Turkish-English translations for neredeyse:

almost · near, nearly · just · practically · about · good · next · half · virtually · close · soon · all but · just about · next to · other translations

neredeyse almost

Burada yaşamak için yeterince yiyecek ve su var. Dışarı çıkmadan neredeyse iki hafta yeter.

There's enough food and water to live in here for almost two weeks without having to come out.

Neredeyse iki saat oldu.

It's been almost two hours.

Neredeyse müzik gibi geliyor.

Almost sounds like music.

Click to see more example sentences
neredeyse near, nearly

Bugün neredeyse tanıyamıyordum seni ama olay da bu zaten değil mi?

I nearly didn't recognize you today, but that's the whole point, isn't it?

Matthew benim tek oğlum ve neredeyse ölüyordu.

Matthew is my only son, and he nearly died.

Neredeyse üç ay oldu ve daha nişanlanamadık bile.

Nearly three months, and we can't even get engaged.

Click to see more example sentences
neredeyse just

O yüzden lütfen. Bana nerede olduğunu söyle.

So please, just tell me where she is.

Çok basit, bize onun nerede olduğunu söyle.

It's real simple, just tell us where she is.

Ama ben sadece bir savaşta mücadele sona erdi Ben hala anlamıyorum ve bir ülke için eve geldi hiçbir şey değişmişti nerede.

But I just ended up fighting in a war that I still don't understand and came home to a country where nothing had changed.

Click to see more example sentences
neredeyse practically

Evet, Rahibe Veronica düştü ve neredeyse kendini öldürüyordu.

Yes, Sister Veronica fell and practically killed herself.

Neredeyse dini bir deneyim gibiydi.

It was practically a religious experience.

Neredeyse orada yaşıyor.

Practically lives there.

Click to see more example sentences
neredeyse about

O nereye gittiği hakkında bir şey söyledi mi?

Did he say anything about where he was going?

Michael hakkında neredeyse her şeyi anlattı.

Michael told me almost everything about you.

Neresi o kadar tehlikeli ve kötü?

What's so bad and dangerous about him?

Click to see more example sentences
neredeyse good

Nerede benim güzel kızım?

Where's my good girl?

Neredeyse fazla iyi bir fikir gibi duruyor.

It almost seems like it's too good an idea.

Güzel, peki şimdi nereye gidiyor?

That's good. Where's it going now?

Click to see more example sentences
neredeyse next

Daha sonra nereye gitti biliyor musun?

Do you know where he went next?

Tahmin et haftaya nereye gidiyorum?

Guess where I'm going next week?

Bir sonraki köyün nerede olduğunu söyle.

Tell me where the next village is.

Click to see more example sentences
neredeyse half

Evet, diğer yarısı nerede?

Yeah, where's the other half?

Neredeyse yarım saat geç kaldın.

You were half an hour late.

Bu paramın yarısı neredeyse.

That's almost half my money.

Click to see more example sentences
neredeyse virtually

Üç hafta önce bir maden kazası sonucunda neredeyse yok oldu.

It was virtually destroyed in a mining accident three weeks ago.

Bu neredeyse soyu tükenmiş demek.

That means virtually extinct.

Dünya'nın ekosistemi neredeyse çöktü.

That earth's ecosystem virtually collapsed.

Click to see more example sentences
neredeyse close

Geçen gece, biz yakınlaştık, ve bir şeyler neredeyse oluyordu, ama sonra o durdu.

The other night, we were getting close, and something almost happened, but then he stopped.

O bar neredeyse bir yıldır kapalı.

That bar closed about a year ago.

Her hafta neredeyse kapatıyoruz.

Every week, we almost close.

Click to see more example sentences
neredeyse soon

Gökyüzü bunu yakında öğrenecek, ve ayılar için, bu neredeyse imkansız.

Sky will soon learn that, for bears, it's nearly impossible.

Neredeyse dört yıl olacak.

It'll soon be four years.

Ve yakında neredeyse bitirdim.

And soon. I'm almost finished.

Click to see more example sentences
neredeyse all but

Tüm bunlar çok enteresan ama, vücut nerede?

That's all very interesting, but where's the body?

Biliyorum ama bu insanlar nerede?

But where are all the people?

Ama sen nerede olduğunu her zaman biliyorsun.

But you know where he is at all times?

Click to see more example sentences
neredeyse just about

Senin için neredeyse her şeyi yaptım zaten.

I've already done just about everything for you.

Bu video görüntüleri neredeyse işe yaramaz.

This video footage is just about useless.

Biz de yosunlar hakkında konuşuyorduk. Petey nerede?

We're just talking about the Algae and Where's Petey?

Click to see more example sentences
neredeyse next to

Peki bu merminin şimdi nerede olması gerekiyor?

And where's that bullet supposed to be next?