Turkish-English translations for korkunç:

terribly, terrible · horrible · scary · awful · dreaded, dreadful · terrifying · horrific · monstrous · frightening · ghastly · hideous · ugly · frightful · horrid · horrifying · terrific · tragic · fearsome · shocking · appalling · fearful · gruesome · evil · horrendous · cruel · awesome · formidable · spooky · giant · direful, dire · catastrophic · lurid · outrageous · unspeakable · grisly · desperate · grim · disgusting · hellish · macabre · disastrous · gory · unearthly · other translations

korkunç terribly, terrible

Korkunç bir şey olduğunu biliyorum, hatta cinayet ya da intihardan daha korkunç şeyler.

I know something terrible happened, something even more terrible than suicide or murder.

Efendim, korkunç bir şey oldu!

Sir, something terrible has happened!

Nasıl olur da böyle korkunç bir şeyi yaparsın?

How could you do such a terrible thing?

Click to see more example sentences
korkunç horrible

Bak şimdi burası çok iyi görünüyor. Aslında oldukça korkunç görünüyor ama eskisinden daha iyi.

look really good in here now. actually it looks pretty horrible, but it's better than it was.

Bu hafta sonu, korkunç bir şey yaptım.

This weekend, I did something horrible.

Oh, Tanrım, Korkunç bir insanım.

Oh, God, I'm a horrible person.

Click to see more example sentences
korkunç scary

Tanrım, yatağın altında bir şey var. Çok büyük ve saçları var. Gerçekten çok korkunç.

Oh my god, there's something under the bed, it's really big, and it's got hair, it's really scary.

Çok korkunç değil, değil mi?

That's not too scary, is it?

Dünya zaten korkunç bir yer.

The world's already a scary place.

Click to see more example sentences
korkunç awful

İçimde bir şey var Tommy! Korkunç ve tehlikeli bir şey! Ve çıkmasına izin veriyorum!

There's something inside me, Tommy, something awful and dangerous, and now I've let it out.

Senin için korkunç bir durum olmalı.

It must have been awful for you.

Ama korkunçtu, değil mi?

But that's awful, isn't it?

Click to see more example sentences
korkunç dreaded, dreadful

Sör Matthew, dün gece bir tür felç geçirdi. Ama korkunç bir soğuk geldiğini hissediyorum.

Sir Matthew, he had some kind of seizure last night, but I feel a dreadful cold coming on.

Bu korkunç müzik de ne?

What is that dreadful music?

Bu korkunç gürültü ne?

What's that dreadful noise?

Click to see more example sentences
korkunç terrifying

Siyah yelkenli hayalet gemi ile ilgili korkunç bir efsane var.

There is a terrifying legend about the ghost ship with the black sail.

Eğer bir ruhum olsaydı bu korkunç olurdu vampir.

That would be terrifying, vampire, If I had a soul.

Bunu korkunç bir tecrübe olarak hatırlıyorum.

I remember it as a terrifying experience.

Click to see more example sentences
korkunç horrific

Bu gerçekten çok stresli bir durum kendimi korkunç bir suçlamanın içinde buluyorum.

This is obviously a very stressful situation finding myself accused of a horrific crime.

Ne düşünüyorsun? Cinayet mi, korkunç bir kaza mı?

So what do you think, murder or horrific accident?

Korkunç bir hastalık var.

There is a horrific disease.

Click to see more example sentences
korkunç monstrous

Aşağıda bazen bir, bir buçuk kilometre genişliğinde korkunç büyük bir nehir vardı.

It was a monstrous big river down there, sometimes a mile and a half wide.

güdü belirsiz, ama niyet görünüşte karanlık ve korkunç, canavarca

The motive unclear, but the intent apparently dark and awful, monstrous.

Çok korkunçtu, değil mi?

It was monstrous, wasn't it?

Click to see more example sentences
korkunç frightening

Benden bir şey saklıyor, Sylvie Korkunç bir şey ve bu beni korkutuyor.

He's hiding something from me, Sylvie something terrible and it frightens me.

Anne, korkunç bir şey duymak ister misin?

Mom, you want to hear something frightening?

Bu çok korkunç bir şey olmalı.

That must have been very frightening.

Click to see more example sentences
korkunç ghastly

Burada korkunç bir kaza oldu.

There's been a ghastly accident.

Bu korkunç adam da kim?

Who is this ghastly man?

Korkunç" fazla güçlü bir kelime.

Ghastly" is too strong a word.

Click to see more example sentences
korkunç hideous

Hadi ama! O benden bile daha korkunç ve kötü.

Come on, he's much more hideous and evil than me!

Ne korkunç bir yüzü var!

What a hideous face!

Bu korkunç bir hataydı.

This was a hideous mistake.

Click to see more example sentences
korkunç ugly

Gerçek şu ki, bunu senden gizledim çünkü bu korkunç ve çok çirkin.

The truth is I've kept this from you because it's horrible, and because it's ugly.

Kötü, korkunç ve çirkin bir istek ama en çok istediğim bu.

