Turkish-English translations for müthiş:

great · awesome · terrific · amazing · wonderful · fantastic · fabulous · perfect · splendid · awful · terrible · stunning · incredible · formidable · swell · tremendous · superb · hell · helluva · prodigious · bang-up · enormous · smashing · devastating · deadly · filthy · other translations

müthiş great

Bu senin için gerçekten müthiş bir şey olabilir.

This could be a really great thing for you.

Hayır, burası müthiş bir yer.

No. This place is great.

Tanrım, o müthiş değil mi?

God, isn't he great? No.

Click to see more example sentences
müthiş awesome

Bu müthiş bir fırsat ve sen harika bir oyuncusun.

This is an awesome opportunity, and you're an amazing actress.

Müthiş bir deneyim olacak.

It'll be an awesome experience.

Bu çok müthiş.

This is awesome.

Click to see more example sentences
müthiş terrific

Biliyor musun, aslında bu müthiş bir fikir.

You know, that's actually a terrific idea.

Bu müthiş bir hikaye.

That's a terrific story.

Müthiş bir yetenek bu!

That's a terrific talent.

Click to see more example sentences
müthiş amazing

Müthiş bir şey söz veriyorum, asla unutamayacağın bir şey.

I promise you something amazing something you'll never forget.

Müthiş bir şey buldum.

I found something amazing.

Ben müthiş olduğunu düşünmüştüm.

I thought she was amazing.

Click to see more example sentences
müthiş wonderful

Bu müthiş bir şey değil mi?

That's a wonderful thing, isn't it?

Evet, bence müthiş bir fikir.

Yes. I think that sounds wonderful.

Sen müthiş, tatlı bir çocuktun.

You were a wonderful, sweet kid.

Click to see more example sentences
müthiş fantastic

Daha iyi bir adam olman bence müthiş bir şey.

I think it's fantastic that you're a better man.

Oh, bu müthiş bir haber.

Oh, that is fantastic news.

Bu müthiş kendimi lanet olası Rod Stewart gibi hissediyorum.

That is fantastic, I feel like freaking Rod Stewart.

Click to see more example sentences
müthiş fabulous

Baylar ve bayanlar, karşınızda bir kez daha Dünyanın en müthiş gurubu:

Once again, ladies and gentlemen, the world's most fabulous group:

Birisi müthiş bir gece geçirdi.

Hey, somebody had a fabulous night.

Ben de müthiş zaman geçirdim.

I had a fabulous time too.

Click to see more example sentences
müthiş perfect

Tatlım, bu müthiş!

Honey, that's perfect.

Ona öğretmiş olmalı Her şey müthiş olmalı

Might have taught her that Everything must be perfect

Şimdi müthiş bir bahanem var.

Now I have a perfect excuse.

Click to see more example sentences
müthiş splendid

Ne müthiş bir fikir Bu Noel eğlenceli görünüyor

What a splendid idea This Christmas sounds fun

Ne müthiş bir akşam!

What a splendid evening!

Bana göre bu müthiş bir fikir.

I think it's a splendid idea.

Click to see more example sentences
müthiş awful

Ve, sevgilim, müthiş üzgünüm.

And, darling, I'm awful sorry.

Danny müthiş yetenekli bir avukat.

Danny is an awfully talented lawyer.

Bu beş hafta içinde müthiş.

That's awfully good in five weeks

Click to see more example sentences
müthiş terrible

Bu da diğer bir müthiş örnek.

This is another terrible example.

Korkunç fakat müthiş.

Terrible But great

Bu müthiş derecede önemli.

It's all terribly important.

Click to see more example sentences
müthiş stunning

Tanya büyüleyici bir esmer, müthiş bir vücudu ve hatta artık daha iyi teknikleri var.

Tanya is a stunning brunette, with a great body and even better technique.

Kennedy için, Illinois'deki bozgundan bir hafta sonra müthiş bir başarı.

For Kennedy, a stunning turnaround one week after humiliation in illinois.

