Turkish-English translations for kargaşa:

chaos · commotion · mayhem · mess · disturbance · anarchy · confusion · rioting, riot · turmoil · disorder · uproar · fuss · havoc · unrest · tailspin · other translations

kargaşa chaos

Burada her zaman kargaşa var. Burası benim evim.

It's always chaos in here, This is my home

Kargaşa ve düzen, sevinç ve acı.

Chaos and order, joy and pain.

Huzur dolu bir tedirginlik ve sakin kargaşa arasında ne fark var?

What's the difference between peaceful anxiety and serene chaos?

Click to see more example sentences
kargaşa commotion

Kargaşa, başka bir yetişkin erkeğin dikkatini çekiyor rakip bir komşu.

The commotion attracts the attention of another adult male, a neighbour and rival.

Bütün bu kargaşa da ne?

What's all the commotion?

Bayan Wilson, tüm bu kargaşa da ne?

Ms. Wilson, what's all the commotion?

Click to see more example sentences
kargaşa mayhem

Vampir kurt adam katliam kargaşa vesaire, vesaire.

Got vampire, werewolf, slaughter, mayhem, et cetera, et cetera.

Tüm çamaşır ve kargaşa

All laundry and mayhem

Hazır olsun fesat, kargaşa, gerçekleri bol ve bir cesaret daha!

Get ready for Mischief, Mayhem, plenty of truths and more than one dare!

Click to see more example sentences
kargaşa mess

Bütün bu kargaşa onun suçu.

This whole mess is her fault.

Lee orada ama daha çok göndermem gerek, bir kargaşa var.

Lee is there but I need to send more, it's a mess.

Ne tür bir kargaşa?

What kind of mess?

Click to see more example sentences
kargaşa disturbance

Majesteleri, Bu kargaşa için özür dilerim.

Your Highness, I apologize for the disturbance.

Saksonlar bir kargaşa çıkarırsa diye bir önlem sadece.

Just a precaution in case the Saxons create a disturbance.

Hayır, bu kargaşa sadece hesaplarımın bir parçası.

No, this disturbance is merely part of the calculation.

Click to see more example sentences
kargaşa anarchy

Sadece güçlü bir lider olmadan, yer altı dünyasında bir kargaşa olur.

It's just that without a strong leader, there's anarchy in the underworld.

Demokratik bir ülke anarşiye ve kargaşaya asla izin vermez.

A democratic country will never tolerate anarchy and chaos

Onlar olmadan: kargaşa, felaket, anarşi

Without them, disorder catastrophe, anarchy

Click to see more example sentences
kargaşa confusion

Ama biz Marat'nın aslında ne istediğini biliyoruz:.. Anarşi ve kargaşa.

But we know what Marat really wants:.. anarchy and confusion.

Panik, kaos, kargaşa beyaz azınlığın en kötü kâbusu. Bu ülke için kriz

Panic, chaos, confusion white minority's worst nightmare. crisis for this country

Kargaşa yaratmak için.

To create confusion.

Click to see more example sentences
kargaşa rioting, riot

Evet, bu hâlâ bir kargaşa.

Yeah, that's still a riot.

Bu bir kargaşa.

It's a riot.

Ve sen de Tony Bavo'nun kargaşa için değerini yanlış anlamışsın

And you have misjudged Tony Bravo's value to the riot.

Click to see more example sentences
kargaşa turmoil

Kadim tanrılar, savaş lordları ve krallar zamanında,, kargaşa içindeki bir ülke, bir kahraman arıyordu.

In the time of ancient gods, warlords and kings a land in turmoil cried out for a hero.

Ve o zamandan beri sadece savaş ve kargaşa oldu.

And nothing but war and turmoil since then.

Fakat büyüyen dini kargaşa Roma'ya sıkıntı veriyordu.

But a growing religious turmoil was gripping Rome.

Click to see more example sentences
kargaşa disorder

Onlar olmadan: kargaşa, felaket

Without them disorder, chaos

Onlar olmadan: kargaşa, felaket, anarşi

Without them, disorder catastrophe, anarchy

Kaos ve kargaşa hoşuma gidiyor.

I enjoy chaos and disorder.

Click to see more example sentences
kargaşa uproar

Bütün bu kargaşa ne merak ediyorum.

I wonder what all the uproar is.

Onun ölümü Cumhuriyeti bir kargaşa içine sokabilir.

Her death would throw the Republic into uproar.

Benim yürüyüşüm kargaşa yaratır.

My gait.. creates a uproar.

kargaşa fuss

Bütün bu kargaşa için özür dilerim.

OK, I'm sorry for all the fuss.

Rosie, bu kargaşa da ne?

Rosie, what's the fuss?

kargaşa havoc

Japonya'da, Prenses Tamamo olarak sarayda büyük bir kargaşaya neden oldu.

ln Japan, as Princess Tamamo he caused great havoc at court.

kargaşa unrest

Programlar ortalıktan kayboluyor. Dışarıda bir kargaşa var.

Programs have been disappearing, there's unrest out there.

kargaşa tailspin

Bu kargaşada bir adam var mı?

Does this tailspin involve a man?