Turkish-English translations for muhteşem:

great · wonderful · amazing · magnificent · gorgeous · awesome · fantastic · fabulous · glorious · perfect · splendid · marvelous, marvellous · excellent · beautiful · brilliant · spectacular · terrific · grand · remarkable · superb · stunning · kingly · majestic · fascinating · adorable · high · lordly · sublime · noble · sumptuous · royal · solemn · bright · imposing · other translations

muhteşem great

Yanlış bir şey yapmadın ve sen muhteşem bir çocuksun.

You didn't do anything wrong and you're a great kid.

Aslına bakarsan, bu muhteşem bir fikir.

That's actually a really great idea.

Muhteşem ve güzel görünüyorsunuz

You look great and beautiful

Click to see more example sentences
muhteşem wonderful

Ama şu an muhteşem bir kocam ve güzel bir evim var.

But now I have a wonderful husband, a beautiful home

Bu gece eve geliyor musun, yoksa Bay Muhteşem ile başka bir gece daha geçireceksin?

So, you coming home tonight or is this another night spent with Mr. Wonderful?

Ama gerçekten de iyi bir kardeşti. Ve muhteşem bir çocuk. Ve Maude için muhteşem bir erkek arkadaş.

But he was a really good brother and a wonderful son and a wonderful boyfriend to Maude.

Click to see more example sentences
muhteşem amazing

Ve bence o cesur, güçlü, muhteşem bir kadın ve seni çok seviyor.

And I think that she's a brave, strong, amazing woman who loves you very much.

Muhteşem bir teklif bu.

This is an amazing offer.

Nick muhteşem bir insan.

Nick is an amazing person.

Click to see more example sentences
muhteşem magnificent

Ve şimdi bayanlar ve baylar Grand Otel tarafından sunulan muhteşem bir sürpriz.

And now, ladies and gentlemen a magnificent surprise offered by the Grand Hotel.

Ne muhteşem bir kolye!

What a magnificent necklace!

Nasıl olur da, Amerika gibi çürümüş bir ülke sizin gibi muhteşem bir asker yetiştirebilir?

How could such a decayed country like America produce such a magnificent soldier like you?

Click to see more example sentences
muhteşem gorgeous

Bir film yıldızı, muhteşem Vincent Chase ile bir randevu

A date with a movie star, the gorgeous Vincent Chase

Sen muhteşem bir kadının önünde duran bir salaksın ve ben

You are an idiot in front of gorgeous women, and me, I'm

Bu gece muhteşem görünüyorsun.

You look gorgeous tonight.

Click to see more example sentences
muhteşem awesome

İşte bu yüzden senin gibi çok muhteşem bir avukata ihtiyacım var.

That's why I need, like, a really awesome lawyer, like you.

Alex bugün muhteşem oynadı, yani artık ona değer veriyorum.

Alex played awesome today, which means I care about him now.

Bugün muhteşem bir plak aldım.

I got an awesome record today.

Click to see more example sentences
muhteşem fantastic

Bu muhteşem bir fikir.

That is a fantastic idea.

Herkes muhteşem bir çift olduğumuzu söylüyor.

Everyone says we make a fantastic couple.

Bu muhteşem görünüşlü bir balık.

It's a Fantastic looking Fish.

Click to see more example sentences
muhteşem fabulous

Bir ünlü olan çünkü Evet, yani ve muhteşem bakmak ve muhtemelen tüm olmak istiyorum.

Yeah, that's because you're a celebrity and you look fabulous and they probably all want to be you.

Ne muhteşem bir oda!

What a fabulous room!

artık o kadar muhteşem değil mi.

Is not so fabulous anymore.

Click to see more example sentences
muhteşem glorious

Bu ne muhteşem bir gün.

This is just a glorious day.

Ne kadar muhteşem bir gün.

What a glorious day it is.

Ne muhteşem bir manzara.

What a glorious sight.

