Turkish-English translations for karşı:

against · to · for · versus · across · facing · toward, towards · opposing, opposed · before · opposite · counter, counter- · cross · anti, anti- · into · ahead · in front · averse · contrary to · opposite to · upon · contrary · opposedto · contra · con · opponent · other translations

karşı against

Bu işte beraberiz. Sen ve ben dünyaya karşı, değil mi?

We're in this together you and me against the world, right?

Ya bizimlesin ya da bize karşı!

You're either with us or against us!

Çocuğa karşı elinizde ne kanıt var bilmiyorum ama eminim ki

I don't know what evidence there is against the boy, but surely

Click to see more example sentences
karşı to

Sana bir şey sormak istiyorum ve bana karşı tamamen dürüst olmanı istiyorum.

I'm gonna ask you something and I want you To be completely honest with me.

Sana karşı dürüst olmak istedim sadece Anne.

I just wanted to be honest with you, Mom.

Ve lütfen Rachel, ona karşı nazik ol.

And please, Rachel, be nice to her.

Click to see more example sentences
karşı for

Sana bir şey getirdim. Ama karşılığında bir şey istiyorum.

I have something for you, but I want something back.

Hala ona karşı hislerin mi var?

You still have feelings for her?

Sana karşı hala hislerim var.

I still have feelings for you.

Click to see more example sentences
karşı versus

Samantha Lee ve Kelly Reyes, Jen Crowe ve Diana Wilkes karşısında.

It's Samantha Lee and Kelly Reyes versus Jen Crowe and Diana Wilkes.

Ben sana karşı.

Me versus you.

Sen, dinamik Kara Şövalye, bana karşı, kavramsal Baharat Kralı'na.

You, the dynamic Dark Knight, versus me, the conceptual Condiment King.

Click to see more example sentences
karşı across

Ardından üç gün sonra perşembe günü sokağın karşısındaki kadın, saldırıya uğradı.

And then three days later, on Thursday, the woman across the street was attacked?

Caddenin karşısında bir telefon kulübesi var.

There's a phone box across the street.

Sokağın karşısında bir mağaza var.

There's a store across the street.

Click to see more example sentences
karşı facing

Kızkardeşin yetişkin bir kadın ve para çaldı. Senin ve benim yüzümüze karşı yalan söyledi.

Your sister is a grown woman that stole money and lied to my face, and to yours!

Belki yüzüne karşı değil.

Maybe not to your face.

Bayanlar ve baylar, gerçekten önemli kararlarla karşı karşıyayız.

Ladies and gentlemen, we're faced with some really important decisions.

Click to see more example sentences
karşı toward, towards

Jackie, bak, Bana karşı düşmanca duygular beslediğini biliyorum, ama ben senin annenim ve seni seviyorum.

Jackie, look, I know that you've got hostile feelings towards me, but I'm your mother, and I love you.

Peki sen ona karşı ne hissediyorsun?

And how do you feel towards him?

Çünkü ben sana karşı değişmedim.

Because I haven't changed towards you.

Click to see more example sentences
karşı opposing, opposed

İRİS adında bir organizasyon var. Ve bir de ona karşı savaşan organizasyon.

There's an organization called IRlS, and there's an opposing organization against it.

Onları böyle bir arada seviyorum Bireysel olarak karşı olarak.

I love them together like this. As opposed to individually.

Ya bana yardım eder, ya karşı gelirsin.

Either you help me or you oppose me.

Click to see more example sentences
karşı before

Sadece daha önce senin gibi bir kadınla karşılaşmadım.

It's just I've never met a woman like you before.

Daha önce sana karşı tamamen dürüst davranmadım.

I wasn't completely honest with you before.

Pardon! Biz daha önce hiç karşılaştık mı?

Excuse me, but haven't we met before?

Click to see more example sentences
karşı opposite

Her hareket için eşit miktarda ve zıt bir karşı hareket vardır.

For every action there is an equal and opposite reaction.

Tam karşımda büyük, kırık bir pencere vardı.

Opposite was a large, broken window.

Bir yatak odası burada, diğeri karşısında.

One bedroom here and another opposite.

Click to see more example sentences
karşı counter, counter-

Ama bu çok büyük bir kumardı çünkü müttefikler geri dönebilir ve karşı saldırıya geçebilirlerdi.

But this was a huge gamble because the Allies could turn back and counter attack.

