oluşmaya

Burada oluşun Hadi, bu iyi bir fikir değil.

You being here, come on, that's not a good idea.

Evet ve bu da hayatım problemin bir kısmını oluşturuyor, tamam mı?

Yes, and that, my darling, is part of the problem, all right?

Bu sabah Jake bana beş, sıfır, sıfır'dan oluşan bir sayı gösterdi.

Earlier this morning, Jake showed me a number, five, zero, zero.

Ve hatta senin ve benim gibi iki kişi bile bir topluluk oluşturabilir.

And even just two people like you and me, we can be a community.

İnsan ve makine, bir silahı oluşturmak için beraber çalışıyor.

Man and machine working together to become a weapon.

Superman ve Adalet Birliği güvenli ve dengeli bir dünya için tehdit oluşturuyor.

Superman and your Justice League are a threat to a safe and stable world.

Terry, ne yapıyorsun? elektromanyetik etki oluşturdu. elektronik herşeyi yok etti.

Terry, what are you doing? Electromagnetic impulse created. It destroyed everything electronic.

Bayanlar ve baylar, bu makine kamu güvenliğine tehdit oluşturuyor.

Ladies and gentlemen, this machine is a threat to public safety.

Peki bu neden sorun oluşturuyor, Bay Ryan?

And why is that a problem, Mr. Ryan?

Bu yeni bir cüzdan ve sürücü belgesiyle kredi kartı sadece iki yıl önce oluşturulmuş.

This is a new wallet, and his driver's license and credit card were established only two years ago.