta satar, ve sahibi Adrian Hawkchurch'tür.

There's only one restaurant that serves laminated pear, and Adrian Hawkchurch owns it.

Önce kaplamalı armut, şimdi de bu.

First laminated pear and now this.

Tamam, Calleigh, ince çinko kaplamalı aliminyum, çelik.

Okay, Calleigh, aluminum, steel in a fine zinc coating.

Onu kaplayan gri et tabakası organik bir madde. Bir tür biyo-mühendislik ürünü uzay giysisi.

The gray flesh encasing it is organic material, some kind of bioengineered spacesuit.

Karanlık kapladı beni tekrar.

Darkness covers me again.

Üzüntü, buzlu bir dantel gibi D'Leh'in kalbini kapladı.

And like an icy veil, sadness fell over D'Leh's heart.