Turkish-English translations for karışıklık:

confused, confuse, confusion, confusing · mess · mix · mix-up · complication · disturbance · disarray · misunderstanding · ruckus · jumble · conflict · unrest · complexity · turbulent · other translations

karışıklık confused, confuse, confusion, confusing

Aa, ne var biliyor musun, sanırım burada ufak bir karışıklık olmuş.

Um, you know what, I think there might be a little confusion here.

Efendim burada bir yanlışlık var efendim bazı karışıklıklar efendim

Sir there has been some mistake sir some Confusion sir

Yani daha önce de sana söylediğim gibi bir sürü karışıklık, bir sürü boşluklar var

No well, I told you before there was a lot of confusion, a lot of gaps

Click to see more example sentences
karışıklık mess

Bütün bu karışıklık için gerçekten özür dilerim.

I'm really sorry about this whole mess, you know?

Evet, karışıklık için özür dilerim.

Yeah, I'm sorry about the mess.

Bana orada lanet bir karışıklık var gibi geliyor.

Looked like a damn mess out there to me.

Click to see more example sentences
karışıklık mix

Birkaç gün önce küçük bir karışıklık oldu ve

We had this little mix-up a few days ago

Çok özür dilerim. Bir karışıklık oldu.

So sorry, there's been a mix-up.

Karışıklık için kusura bakma, Jamie.

I'm sorry for the mix-up, Jamie.

Click to see more example sentences
karışıklık mix-up

Birkaç gün önce küçük bir karışıklık oldu ve

We had this little mix-up a few days ago

Çok özür dilerim. Bir karışıklık oldu.

So sorry, there's been a mix-up.

Karışıklık için kusura bakma, Jamie.

I'm sorry for the mix-up, Jamie.

Click to see more example sentences
karışıklık complication

Hayır, hayır, karışıklık yok efendim.

No no sir, it's not complicated.

Bazı karışıklıklar var, bu herkes için daha iyi.

There's been complications. This is better for everyone.

Geçen sefer karışıklıklar, bu sefer sorunlar mı?

Last time complications, this time problems?

Click to see more example sentences
karışıklık disturbance

Eduardo, üst katta ufak bir karışıklık var.

Eduardo, there's been a little disturbance upstairs.

Kaptan, bu tuhaf bir karışıklık.

Captain, this is one weird disturbance.

Çok gizli alerji araştırma laboratuvarında bir karışıklık meydana geldi.

A disturbance occurred at a top-secret allergy research lab.

Click to see more example sentences
karışıklık disarray

Wraith karışıklık içinde ama bu sonsuza dek sürmeyecek.

The wraith are in disarray, but that won't last forever.

Bırak onu, General Karışıklık.

Let him go, general Disarray.

Rakun'a bir Sprite getir, General Karışıklık.

Get the Coon a Sprite, general Disarray.

karışıklık misunderstanding

Karışıklık ya da yanlış anlama istemiyorum.

I don't want any confusion or misunderstanding.

Ne kadar tatsız bir karışıklık.

What an unpleasant misunderstanding.

Karışıklık yok, yanlış anlamalar yok

No mess, no misunderstandings

karışıklık ruckus

Bir karışıklık çıkaracağız ve ünlü olacağız.

We'll raise a ruckus and become famous.

Küçük bir karışıklık mı?

Just a little ruckus?

karışıklık jumble

Harika bir kelime karışıklıkları var.

They have an excellent word jumble.

karışıklık conflict

Aklı ve vücudu derin bir karışıklık içinde.

His mind and body are in deep conflict.

karışıklık unrest

Amos'ta bir karışıklık var.

Okay, there's unrest in Amos.

karışıklık complexity

Seni dosdoğru seviyorum. Karışıklıklar ve kibir olmadan.

I love you straightforwardly, without complexities or pride.

karışıklık turbulent

Yeni bir koca, yeni bir aile, yeni bir ev ve ben bu karışıklığa bir de Nim'i eklemiştim.

A new husband, new family, new house, and I brought Nim into that rather turbulent situation.