O kadar müthiş bir kız değil!

She is not that stunning!

Click to see more example sentences
müthiş incredible

Ama kesinlikle her yerde müthişler.

But absolutely incredible everywhere.

Çok yetenekli bir sanatçıydı ve müthiş bir şekilde yanıImazdı.

Isaac Mendez was a very talented artist, and incredibly accurate.

Laura müthiş yetenekli bir yazardı.

Laura was an incredibly talented writer.

Click to see more example sentences
müthiş formidable

O da her zaman müthiş Olivia Pope olacak.

She is always going to be the formidable Olivia Pope.

Sen müthiş bir cadısın.

You are a formidable witch.

G. Wells müthiş bir rakip oldu.

H.G. Wells was a formidable opponent.

Click to see more example sentences
müthiş swell

Harika bir çiftsiniz. Sen de Alice, müthiş bir kızsın. Todd da artık yatağı kirletmiyor.

You're a great couple, and Alice, you're a swell girl, and Todd, he no longer soils the bed.

Bu yer müthiş, profesör.

This place is swell, professor.

Ben çilek yiyen müthiş bir adamım.

I'm a swell guy who eats strawberries.

Click to see more example sentences
müthiş tremendous

En azından ben sana müthiş saygı duyuyorum ve senin de bana saygı duyduğunu umuyordum.

At least, I tremendously respect you and I hoped you'd respect me, too.

Müthiş bir kişiliği vardı.

He had a tremendous personality.

Kingman ne müthiş bir oyun çıkardı Marv.

What a tremendous play by Kingman, Marv.

Click to see more example sentences
müthiş superb

Müthiş bir suçluydun, Gunter ama kendi kardeşlerin sana ihanet etti.

You were a superb criminal, Gunter, but your own brethren betrayed you.

Müthiş bir fikir majesteleri.

Superb idea, Your Majesty.

Bu müthiş Meksika malı

This is some superb Mexican

Click to see more example sentences
müthiş hell

Ölmek için müthiş bir yer.

Hell of a place to die.

Müthiş bir kadın ve çok iyi bir hırsız.

Hell of a woman. Good little thief.

Müthiş bir şov, Mike.

Hell of a show, Mike.

Click to see more example sentences
müthiş helluva

Peki, bu müthiş acıklı bir hikaye, Doktor.

Well, it's a helluva sad story, Doc.

Bilinmeyen bir sonuç ile. Müthiş bir ziyafetin içindesiniz.

With a unknown outcome, you're in for a helluva treat.

Lucas müthiş bir adam!

Lucas is one helluva guy!

Click to see more example sentences
müthiş prodigious

Ne müthiş bir teknik ama!

What a prodigious technique!

Müthiş bir yeteneğin var.

You got a prodigious ability.

Müthiş yetenek bir adamsınız.

A man of prodigious talent.

Click to see more example sentences
müthiş bang-up

Ben çocuk benim fıskiyelerde müthiş bir yaptı. Ne diyorum biliyor musun? Evet.

I kid did a bang-up job on my sprinklers, you know what I'm saying?

Müthiş bir yaptın!

You've done a bang-up job!

Mitch, müthiş bir yapıyorsun.

Mitch, you're doin' a bang-up job.

müthiş enormous

Uçmak müthiş bir yetenek ve çaba gerektirir.

Flying demands enormous skill and effort.

Bu bizim için müthiş bir değerde.

This means an enormous amount to us,

müthiş smashing

Evet, müthiş değil mi?

Yeah, smashing, ain't it?

Müthiş görünüyorsunuz Bayan Moneypenny.

You look smashing, Miss Moneypenny.

müthiş devastating

B-ro cinsellik ve yaratıcılık açısından müthişti.

B-ro was sexually and creatively devastating.

müthiş deadly

Ölü bir adamın telefonunu çalmak müthiş bir iş.

Great job on stealing the dead guy's phone.

müthiş filthy

Bu insanlar müthiş zengin.

These people are filthy rich.