Turkish-English translations for konuşma:

talking, talk · conversation · speech · speaking · discussion · chat · dialogue · address · lecture · tongue · other translations

konuşma talking, talk

Bence sen ve ben uzun ve güzel bir konuşma yapacağız.

Oh, I think you and I are gonna have a nice long talk.

Onunla bugün hiç bir şey hakkında konuşma.

Don't make him talk about anything today.

Ve sakın konuşma.

And don't talk.

Click to see more example sentences
konuşma conversation

Daniel. Daniel. Belki de bu konuşmayı yapmak için doğru zaman değil.

Daniel Maybe now is not the right time to be having this conversation

Uzun bir konuşma için gerçekten zamanım yok.

I really don't have time for a long conversation.

Biz konuşuyoruz. Ve bu farklı eğlenceli bir konuşma olacak.

And this is gonna be another different, fun conversation.

Click to see more example sentences
konuşma speech

Hayır, sadece aptal bir konuşma.

No, it's just a stupid speech.

Bu bir konuşma değildi.

That wasn't a speech.

Ben bir konuşma yapacağım.

I am making a speech.

Click to see more example sentences
konuşma speaking

Konuşmayı hep biliyordum ve bu ilginç, öyle değil mi?

I always knew how to speak, and that's strange, isn't it?

Bir daha asla benimle konuşma.

Don't ever speak to me again.

Bir daha benimle asla konuşma.

Never speak to me again.

Click to see more example sentences
konuşma discussion

Bu, kısa bir konuşma yapmak için iyi bir zaman olabilir.

This may be a good time for a brief discussion.

Bu olmazsa, bu konuşma burada bitmiştir.

Well, without it, this discussion is over.

Bu konuşma burada bitmiştir.

This discussion is over.

Click to see more example sentences
konuşma chat

Bu sadece arkadaşça bir konuşma.

It's just a friendly chat.

Bu kişisel bir konuşma odası gibi, tamam mı?

It's like a a private chat room, ok?

Önce güzel tatlı bir konuşma yapacağız

First we'll have a nice, sweet chat.

Click to see more example sentences
konuşma dialogue

Bu bir konuşma, Ethan sorguya çekme değil.

It's a dialogue, Ethan, not an inquisition.

Tamam, tamam, konuşma iyi gidiyor.

Okay, okay, dialogue is good.

Ne saçma bir konuşma, Gulati!

What a crappy dialogue, Gulati!

Click to see more example sentences
konuşma address

Başkan Ronald Reagan'ın haftalık radyo konuşmaları için bizimle kalın.

Stay tuned for President Ronald Reagan's weekly radio address.

'Lord Halifax kısa süre içinde kabineye bir konuşma yapacak'

'Lord Halifax will shortly be addressing the cabinet'

Lütfen benimle konuşmayı kes.

Please stop addressing me.

konuşma lecture

Bu konuşma gerçekten ilginç

This lecture is really interesting.

Çok fazla konuşma yaptım, çok fazla uyarıda bulundum.

I've made too many speeches, too many lectures.

konuşma tongue

İnsanlar ona Rev diyorlar çünkü o dua ediyor ve kötü konuşmaya tahammülü yok, efendim.

People call him Rev 'cause he's always praying, and he won't abide a foul tongue, sir!