modaya

Burası Paris. Ben de modaya uyan bir kadınım, öyle değil mi?

This is Paris, and I'm a fashionable woman, aren't I?

Ben sadece daha çok modaya uymaya çalışıyorum.

I'm just I'm trying to be more fashionable.

Bunu söylemek pek modaya uygun değil.

It's not fashionable to say this.

Bu günlerde bir işi modaya uygun yapma değil, patron.

Just not fashionable doing one business these days, boss.

Şimdi modaya uygun bir yer.

It's a fashionable place now.

Hiç modaya uygun değil.

It's not fashionable at all.

Modaya uygun değil

It's not fashionable

Modaya uygun bir içecek yapacağız.

We'll make it a fashionable drink.

Bayan Thorwald'ın kıyafetleri. Temiz, iyi katlanmış, modaya uygun değil; ama düzgün.

Mrs Thorwald's clothes; clean, well-packed, not stylish, but presentable.

Modaya uygun bir ismi var.

She's adopted a fashionable name.