Evet. İşte karşı teklifim.

Yeah, here's my counter offer.

Ben Isabel George, CIA Karşı Casusluk Birimi müdürüyüm.

I'm lsabel George, Director of Counter Espionage at the ClA.

Click to see more example sentences
karşı cross

Bence Whitehall'un karşısına bir düşman olarak çıktı ve Whitehall ona ikinci bir şans verdi.

I think that he crossed Whitehall as an enemy, and Whitehall gave Bakshi a second chance.

Karşıdan karşıya geçerken dikkat et.

Be careful crossing the street.

Ve karşıya geç.

And cross over.

Click to see more example sentences
karşı anti, anti-

Bakın, Bir WikiLeaks filmi daha çok "karşı-WikiLeaks" filmi gibi.

Look, um A Wiki-leaks movie It's more like the "anti-Wiki-leaks" movie.

Parçacık, karşı parcacık manyetik elektrik kapanı.

Particle Anti-particle Magnetic and Electric trap

Karısı kraliyete karşı olmasıyla biliniyor.

His wife has anti-monarchist sympathies.

Click to see more example sentences
karşı into

Evet, iki gün sonra Danny, Broadway'de Milton Berle'le karşılaştı.

Now, two days later Danny runs into Milton Berle on Broadway.

Sonra bir gün Wolf Fishbein ile karşılaştı ve gerçek ortaya çıktı.

Then one day she ran into Wolf Fishbein and the truth was revealed.

Sonunda da karşılaştık Beekman ve Alley Tiyatrosu'nun köşesinde.

I finally ran into him near Beekman and Theatre AIley.

Click to see more example sentences
karşı ahead

Hızlı yürü ve direk karşıya bak.

Walk fast and look straight ahead.

Karşıya doğru bakın lütfen.

Just look straight ahead, please.

Nell, direk karşıya bak lütfen.

Nell, look straight ahead, please.

Click to see more example sentences
karşı in front

O çok güzel ve şu anda burada ve karşında.

She's beautiful, and she's right here in front of you.

Bir iki yerel kadın, bir Laura ve bir Catherine, Ayna karşısında intihar etmiş, ve Dave diye birinin üstüne dev bir ayna düşmüş.

A few local women, a Laura and a Catherine, committed suicide in front of a mirror, and a giant mirror fell on a guy named dave.

Ben de senin karşında.

I'm in front of you.

Click to see more example sentences
karşı averse

Bay Flynt, dine karşı bir nefretiniz var mı?

Mr. Flynt Do you have any aversion to organized religion?

Ve çocuklara karşı büyük bir nefreti vardı.

And she had a great aversion to children.

Oh, karar vermeye karşı doğal bir tepki.

Oh, a natural aversion to decision making.

Click to see more example sentences
karşı contrary to

Çünkü popüler bir karşı görüşe göre ben yalan söylemem.

Because, contrary to popular belief, I don't lie.

Senin inancına karşı, tüm kediler kötü değildir.

Contrary to your belief, all cats aren't evil.

karşı opposite to

Yeni Muhafazakârlar, bu yeni politikaya karşı büyük bir muhalefet uyguladılar.

But the neoconservatives faced immense opposition to this new policy.

Bunlar Jeana, Jane, Ceci ve Mia. Karşı daireye yeni taşındılar.

It's Jeana, Jane, Ceci and Mia who have moved to the opposite apartment.

karşı upon

Ve siz de karşılığında onlara sadece yıkım ve ölüm getirdiniz.

And in return, you brought upon them only ruin and death.

Hayır, o suç bana karşı işlendi.

No, a crime was committed upon me.

karşı contrary

Çünkü popüler bir karşı görüşe göre ben yalan söylemem.

Because, contrary to popular belief, I don't lie.

Senin inancına karşı, tüm kediler kötü değildir.

Contrary to your belief, all cats aren't evil.

karşı opposedto

Savcılık kesinlikle her çeşit kefalete karşıdır.

The DistrictAttorney's office is ardently opposedto bail.

karşı contra

Lumumba Kasavubu'ya Karşı

Lumumba Contra Kasavubu

karşı con

Ben ve Nate, eski mahkuma karşıma mı?

Me and Nate versus the ex-con?

karşı opponent

Çünkü daha önce hiçbir zaman politik karşıtlara karşı silah olarak kullanılmamıştı.

Because it was never before used as a weapon against political opponents.