It's horrible and it's ugly and it's what I most want.

Korkunç, çok çirkin bir balık.

It's this horrible, ugly fish

Click to see more example sentences
korkunç frightful

Evet ve bütün bu güzellik, doktor, korkunç derecede önemli.

Yes. And all that beauty, Doctor, it's so frightfully important.

Birkaç gece önce korkunç bir kâbus gördüm.

I had a frightful dream a few nights ago.

Sizin yolculuğunuz da bizimki kadar korkunç muydu Mösyö Poirot?

And was journey as frightful as ours, Monsieur Poirot?

Click to see more example sentences
korkunç horrid

Ne korkunç bir fikir.

Oh, what a horrid idea.

Bu korkunç küçük ev senin hayalindeki şato.

This horrid little house is your dream castle.

Bu çok korkunç bir hikaye!

That's a horrid story!

Click to see more example sentences
korkunç horrifying

Bu gece olanlar buradaki herkes için korkunç bir deneyim oldu.

What's happened tonight has been a horrifying experience for everybody here.

Bu senin için korkunç olmuş olmalı.

This must've been horrifying for you.

Korkunç haberler için teşekkürler.

Thanks for the horrifying news.

Click to see more example sentences
korkunç terrific

Bu duvar, korkunç bir savunma mekanizması.

This wall is a terrific defence mechanism.

Evet, sen korkunç görünüyorsun.

Yeah, but you look terrific

Korkunç şişko adında bir güreşçi hakkında, harika bir makale var.

There's a terrific article about a wrestler named the Revolting Blob.

Click to see more example sentences
korkunç tragic

Yani, evet, burada ölü bir adam var. Bu trajik ve korkunç bir olay, ama üstesinden gelebilirim.

I mean, yes, there is a dead man here, and it is tragic, awful, but I can handle it.

Bu çok korkunç bir durum.

This is a tragic condition.

Korkunç bir yanlış anlama olmuş.

It was a tragic misunderstanding.

Click to see more example sentences
korkunç fearsome

Porsuk soylu ve korkunç bir hayvandır ama konu bu değil.

The badger is a noble and fearsome creature, but that's not the point.

Şuanda, yeni bir silah hazırlıyorlar. Korkunç güce sahip bir silah.

Right now, they're preparing a new weapon, a weapon with fearsome power.

Korkunç, uzun ve karanlık olmasının nesi yanlış?

What's wrong with tall, dark, and fearsome?

Click to see more example sentences
korkunç shocking

Bu onun için korkunç bir şok oldu.

For him it was a terrible shock.

Küçük bir oğlan için korkunç bir şok.

It's a horrible shock to a little boy.

Korkunç bir şok.

A terrible shock.

Click to see more example sentences
korkunç appalling

Aptalca, korkunç ve gereksiz tipik bir hataydı.

A typically stupid, appalling and unnecessary mistake.

Ama bu çok korkunç!

But that is appalling!

İçimde korkunç bir his var.

I've got this appalling feeling.

Click to see more example sentences
korkunç fearful

Belki dediğin gibi korkudur ama bu çok korkunç.

Maybe it's fear, as you say, but it's horrible.

Hangi ölümsüz el ya da göz, hangi, kurabildi o korkunç simetrini?

What immortal hand or eye Dare frame thy fearful symmetry?

Ne korkunç bir yapma yöntemi!

What a fearful way to do business.

Click to see more example sentences
korkunç gruesome

Korkunç bir adam için korkunç bir kader.

A gruesome fate for a gruesome man.

dehşet verici ve korkunç bir ölümle lanetledi.

to die a horrible and gruesome death,

Sayın hakim, o korkunç bir suçla yargılanıyor.

Your Honor, she is charged with a gruesome crime.

Click to see more example sentences
korkunç evil

Ve ben kötü olmayacağım ama sabah ve gece kadar güzel ve korkunç olacağım.

And I shall not be evil, but beautiful and terrible as the morning and the night.

Çok korkunç birşey yaptım Çok kötü

I have done something so terrible so evil.

Hadi ama! O benden bile daha korkunç ve kötü.

Come on, he's much more hideous and evil than me!

Click to see more example sentences
korkunç horrendous

Mississippi'deki FBI için bu kongre üyesinin otopsisini kim yaptıysa, korkunç bir yapmış.

Whoever concluded the congressman's autopsy for the FBI in Mississippi did a horrendous job.

Sam, görünüşe göre korkunç bir şey tarafından hedef alınıyorum.

Sam, it looks like I'm being targeted by something horrendous.

Ne yazık ki, kendisi yanlış görüş ve korkunç bir deneyime sahip.

Unfortunately, he has the wrong vision and horrendous experience.

Click to see more example sentences
korkunç cruel

Kötü şeyler yaptım korkunç şeyler acımasız şeyler!

I've done bad things. Terrible things. Cruel things.

Ama acımasız ve korkunç kader

But the terrible fate, the cruel

Ne korkunç bir oyun!

What a cruel play!