Click to see more example sentences
muhteşem perfect

Muhteşem bir gece için ihtiyacımız olan her şey burada var.

We have everything we need here for a perfect night, okay?

Tabii ki muhteşem bir düğün istiyorum!

Of course I want a perfect wedding!

Yılda sadece bir muhteşem gün.

Just one perfect day a year.

Click to see more example sentences
muhteşem splendid

Ne muhteşem bir fikir, Bay Churchill, çok muazzam bir şey.

What a marvellous idea, Mr Churchill, what a very splendid thing!

Evet, bu muhteşem bir fikir, Lawrence.

Yes, what a splendid idea, Lawrence.

Ne muhteşem bir kılıç.

What a splendid sword.

Click to see more example sentences
muhteşem marvelous, marvellous

Muhteşem bir ilişki ve bütün harika hediyeler için teşekkür ederim.

I want to thank you for a marvellous relationship and all the presents.

Ne muhteşem bir adam!

What a marvelous man.

Ve kesinlikle kusursuz, muhteşem, küçük bir fantezi yarattın.

And you had a perfectly wonderful, marvelous little fantasy.

Click to see more example sentences
muhteşem excellent

Muhteşem bir fikir gibi gözüküyor.

It sounds like an excellent idea.

Evet, muhteşem atış, efendim.

Yes, excellent shot, sir.

Muhteşem bir sol ayağı var.

He has an excellent left foot.

Click to see more example sentences
muhteşem beautiful

Ama şu an muhteşem bir kocam ve güzel bir evim var.

But now I have a wonderful husband, a beautiful home

Burası muhteşem, değil mi?

It is beautiful here, right?

İki kişilik bir oda ve benim ile muhteşem karım için bir banyo.

I want a double room and bath for myself and my beautiful wife.

Click to see more example sentences
muhteşem brilliant

Evet, ben bir daha asla çalışamayacak muhteşem bir avukatım.

Yeah, I'm a brilliant lawyer who's never gonna work again.

Sen muhteşem bir sanatçısın.

You're a brilliant artist.

..o muhteşem bir herif.

He's a brilliant guy.

Click to see more example sentences
muhteşem spectacular

Senin için en önemli şey "Muhteşem,.. muhteşem Düğün" değil mi?

You mean, the most important thing isn't the "Wedding Spectacular Spectacular"?

Muhteşem bir bahçe satış yeri biliyorum. Her gün açık.

I know a spectacular yard sale. it's open every day.

Üç yatak odası, muhteşem bir nehir manzarası.

Three bedrooms, spectacular view of the river.

Click to see more example sentences
muhteşem terrific

Orası harika bir şehir ve sen de harika bir oyuncusun. Okumak için muhteşem bir yer.

It's a great town and you're a wonderful actress and it's a terrific place to study.

Bu harika bir fikir, muhteşem.

That's a great idea, just terrific!

Okumak için muhteşem bir yer.

It's a terrific place to study.

Click to see more example sentences
muhteşem grand

Ve şimdi bayanlar ve baylar Grand Otel tarafından sunulan muhteşem bir sürpriz.

And now, ladies and gentlemen a magnificent surprise offered by the Grand Hotel.

Tamamen az ya da çok mu olmalı yoksa sade ya da muhteşem mi?

Must it all be either less or more? Either plain or grand?

Seçilmiş Kişi olmak ne muhteşem bir şey olmalı.

How grand it must be to be the Chosen One.

Click to see more example sentences
muhteşem remarkable

Burada muhteşem bir sığınağınız var, ama hepsi bu kadar.

You've got a remarkable sanctuary here, but that's all it is.

O gerçekten muhteşem bir kız.

She truly is a remarkable girl.

Kadın vücudu muhteşem, sence de öyle değil mi?

The female body is remarkable, don't you think?

Click to see more example sentences
muhteşem superb

Bu arada, bu Whit Stillman, muhteşem bir yazar ve film yapımcısı.

