Turkish-English translations for koku:

smell · scent · stink · odor · odour · fragrance · aroma · olfactory · give · whiff · flavor · flavour · bouquet · savour · touch · exhalation · other translations

koku smell

Lanet olsun, bu koku da ne?

Damn, what the hell is that smell?

Ne biçim bir koku bu böyle?

What kind of smell is this?

Sanki burada bir ceset kokusu var gibi.

Smells like something dead around here.

Click to see more example sentences
koku scent

Bu bir deney, Bayan. Çiçekleri gün ışığından korumak ve kokuyu daha iyi muhafaza etmek için.

It's an experiment, madame, to to protect the blossoms from daylight, to preserve the scent better.

Haydi, bir koku ver bana.

Come on, give me a scent.

Belirgin bir kokusu var mıydı?

Did he have a particular scent?

Click to see more example sentences
koku stink

Sanırım burada pis bir koku var!

I think something stinks in here!

Hadi, seni pis kokulu zenci!

Come on, you stinking black!

Devam et, kaç, seni bitli, pis kokulu balık!

Go on. Run, you lousy, stinking fish!

Click to see more example sentences
koku odor

Bayanlar ve baylar, Uçaktaki kötü koku sebebiyle,

Ladies and gentlemen, due to the foul odor aboard,

Belirgin bir kokusu vardır. Çok uçucudur.

Has a very distinctive odor, highly volatile.

Koku, tat ya da renk yok.

There's no odor, taste or color.

Click to see more example sentences
koku odour

Öylesine uzun bir zaman Bu koku ne?

Such a long time what is that odour?

Bu koku değil, MacDuff.

It's not odour, Macduff.

Meraklı bir koku.

A curious odour.

Click to see more example sentences
koku fragrance

Gözlerin bazen çiğ damlaları bazen de güzel bir koku.

Your eyes are sometimes dew drops and sometimes fragrance.

Bu evde elmalı turta kokusu vardı.

This house had an apple pie fragrance.

Çok ağır neredeyse tatlı eski bahçemizdeki yaseminlerin ve güllerin parfümünü hatırlatan bir koku.

It was rich almost sweet like the fragrance ofjasmine and roses around our old courtyard.

Click to see more example sentences
koku aroma

Tamam. Bu muhteşem kokuyu alıyor musun?

Okay, do you smell that gorgeous aroma?

Bu kokuyu biliyor musun?

Ah. You know that aroma?

bitkinlik keder, canlılık ise keyif verir... .pişkin ekmeğin kokusu gibi.

Staleness is sadness, freshness brings joy like the aroma of freshly-baked bread.

Click to see more example sentences
koku olfactory

Dikkate değer bir koku alma duyunuz var, Bay Kent.

You have a remarkable olfactory sense, Mr. Kent.

Halisinasyon koku veya değil, mide bulandırıcı kokuyor.

Olfactory hallucination or not, it smells disgusting.

Vücut spreyi koku alma duyusunu köreltir.

Body spray kills the olfactory senses.

Click to see more example sentences
koku give

Koku bana güç veriyor.

The Smell gives me power.

Haydi, bir koku ver bana.

Come on, give me a scent.

Bu koku ve sabun bana umut veren tek şey.

This scent and this soap is what gives me hope.

Click to see more example sentences
koku whiff

Eğer muhabirler bir koku yakalarlarsa senin için de benim için de iyi olmayacak.

If reporters catch a whiff of this, it won't be good for me or you.

Burada bir kıskançlık kokusu mu alıyorum ben?

Am I detecting just a whiff of jealousy here?

İyi bir koku al.

Get a good whiff.

Click to see more example sentences
koku flavor

Bu bir mızrak. Hem limon gibi kokuyor. Çakallar bu kokudan nefret eder.

It's a spear, and it smells like lemon lime, a flavor Coyotes hate.

Hem limon gibi kokuyor. Çakallar bu kokudan nefret eder.

And it smells like lemon-lime, a flavor coyotes hate.

Keskin bir kokusu var, iyi kokuyor.

Has a pungent flavor, smells good!

Click to see more example sentences
koku flavour

Su, hava, toprak ve ateş kokusuyla!

Water, air, earth and fire flavours!

Belki kiraz kokusu veya kök birası.

Cherry flavour, maybe, or root beer.

Çok yavan. Kokusu ve tadı yok.

It's bland, there's no flavour.

koku bouquet

Güzel bir kokusu var.

It has a good bouquet.

Meyvemsi bir kokusu var.

It's got a fruity bouquet.

koku savour

GüçIü bir kin kokusu alıyorum sözlerinden.

That savours strongly of bitterness.

koku touch

Dokunma, koku, hiç acı hissetmiyor

Touch, smell, he feels no pain

koku exhalation

Bu diş üzerinde bir ısırık, ve kuvvetli bir koku

One bite on this tooth, and a strong exhale Refuse.