Turkish-English translations for kibir:

arrogance · vanity · pride · conceit · hubris · smug · haughtiness · disdain · other translations

kibir arrogance

Ve o aptal biraz kibirli savaşçı şimdi onun suç ortağı büyük katılacak zindan!

And that stupid, arrogant little warrior, will now join his big accomplice in the dungeon!

Aynı kibirli piç, Dr Pomerantz, beni aradı ve birden benim en yakın dostum oluverdi.

That same arrogant bastard, Dr Pomerantz, called me and suddenly he was my new best friend.

Bazen düşüncesiz olabiliyor saygısız, kibirli çocuksu, güvenilmez, küstah

He can be thoughtless Inconsiderate, vain, Childish, unreliable, arrogant

Click to see more example sentences
kibir vanity

Bu konuşan gurur ve kibir, liderlik değil.

That's pride and vanity talking, not leadership.

Sahte gurur ve kibir.

False pride and vanity.

Paran ile ilgili bu ani kibirin ne?

What's this sudden vanity about money?

Click to see more example sentences
kibir pride

Bu bir intikam ya da kibir meselesi değil.

It isn't a question of pride or of revenge.

Bu konuşan gurur ve kibir, liderlik değil.

That's pride and vanity talking, not leadership.

Oburluk açgözlülük tembellik, öfke kibir, şehvet ve kıskançlık.

Gluttony, greed, sloth, wrath, pride, lust, and envy.

Click to see more example sentences
kibir conceit

Bu sadece çocukça ve kibirli bir provokasyon!

This is just a childish and conceited provocation!

Bazen kibirli ve kendini beğenmiş oluyorsun.

Sometimes you're arrogant and conceited.

Bu duyduğum en kibirli açıklama.

That's the most conceited statement.

Click to see more example sentences
kibir hubris

Hiç pişmanlık göstermiyor, sadece küstahlık ve kibir.

She shows absolutely no remorse, only arrogance and hubris.

Gerçekler kibir değildir, Dr. Filmore.

Facts are not hubris, Dr. Filmore.

Kibir budur işte dostum.

That's hubris, my friend.

Click to see more example sentences
kibir smug

Ama o Joe'nun yüzü, Joe'nun kibirli küçük yüzü.

But it's Joe's face, Joe's smug little face.

Dün akşamki kibir fırtınası binlerce insanı evsiz bıraktı.

Last night's smug storm has left thousands homeless.

Kibirli küçük bir şapka.

That's a smug little hat.

Click to see more example sentences
kibir haughtiness

Bay Fogg her zaman bu kadar münasip, kibirli ve resmi midir?

Is Mr. Fogg always so proper, haughty and formal?

düşmeden önce de kibirli bir ruh.

a haughty spirit before the fall.

Yıkımın önünde gurur gider; düşüşün önünde kibirli bir ruh.

Pride goeth before destruction and an haughty spirit before the fall.

Click to see more example sentences
kibir disdain

Çünkü bu ayıcık dünyanın kibrine dayanamaz.

'Cause this bear can't bear the world's disdain.