Turkish-English translations for nakit:

cash · money · currency · liquidity · bankroll · hard cash · other translations

nakit cash

Bu yüzden baban ve ben her zaman nakit öderiz ve hiç yeni bir şey almayız.

That's why your dad and I always pay cash, and we never buy anything new.

İkisi de gelmek her Cuma, her zaman nakit ödeme.

The two of them come in every Friday, always pay cash.

Onlar sadece nakit alıyormuş.

They're only taking cash

Click to see more example sentences
nakit money

Şimdi sana bir çanta dolusu para vereceğim, tabi ki nakit.

Now I give you a suitcase full of money, cash of course.

Az önce bir şey ödedi. Oldukça fazla parayla. Nakit.

She just paid for something, a lot of money, cash.

Param var, nakit para.

I got money, cash money.

Click to see more example sentences
nakit currency

Otobüs şoförü nakit para gibi kabul etmek zorunda.

A bus driver would have to accept that as currency.

Çok fazla nakit demek bu.

That is too much currency.

Serbest kur nakdi kaçınılamaz bir şey.

A free-floating currency is inevitable.

nakit liquidity

Tam olarak nakit sayılmaz.

It's not exactly liquid.

Hayır, yok etmek değildi, nakite çevirecekler.

Not you, Abdington Books. Terminate! No, liquidate!

nakit bankroll

Nakit para olmadan ne anlamı var?

What's it mean without a bankroll?

Ray, bu nakit para mı?

Ray, is this the bankroll?

nakit hard cash

Bu zorlu bir nakit para işi.

This is a cold, hard cash business.

Nakit para karşılığı cennet için sanal pasaportlar.

Virtual passports to heaven in exchange for hard cash.