karşıta

Newton der ki; her eylemin bir eşit, bir de karşıt tepkisi vardır.

Newton says that every action has an equal and opposite reaction.

Evlilik karşıtı dört milyon kelime yazdım!

I've written four million words against marriage!

İnsanlık karşıtı bir suç bu.

That's a crime against humanity.

Her Amerikan nöbetçisinin karşı tarafta "ayna" denilen bir Kübalı karşıtı vardır.

Every American sentry post has a Cuban counterpart, called "mirrors.

Bir tür karşıt elektromanyetik alan var.

Some kind of counter electromagnetic field.

Çünkü daha önce hiçbir zaman politik karşıtlara karşı silah olarak kullanılmamıştı.

Because it was never before used as a weapon against political opponents.

Bu evin lanetli olduğunu ve senin de İsa karşıtı olduğunu sanıyorlar.

They think this house is cursed, and that you are the antichrist.

Bu Russell Borchert. Bilgisayar dahisi deodorant karşıtı aktivist ve milyoner.

This is Russell Borchert, computer genius, anti-deodorant activist, and millionaire.

Evet, evet, ben aşığım Bayan Lucy Hale'e, ama onun babası bir kölelik karşıtı, Lincoln'un hizibinin bir üyesi.

Yes, yes, I am in love with Miss Lucy Hale, but her father is an abolitionist, part of Lincoln's cabal.

Kimse seninle karşıt görüşte değil, Millie, ama konuştuğumuz konu bu değil.

And nobody's disagreeing with you, Millie, but it's not what we were talking about.