By the way, this is Whit Stillman, superb writer and filmmaker.

Av yakalamak için muhteşem bir makina gibi.

It's a superb machine for catching prey.

Güzel bir çiftlik: modern, muhteşem, şişko domuzlar.

It's a fine farm: modern, with superb, fat pigs.

Click to see more example sentences
muhteşem stunning

Ama sen her zaman muhteşem görünüyorsun.

But then you always look stunning.

Neyse, kocam muhteşem olduğunuzu düşünüyor.

Anyway, my husband thinks you're stunning.

Bu gece muhteşem gözüküyorsunuz Doktor Isles.

You look stunning tonight, Dr. Isles.

Click to see more example sentences
muhteşem kingly

Sen muhteşem bir kral olurdun.

You would be a wonderful King.

Sizden muhteşem bir kral olur, Christian.

You could be an amazing king, Christian.

Sadece bir kralın kuyruğu bu kadar muhteşem olabilir.

Only a king could have a tail so magnificent.

Click to see more example sentences
muhteşem majestic

Sonsuz bir siyah boşluk ve göklerde muhteşem bir yıldız.

The endless black void and the majestic star in the heavens.

Muhteşem bir tanga giymişti.

He wore a majestic thong.

Brunelleschi bunlardan biriydi ve Avrupa'daki en muhteşem katedrali o yaptı.

Brunelleschi was one and he created the most majestic cathedral in Europe.

Click to see more example sentences
muhteşem fascinating

Muhteşem Ritm, beni duyuyor musun?

Fascinating Rhythm, do you read me?

Muhteşem bir vaka.

A fascinating case

Cidden, çok muhteşem.

Really, it's fascinating.

Click to see more example sentences
muhteşem adorable

Bu muhteşem yaratık da kim?

Who is that adorable creature?

Muhteşem bir kadın.

An adorable woman.

Ah, ne muhteşem minik yataklar!

Oh, what adorable little beds!

muhteşem high

Wow, muhteşem. ne kadar da yüksek!

Wow, it's amazing. How high!

Muhteşem, Yüce Kral Peter.

High King Peter, the Magnificent.

Ve işte karşınızda, geç kalmış, muhteşem Bradlington Fotoğraf Kulübü.

Here's to the late, great, Bradlington High photography club.

muhteşem lordly

Bu muhteşem yemek için teşekkür ederiz, Tanrım.

And thank you, lord, for this wonderful food.

Yüce Tanrım, Bu muhteşem test için teşekkür ederim.

Dear Lord, thank you for this glorious test.

Oh, lorde, bu muhteşem.

Oh, lorde, it's amazing.

muhteşem sublime

Muhteşem, hatta yüze bir ayna.

A magnificent, even sublime mirror.

O muhteşem Ekler pastalarını yapıyor.

He makes those sublime éclairs.

Öyle muhteşem bir ışıkta, öyle bir ihtişamla

In such a sublime light, in such splendor

muhteşem noble

Biz asiller için muhteşem bir gün olacak.

It will be a great day for we nobles.

Soylu ve muhteşem.

Noble and splendid.

muhteşem sumptuous

Mucizevi değil, ama muhteşem.

Not miraculous, but sumptuous.

Muhteşem bir yemekten sonra

After a sumptuous dinner

muhteşem royal

Muhteşem bir mavi ve Krom tamponlar.

Royal blue and chrome bumpers.

muhteşem solemn

Bayan Murdoch, bazı insanlar kilisenin ciddiyetini tercih eder ve St. Bartholomew muhteşem bir ortam.

Now, Mrs. Murdoch, some people prefer the solemnity of a church and St. Bartholomew is a beautiful setting.

muhteşem bright

Parlak, muhteşem bir ışık.

A bright, wonderful light.

muhteşem imposing

Bu muhteşem beyefendi Barranca'nın postane müdürü ve bankeri.

This imposing gentleman is the postmaster and banker of Barranca.