Turkish-English translations for oda:

room · chamber · office · bed · apartment · board · cell · valet · association · ward · other translations

oda room

Şu an, bugün, burada, bu odada, bu havada ve bu, özellikle bu, Michael, sen buradasın.

This moment, today, here, this room, this air and this, especially this, Michael, that you're here.

Biliyorum, ama yeni evde bir sürü oda var ve bunun dışında, ben

I know, but there's plenty of room in the new place and And besides, I

Burası büyük bir oda.

Well, it's a big room.

Click to see more example sentences
oda chamber

Evet, büyük bir yeraltı hazine odası.

Yes, in a big underground treasure chamber.

Ne biçim hazine odası bu? İçinde hazine yok.

What kind of treasure chamber doesn't have any treasure?

Artık burası benim işkence odam.

It's my torture chamber now.

Click to see more example sentences
oda office

Biliyor musun, bence bu oda benim için çok büyük.

You know, I think this office is too big for me.

Benim odam biraz daha büyük olacak.

My office is gonna be much bigger.

Bayan Malloy, subaylarım ve ben çalışma odasında kahve ve brendi içeceğiz.

Mrs Malloy, my officers and I will have coffee and brandy in the study.

Click to see more example sentences
oda bed

Bu benim odam ve bu da senin yatağın.

This is my room, and this is your bed.

Odada tek bir yatak var.

There is only one bed.

Rahat bir yataklı çok güzel bir oda.

It's a great room with a very comfortable bed.

Click to see more example sentences
oda apartment

Diğer kızın çok büyük bir dairesi var, bir sürü oda.

This other girl has a very big apartment, lots of room.

Bu kadar büyük bir dairede küçücük bir odan var.

You have such a small room for such a big apartment.

Her neyse Her şeyin sorumluluğunu aldı ve yeni bir dairesi var ve içinde bana özel bir yatak odası var.

Anyways she, like, took responsibility for all of that, and she got a new apartment, and it has a bedroom in it for me.

Click to see more example sentences
oda board

İmza, George F Babbitt, Sekreter," "Zenith Ticaret Odası, Kilise Komitesi Başkanı.

Signed, George F Babbitt, Secretary, Zenith Chamber of Commerce, Chairman of the Church Board.

Sadece oda ve yemek mi?

Only room and board?

Yönetim odasında ve yatak odasında hayvan gibi

An animal in the board room and the bedroom.

Click to see more example sentences
oda cell

Bir hafta kadar önce Bea odasında bir cep telefonu buldu.

About a week ago, Bea found a mobile phone in a cell.

Bir fransisken odasında Dominikli bir tuzcu?

A Dominican salter in a Franciscan cell?

Peder Kiril'in odası.

Father's Kiril cell.

oda valet

Ben John Bates, yeni oda hizmetçisi.

I'm John Bates, the new valet.

Yeni oda hizmetçisi mi?

The new valet? That's right.

Ben Molesley, Efendim. Kahyanız ve oda hizmetçiniz.

I'm Molesley, sir, your butler and valet.

oda association

Bizler esnaf odası mensuplarıyız.

We're a merchants' association.

oda ward

Ward'un odasında bir şeyler oluyor.

Something's going on in Ward's room.