Turkish-English translations for karar:

decisions, decision · verdict · judgment · ruling · finding, find · resoluteness, resolution · sentence · vote · sense · determination · award · adjudication · agreement · conclusion · decree · resolve · purpose · other translations

karar decisions, decision

Bunun senin için zor olduğunu biliyorum, ama bu senin kararın değil.

I know that this is hard for you. But this is not your decision.

En azından bir karar verdim, değil mi?

At least I made a decision, right?

Bu karar sizin değil mi?

Isn't that your decision?

Click to see more example sentences
karar verdict

Bayanlar ve baylar, bir karara varabildiniz mi?

Ladies and gentlemen, have you reached a verdict?

Bayan Foreman, bir karara vardınız mı?

Mrs. Foreman, have you reached a verdict?

Bay Foreman, jüri ortak bir karara vardı mı?

Mr. Foreman, has the jury reached a unanimous verdict?

Click to see more example sentences
karar judgment

Devam etmek hazır mısınız Bu deneme ile kararı altında Bu subaylar?

Are you prepared to proceed with this trial under the judgment of these officers?

Bu berbat bir kararın daha olgun bir biçimi.

Well, that's a more mature form of terrible judgment.

Bu zaten aykırı benim daha iyi karar.

This already goes against my better judgment.

Click to see more example sentences
karar ruling

Ve bu arada mahkeme kararı için tebrik ederim.

Oh, and congratulations on the ruling, by the way.

Birkaç gün önce mahkeme Connolly'nin lehine karar verdi sığınma talebini kabul etti.

A few days ago the court ruled in Connolly's favor, they granted him asylum.

Çoktan karar verdiniz, Sayın Yargıç.

You have already ruled, Your Honor!

Click to see more example sentences
karar finding, find

Bu kararı sen verdin, ve ben bunu çok, çok ilginç buluyorum.

You made that decision, and I find that very, very interesting.

Bu yüzden uzun zaman önce bir çocuk bulmaya karar verdim.

That's why I decided long ago that I had to find a child.

Ve ben kendimi çok zor bir kararı vermek zorunda buldum.

And I find myself forced to make a very difficult decision.

Click to see more example sentences
karar resoluteness, resolution

Geçen hafta bir karar aldım.

I made a resolution last week.

Bu bir karar değil.

That's not a resolution.

Oh, o kararı sana ben vermedim.

Oh, I didn't give you that resolution.

Click to see more example sentences
karar sentence

Bu senin ölüm kararın.

It's your death sentence.

Bu karar benim için ölüm demek.

This decision is my death sentences.

Sanıklar karar için ayağa kalkabilir mi lütfen?

Will the defendants please rise for sentencing?

Click to see more example sentences
karar vote

Yönetim kurulu oy birliğiyle Niles Pender'ın işini sana teklif etmeye karar verdi. Başkan yardımcısı.

The board voted unanimously to offer you Niles Pender's job executive vice president.

Bu da karar oyunu size bırakıyor, Ajan May.

That leaves you with the deciding vote, Agent May.

Beş Cumhuriyetçi seni karar verici oy yapıyor.

Five Republicans makes you the deciding vote.

Click to see more example sentences
karar sense

Gerçekten mükemmel bir karar Bana mantıklı geldi.

Really? Cause it makes perfect sense to me.

Verdiğin karar hiç mantıklı değil.

Your decision doesn't make any sense.

Bu karar hiç mantıklı değil.

That verdict doesn't make sense.

Click to see more example sentences
karar determination

Bir test, gerçek bir meydan okuma senin gerçek bir Jedi olup olamayacağına karar verecek bir şey.

For a test, a real challenge one that could determine if you're meant to be a Jedi or not.

Sanırım beni en çok etkileyen şey onun her gece Michael Jordan olmak için karar vermesiydi.

I guess what impresses me the most is that he's determined to be Michael Jordan every night.

Savaş ve kararlar bizim

War and determination is ours

karar award

Ve şehir ona bir ödül vermeye mi karar veriyor?

And the city decides to give her an award?

Bu yüzden bu toprakların George Perkins'e verilmesine karar verdik.

We've decided, therefore, to award these landholdings to George Perkin.

karar adjudication

Bildiğiniz gibi o dava Yargıç Philip Ellerbee tarafından karara bağlanmıştı.

And as you know, that suit was adjudicated by Judge Philip Ellerbee.

Bu çoktan karara bağlandı, Bay Cardiff.

This is already adjudicated, Mr. Cardiff.

karar agreement

Nicholas ve ben bu penisilin hakkında bir karara vardık.

Nicholas and I are in agreement about this penicillin.

Başkan, barış antlaşmasının gerçeklerden daha önemli olduğuna karar verdi.

The President decided the peace agreement's more important than the truth.

karar conclusion

Biz bir karara vardık.

We've reached a conclusion.

Bu nihani bir karar. Ulaştığımız son nokta bu.

This is a conclusion thet we've reached.

karar decree

Boşanma kararı sadece bir formalite.

The decree absolute's only a formality.

Tanrılar neye karar verdi?

What have the gods decreed?

karar resolve

Meslektaşım lütfen, bu karara bağlandı.

Colleague, please, this thing is resolved.

karar purpose

Ama bunun yerine, onu kendi amaçlarına alet etmeye karar verdin.

But instead, you decided to co-opt him for your own purposes.