Turkish-English translations for muhtemelen:

probably · possibly · likely · well · perhaps · presumedly, presumably · potentially · conceivable · easily · perchance · other translations

muhtemelen probably

Güzel, bu çok güzel. Çünkü muhtemelen onlar sana benden daha çok yardım eder. Bilemiyorum ben

Well, good, that's very good, because they can probably help you out a lot more than I can.

Muhtemelen bir kaç gün.

Probably a few days.

Muhtemelen önemli bir şey değildir.

It's probably not important at all.

Click to see more example sentences
muhtemelen possibly

Bu bir yetişkin olmalı muhtemelen beyaz bir erkek, onun için otoriter bir figür olabilir.

This would be an adult, Possibly a white male. He might be an authority Figure to her.

Muhtemelen böyle bir şey neden olabilir?

What could possibly cause such a thing?

Bence muhtemelen o da yanılıyor da ondan.

I think possibly because he, too, is wrong.

Click to see more example sentences
muhtemelen likely

Ahbap, düşünüyordum da, ben anlarsın ya, muhtemelen bir plana ihtiyacım var ama ne planı?

Dude, I was thinking, I was, like, You know, I probably need a plan here but what plan?

Muhtemelen, o bayan bir çıkış vizesi için bekliyor, ya da diğerleri gibi burada sıkışıp kalacak.

She's probably waiting for an exit visa, or she'll be stuck here like the rest of them.

Muhtemelen benim gibi olmalı.

He's probably just like me.

Click to see more example sentences
muhtemelen well

Güzel, bu çok güzel. Çünkü muhtemelen onlar sana benden daha çok yardım eder. Bilemiyorum ben

Well, good, that's very good, because they can probably help you out a lot more than I can.

Muhtemelen, bunu gibi bir şey.

Well, uh, probably something like this.

Muhtemelen üç ya da dört ay kadar.

Well, probably three or four months.

Click to see more example sentences
muhtemelen perhaps

Bir daha muhtemelen çok uzun zaman O yüzden düşündüm de

It will probably be a long time and I thought perhaps

Pekala, muhtemelen bu yardımcı olur.

Well, perhaps these will help.

Muhtemelen bunun için de bilimsel bir cevap var.

Perhaps there's a scientific answer to that, too.

Click to see more example sentences
muhtemelen presumedly, presumably

Bu öğleden sonra Yüzbaşı DeWitt beni görmeye geldi, muhtemelen sizin talimatınızla.

This afternoon, Capt. DeWitt came to see me, presumably on your behalf.

Evet, muhtemelen; o benim kızım.

Yes, presumably she's my daughter.

Marguerite ile evlendiğinde, muhtemelen, Riviera'da bir yer, hızlı bir araba bir kaç metres isteyeceksin.

Presumably, when you're married to Marguerite, you'll want a place on the Riviera, fast car, couple of mistresses.

Click to see more example sentences
muhtemelen potentially

Bu adam kuruntulu ve muhtemelen tehlikeli.

This man is delusional and potentially dangerous.

Yani muhtemelen emekli olmuş, yaşlı beyaz bir adamı arıyoruz.

So we're looking for a potentially retired, Old, white guy.

Cidden ama, Dave ve benim çok büyük, muhtemelen dünyayı sarsacak bir haberimiz var.

Serious, though, Dave and I have some big, potentially earth-shattering news.

Click to see more example sentences
muhtemelen conceivable

Alistair Peck bazı olağanüstü teoriler üretmiş. Ve muhtemelen onları uyguluyor.

Alistair Peck has conceived of some extraordinary theories and is possibly implementing them.

Bir kafir olarak muhtemelen, ama öyle umuyorum ki, bir yobaz olarak değil.

A heathen, conceivably, but not, I hope, an unenlightened one.

Evet. Muhtemelen George.

Yes, conceivably, George.

muhtemelen easily

Harry için ithal edilmiş bu küçük hediye muhtemelen en iyisi!

This little gift you've imported for Harry is easily the best!

muhtemelen perchance

Uyumak. Muhtemelen rüya görmek için.

To sleep, "perchance to dream: