nöbeti

Sen burada kal ve nöbet tut.

You stay out here and keep watch.

Mac, ilk nöbeti sen al sonra da biraz dinlen, tamam mı?

Mac, you take first watch then you get some rest, OK?

Sen ve Charlie, ilk nöbeti alın.

You and Charlie take first watch

Mac, ilk nöbeti sen al, sonra biraz dinlen.

Mac, you take first watch, then you get some rest.

Bu sabah korkunç bir nöbet geçirdim.

I had a terrible turn this morning.

Anemi, kanser, kemik iliğinde azalma. Nöbet, ateş, kıl kaybı, iktidarsızlık, sinir hastalığı.

Anemia, cancer, bone marrow depletion, seizures, fever, hearing loss, impotence, neuropathy.

Bu bizim evlilik yıldönümümüz. Ama bu acil. Bir anksiyete nöbeti geçiriyor.

This is our anniversary But it's an emergency He's having an anxiety attack

Çok kötü bir nöbet geçirdi efendim.

He had a very bad turn, ma'am.

Hey, Albay, nöbeti ben alıyorum.

Hey, Colonel, I'll take watch.

Nöbet sana çok iyi bir hediye verdi.

The Watch has given you a great gift.