Turkish-English translations for midye:

mussel · clam · barnacle · cockle · oyster · shell · other translations

midye mussel

İki kızarmış çıtır midye ve bir Pad Thai.

Two fried crispy mussels and one Pad Thai.

Akşam yemeği için midye aldım.

I bought mussels for this evening.

İçinde midye mi var?

Are there mussels in it?

Click to see more example sentences
midye clam

Gerçekten bir şeyler öğrenmek istiyorum mesela gökyüzü neden mavi ya da ağaç midyeleri neden böyle güzel?

I want to learn real stuff, like why the sky is blue or why tree clams are so delicious.

Ben de bir tür midye gibi hissediyorum.

I feel like a different kind of clam.

Alex ve Midye Bar olayı çılgınca, değil mi?

Crazy about Alex and the Clam Bar, right?

Click to see more example sentences
midye barnacle

Peki o zaman, bu pas ve midyeler nereden geldi?

Then where'd all that rust and those barnacles come from?

Kabarcıklı midyeler! Bu ses ne böyle?

Blistering barnacles What's that noise?

Şiddetli bir tayfunda milyarlarca sarımsı mavi midye kabarcıkları!

'Billions of bilious blue blistering barnacles in a thundering typhoon!

Click to see more example sentences
midye cockle

O hayatta ve bir yerlerde tarak ve midye satarak geçiniyor ve bir de kendine ait olmayan çok önemli bir tabloyu satıyor.

He's alive, alive-o somewhere, selling cockles and mussels and a very important painting that doesn't belong to him.

Geniş ve dar, ağlayan midyeler ve kabukları

Broad and narrow, crying cockles and mussels

Gümüş çanlar, midye kabukları ve zavallı bir petunya.

With silver bells and cockle shells and one pathetic petunia.

Click to see more example sentences
midye oyster

Brokoli ve midye sosu.

Broccoli and oyster sauce.

Midye Rockefeller ve Pouilly Fuisee şarabı, lütfen.

Oysters Rockefeller and a lovely Pouilly Fuisee, pour plasir.

Yüz tane midye?

A hundred oysters?

Click to see more example sentences
midye shell

Istakoz, karides ve midye.

Crab, shrimp and ear shells.

Kılçık, Goblin dişi, midye, yarasa kanadı

Fishbones, Goblins' teeth, wet shells, bats' wings

Galen onları midye kabuklarının içinde buldu.

Galen finds 'em in the mussel shells.

Click to see more example sentences