Turkish-English translations for kara:

black, blackness · dark, darkness · landing, land · ground · bad · mainland · earth · blot · inland · continent · landlocked · territorial · other translations

kara black, blackness

Bence bu çok kara bir şey gibi, şey gibi, bu daha ne kadar siyah olabilir?

There's something about this that is so black, it's, like, how much more black could this be?

O çok ünlü bir kara kraliçeydi.

She was a very famous black queen.

Bir kara delik keşfettim.

I've discovered a black hole.

Click to see more example sentences
kara dark, darkness

Şirin bir bebek. Ne güzel kara gözleri var.

Such a beautiful baby, with such beautiful dark eyes.

Ama uzun kara kış, her yıl kısa bir süre için insafa gelir.

But, for a short time each year, the long dark winter releases it's grip.

Ve tüm şirinler için o kara bulutun tek bir adı var Gargamel.

And for all Smurfs, that dark cloud has one name. Gargamel, the evil wizard.

Click to see more example sentences
kara landing, land

Kara benim için çok büyük bir gemi.

Land is a ship too big for me

Bu kara mı?

Is this land?

O kara mı?

Is that land?

Click to see more example sentences
kara ground

Yerde daha fazla kar var şimdi?

Is there more snow on the ground now?

Tüm kara birimleri dikkat!

Attention all ground units.

Hava ve kara desteğimiz nerede?

Where's our air and ground support?

Click to see more example sentences
kara bad

Bu kötü bir kar değil.

That's not a bad profit.

Kara kedi kötü şans demektir.

Black cats are bad luck.

En son bu kadar kötü bir kar fırtınası gördüğümde, Güney Amerika'ya seyahat ediyordum.

Last time I saw a snowstorm this bad, I was travelling in South America.

Click to see more example sentences
kara mainland

Ve siz de ana karadan gelen polis olmalısınız.

And you must be the policeman from the mainland.

Ben de ana karada bir otopsi ayarladım.

So I scheduled an autopsy with the mainland..

St. John ana karayı arıyor.

St. John's calling the mainland.

Click to see more example sentences
kara earth

Kutup ayıları. Yeryüzünün en büyük kara yırtıcıları.

Polar bears, the biggest land predators on Earth.

Zavallı kara dünya

Oh, poor brown earth

Ateş ruhu klanı, Altın nehir klanı, Kara toprak klanı,

Spirited Fire Clan, Gold River Clan, Black Earth Clan,

Click to see more example sentences
kara blot

Senin harika evreninde benim arsam kara bir leke gibi.

My land is like a blot on your perfect universe.

Bazıları bana Kara Leke Roger der.

Some call me Roger the Blot.

kara inland

Saklanmak için pek çok yer var, pek çok ada,koy ve kara parçası var.

There are so many places to hide, so many islands, so many coves and inlands.

kara continent

Seni seviyoruz Kara Kıta.

We love you, Dark Continent!

kara landlocked

Atlanta karada bir şehirdi.

Atlanta was a city, landlocked.

kara territorial

Bu bir kara fethetmek değil.

This is not conquered territory!