keçeli

Bir proje için bir tane sabun ve siyah keçeli kalem lazım.

I need a bar of soap and a black marker for an art project.

Bana keçeli kalemi ver.

Give me that Magic Marker.

Öğle yemeğinde nefis bir yeşil keçeli kalem yedi.

He ate a delicious green marker for lunch.

Anne, keçeli kalem ver bana.

Mama, give me a marker.

Bu benim keçeli kalemim.

That's my laundry marker.

Hatta bay Callahan'ın efsanevi sakalını keçeli kalemi ile bile çizdi.

He even drew on Mr. Callahan's legendary goatee with a grease pencil.

Sana kırmızı-beyaz saf ipek kravat ve bir kutu kahverengi pralin şeker aldım. Ve kahverengi keçe terlik.

Bought you a red-and-white pure silk tie and a box of brown sugar pralines and some maroon felt bedroom slippers.

Pekala, bana bir keçeli kalem ver.

All right, give me a Sharpie.

Aptal keçeli kalem.

Stupid permanent marker.

Bana biri keçeli kalem getirsin!

Someone get me some markers.