Turkish-English translations for niyet:

intent, intention · intended · faith · willing, will · purpose · plan · motive · malice · mind · aim · contemplation · other translations

niyet intent, intention

Muhtemelen kısa bir süre için böyle bir niyeti vardı ama belli ki fikrini değiştirmiş.

That was, probably for a brief moment, his intention, but obviously he changed his mind.

Ben kardeşim değilim, ne de ben olmaya herhangi bir niyetim yok.

I'm not my brother, nor do I have any intention of being.

Her neyse, benim burayı satmaya hiç niyetim yok!

Anyway, I have no intention of selling this place!

Click to see more example sentences
niyet intended

Nasıl olduğunu bilmiyorum ama dışarıda bir Voyager daha var ve onu bulmak niyetindeyim.

I don't know how but there's another Voyager out there and I intend to find it.

Ama arkadaşım için bir şey yapabilirim, ve Allah için yapmaya niyetim var.

But I can do something about my friend, and by God, I intend to.

Benim de niyetim tam olarak bu.

That's exactly what I intend to do.

Click to see more example sentences
niyet faith

Bu bir iyi niyet göstergesiydi. iyi niyet göstergesi de ne?

This was a gift in good faith. What is good faith?

Başka bir iyi niyet göstergesi mi?

Another offer of good faith?

Biraz iyi niyet göster.

Show some good faith.

Click to see more example sentences
niyet willing, will

Evet, ama bu adamların niyeti iyi değil.

Yes, but these are not men of good will.

Mitch onu kahvaltı niyetine yer.

Mitch will eat him for breakfast.

Hasta bir niyet değil, ama

It's not ill will, but

Click to see more example sentences
niyet purpose

Başka ne niyetim olabilir ki?

What other purpose could I have?

Belki de niyeti kaçmak değildi.

Perhaps escape wasn't it's purpose.

Öyle, ancak bir şablon ve bu şablon bir niyetin göstergesi.

It is, however, a pattern, and a pattern implies purpose.

Click to see more example sentences
niyet plan

Hayır ve hiç niyetim yok.

No, and I don't plan to.

Öyle bir niyetim yok, Betty.

I don't plan on it, Betty.

Evet, öyle bir niyetim yoktu.

Yeah, I wasn't planning to.

Click to see more example sentences
niyet motive

Her zaman bir niyetin vardır.

You always have a motive.

Cinayet silahı, parmak izleri, niyet.

Murder weapon, prints, motive.

güdü belirsiz, ama niyet görünüşte karanlık ve korkunç, canavarca

The motive unclear, but the intent apparently dark and awful, monstrous.

Click to see more example sentences
niyet malice

Biliyorum senin için inanması zor ama sana karşı kötü bir niyetim yok.

I know you find it hard to believe, but I hold no malice against you.

Ama kötü niyet yoktu, değil mi?

But there was no malice, right?

Hiç kötü niyet yoktu.

There was no malice. None.

Click to see more example sentences
niyet mind

Muhtemelen kısa bir süre için böyle bir niyeti vardı ama belli ki fikrini değiştirmiş.

That was, probably for a brief moment, his intention, but obviously he changed his mind.

niyet aim

Nişan almak eşittir niyet.

And aiming equals intent.

niyet contemplation

Genç bir adam ölmeye niyetli.

A young man contemplates death.