Click to see more example sentences
korkunç awesome

Vay bu gerçekten korkunç!

Wow it's really awesome!

İnanılmaz bir rüya, korkunç bir güç.

It's an incredible dream. An awesome power.

Fakat şimdi derinlerde yeni korkunç bir canavar var;

But there are now awesome new monsters of the deep.

Click to see more example sentences
korkunç formidable

Korkunç bir koku bu.

That's a formidable scent.

Görünüşe göre, Tok'ra korkunç bir silah geliştirmiş.

Apparently, the Tok'ra have developed a formidable new weapon.

Al-Giumeili, babamın eski bir arkadaşı korkunç bir adam.

Al-Giumeili, an old friend of my father's, a formidable man.

Click to see more example sentences
korkunç spooky

Bu gerçekten korkunç bir top.

This is a really spooky ball.

Burada korkunç bir hayalet mi var?

Is there a spooky ghost here?

Bu çok korkunç dostum.

This is spooky, man.

Click to see more example sentences
korkunç giant

Hatta onların korkunç lideri, korkunç bir dev. Iki kafa ile?

Not even their terrifying leader, a monstrous giant with two heads?

Büyük, dev, gülen, korkunç adam harika.

Big, giant, smiling, scary man delightful.

Birisi metrolu bir kadın. diğeri kocaman korkunç Meksikalı uyuşturucu kralı.

One, white woman from suburb, the other, giant, scary, Mexican drug kingpin.

Click to see more example sentences
korkunç direful, dire

Bayanlar ve baylar, korkunç haberlerim var.

Ladies and gentlemen, I have dire news.

Korkunç anlar, son vedalar Öpücüklerinin dansı ateş böcekleri gibi

Dire moments, last good-byes, your kisses dance like fireflies.

Büyük Çocuk ve Korkunç Anne.

The Great Child and Dire Mother.

Click to see more example sentences
korkunç catastrophic

Dünya korkunç bir felaketle harap oldu ama sen hâlâ hayattasın.

The world has been devastated by a catastrophic disaster, but you're still alive.

Korkunç bir felaket efendim!

A terrible catastrophe, sir!

En ufak değişiklik bile korkunç sonuçlar doğurabilir.

Even the smallest of changes could have catastrophic consequences.

Click to see more example sentences
korkunç lurid

Sör neden bu korkunç romanı tartışmaya bu kadar meyillisiniz?

Sir, why are you hell-bent on discussing this lurid novel?

Korkunç bir hayal gücüne sahipsin.

You have a lurid imagination.

Gerçek korkunçtur, tamam mı?

Reality is lurid, all right?

korkunç outrageous

Randolph, Mortimer, bu korkunç.

Randolph, Mortimer, this is outrageous.

Bu korkunç açlık beni etkiliyor.

This outrageous hunger is affecting me.

Korkunç bir şey ama durum böyle.

It's outrageous, but that's how it is.

korkunç unspeakable

Uzun zaman önce uzak bir diyarda ben Aku, karanlığın biçim değiştiren efendisi serbest kalmış korkunç bir iblistim.

Long ago in a distant land I, Aku, the shape-shifting master of darkness unleashed an unspeakable evil.

Korkunç, anlatılmayacak, yasal olması şüpheli şeyler.

Terrible, unspeakable, legally iffy things.

Korkunç kötülük çalıştırıldı.

Unspeakable evil, activated.

korkunç grisly

Yazdığın bu kitap bunun korkunç bir kanıtı.

This book you wrote is the grisly proof.

Fiji korkunç muydu?

Was Fiji grisly?

korkunç desperate

Şu insanlara bak, Hepsi sadece umutsuz ve korkunç.

Look at these people, just desperate, terrible, all of them.

Ne korkunç ve umutsuz bir hareket. tamamıyla düşünülemez.

What a horrible and desperate act. Utterly unthinkable.

korkunç grim

Londra çok korkunç değildi umarım.

I hope London wasn't too grim.

Epey korkunç, Batesy.

Pretty grim, Batesy.

korkunç disgusting

Lemon Breeland bir daha asla bana o korkunç, çirkin ve mide bulandırıcı yüzünü gösterme.

Lemon breeland, never show your horrible, ugly, disgusting face near me again.

Korkunç, iğrenç bir şey.

An awful, disgusting thing.

korkunç hellish

Ne korkunç bir suç!

'What a hellish crime!

Orijinal günah; ne korkunç bir fikir.

Original sin what a hellish idea.

korkunç macabre

Ne korkunç bir zihin.

What a macabre mind.

Korkunç boyutlarda bir trajedi.

A tragedy of macabre proportions.

korkunç disastrous

Aniden ve korkunç bir ºekilde Japonya Pearl Harbor'a saldìrdì.

Suddenly and disastrously Japan struck at Pearl Harbor.

korkunç gory

Sadece bana kanlı korkunç bir ölüm verirsen oynarım.

Only if you promise me a blood-soaked, gory death.

korkunç unearthly

Bu korkunç çığlık da ne?

What was that unearthly scream?