kurbanlar

Üzgünüm Henry ama kurbandan gelen bir arama onu tutmak için yeterli değil.

I'm sorry, henry, But one phone call from the victim isn't enough to hold him.

Bir de şu kız var, Annie. Benim kız arkadaşım olur ve bu olayda bir kurban.

Now, about the girl, Annie, who's my girlfriend and a victim in all this.

Ya Red John için çalışıyor ya da bir sonraki kurbanı olacak.

She either works for Red John, or she's about to become his next victim.

Affedin beni majesteleri, bilgili bir adam değilim ben ama öldürmek ile kurban etmek arasında bir fark var mı?

Forgive me, Your Grace, I'm not a learned man, but is there a difference between kill and sacrifice?

Bu adam bu akşam burada bir cinayet işledi ve kurbanın adı ise, "Tiyatro".

That man has committed murder here this evening and the victim's name is "theater.

Demek ki buralarda bir yerde bir kurban daha var.

That means somewhere out there there's one more victim.

Yemin ederim Ben bir kurban yapacak ayrıca beni eve gidelim eğer güvenli ve sağlam.

I swear, I will make a sacrifice if you also let me go back home safe and sound.

Şiddetin kurbanları siyah ve beyaz zengin ve yoksul genç ve yaşlı ünlü ve isimsiz.

The victims of the violence are black and white, rich and poor, young and old, famous and unknown.

Son Kurban koymayı düşündüm ama seri katiller hakkında Son Kurban adında bir kitap zaten var.

I thought about The Last Victim, but there is already a book about serial killers called The Last Victim.

O bir kurban değil, o bir cinayet zanlısı.

He is not a victim, he is a murder suspect.