konuşmaya

Bence sen ve ben uzun ve güzel bir konuşma yapacağız.

Oh, I think you and I are gonna have a nice long talk.

Bana geri dönmek için üç saat ver ve ben oraya gelene kadar kimseyle konuşma.

Just give me three hours to get back. And don't talk to anyone until I get there.

Kötü bir şey olacağını söyledi ve Mark hakkında konuşmaya başladı.

He said something bad was gonna happen. And he started talking about Mark.

Bugün buraya tek bir şey ama tek bir şey konuşmaya geldim.

I've come here today to talk of one thing and one thing only.

Hadi George, iyi bir çocuk ol ve konuşmaya başla.

Come on George, be a good boy and start talking.

Bu çok önemli bir konuşma.

This is a very important call.

Evet ama ben aslında annem hakkında konuşmaya geldim.

Yeah, well, I'm actually here to talk about mom.

Başka bir konu hakkında konuşmaya ne dersin?

What do you say we talk about something else?

Şimdi sen ve ben bir konuşma yapacağız.

Now you and I are gonna have a talk.

Sen konuşmaya devam et, ama henüz bir şey görmedim.

You keep talking, but I haven't seen anything yet.