Turkish-English translations for kasap:

butchers, butcher · butcher shop · butcher's shop · meat · cleaver · other translations

kasap butchers, butcher

Marty, seni üç saattir tanıyorum, ama iyi bir kasap olduğunu biliyorum.

Marty, I've known you for three hours, but I know you're a good butcher.

Hey, alo madam, ben kasap değil, ben bir hırsızım.

Hello, madam. I'm a thief, not a butcher.

Paddy Doyle bir kasap.

Paddy Doyle is a butcher.

Click to see more example sentences
kasap butcher shop

Ve o, dünyanın en değerli kasap dükkânında duruyor.

And he's sitting on the world's Most valuable butcher shop.

Ama kasap dükkanı var.

There's a butcher shop.

Babanın yıllardır bir kasap dükkanı varmış.

Father owned a butcher shop for years.

Click to see more example sentences
kasap butcher's shop

Ve o, dünyanın en değerli kasap dükkânında duruyor.

And he's sitting on the world's Most valuable butcher shop.

Ama kasap dükkanı var.

There's a butcher shop.

Sheranwala Kapısı'nda bir kasap dükkanı var.

There's a butcher's shop near Sheranwala Gate.

Click to see more example sentences
kasap meat

Aiko, bana bir kasap satırı ver.

Aiko, give me a meat cleaver.

Ama kasap konvoyunda mı?

But the meat packers' float?

kasap cleaver

Senin o kasap satırı adamın biliyor.

Your butcher cleaver man knows that.

Aiko, bana bir kasap satırı ver.

Aiko, give me a meat cleaver.