kaybedecek

O da bana söyleyecek çünkü senden daha çok kaybedecek şeyi var.

And he'll tell me because he has so much more to lose than you.

Bak, dokuz ay önce kaybedecek hiçbir şeyin yoktu.

Look, nine months ago, you had nothing to lose.

Umrumda bile değil. Çünkü kaybedecek bir şeyim yok.

I don't even care, because i've got nothing to lose.

Inan bana, Çünkü Kaybedecek bir şey yok.

Because, believe me, I have nothing to lose.

Kaybedecek hiçbir şeyi yok. Ama bunun bir önemi yok.

He's got nothing to lose, but that doesn't matter.

Ama senin kaybedecek bir şeyin yok, değil mi?

But you have nothing to lose, don't you?

Bir şey daha, kaybedecek hiç bir şeyim yok!

Oh, and something else, I don't have, anything to lose!

Ama buradayım çünkü kaybedecek bir şeyim yok.

But, I'm here because I have nothing to lose.

Çünkü inanın bana, kaybedecek hiçbir şeyim yok.

Because, believe me, I've got nothing else to lose.

Biliyor musun, senin kaybedecek bir şeyin yok.

You know what? You have nothing to lose.