Turkish-English translations for olumsuz:

bad · poorly · negative · immortals, immortal, immortality · eternal · stable · endless · never-ending · downside · everlasting · adverse · undead · undying · detrimental · negatory · perpetual · disadvantage · other translations

olumsuz bad

Tamam önce iyi haberleri vereceğim ama o kadar da iyi değil, ama kötüden daha iyi.

Okay, I'll give you the good news first, which is not that good, but it's better than the bad.

Tamam, peki, aslında o kadar da kötü değil.

Okay. Well, you know, this isn't that bad.

O zaman bu gerçekten kötü olmalı.

Then this must be really bad.

Click to see more example sentences
olumsuz poorly

Belki şimdi bir işim var diye artık onun için yeterince fakir değilim.

Maybe now that I have a job, I'm not poor enough for her any more.

Elbette, o zaman senin fakir olduğunu sanıyordum.

Of course, that's when I thought you were poor.

Şu anda önemli olan bu zavallı çocuğun mali geleceği.

What matters now is the financial future of this poor child.

Click to see more example sentences
olumsuz negative

Hâlâ olumsuz, Bay Scott.

Still negative, Mr. Scott.

Olumsuz, takım lideri, olumsuz.

Negative, Team Leader. Negative.

Olumsuz, Mavi Lider.

Negative, Blue Leader.

Click to see more example sentences
olumsuz immortals, immortal, immortality

O dünyanın ilk ölümsüz varlığı ve onu serbest bırakmak istiyorum.

He's the world's first immortal being, and I want to free him.

O benim ağabeyim ve ben ölümsüzüm.

He's my brother. And I'm immortal.

Çünkü o ne uzun, ne de ölümsüz ve hiçbirimiz Flash olamadı.

Because he's neither tall nor immortal and none of us could be The Flash.

Click to see more example sentences
olumsuz eternal

Orada Morgan onu kurtarır. ona altın bir yüzük verir ve ona ölümsüzlüğü vaad eder, ve sonsuz gençliği.

There Morgan rescues him gives him a gold ring and grants him immortality and eternal youth.

Ve, benim sana olan aşkım sonsuz.

And.. My love for you is eternal.

İyi haber ise hangisini seçersen o sonsuza kadar minnettar olacak.

Well, the good news is, whichever you pick will be eternally grateful.

Click to see more example sentences
olumsuz stable

Tanrım, en sonunda güzel bir işi olan normal, düzenli bir erkek bulmak çok güzel.

God, it is so nice to finally find a normal, stable guy with a good job.

Durumu stabil. Şu anda onu gözlem altında tutuyorlar.

He's stable, and they're keeping him under observation for now.

Çünkü o stabil değil ve kendisi bile kanıt olmadığını biliyor.

He's not stable and even he knows there's no proof.

Click to see more example sentences
olumsuz endless

onun değişmez hareketidir, "sonsuz bir suçlar zinciri.

is her constant movement, "an endless chain of crimes.

Peki şimdi bu ürün bize bu sonsuz deneyimi yaşatacak olan ürün Kokurama kartı.

All right, now, this is the product of our endless experimentation the Odorama card.

Onun bu sonsuz enerjisi nereden geliyor?

Where does his endless energy come from?

Click to see more example sentences
olumsuz never-ending

Şimdi zaman bizim. Ve o hiç bitmeyecek.

Our time is "now" and it'll never end.

Çünkü o filmlerin sonu hiç iyi bitmez.

Because those movies never end well.

Onun aşkı hiç bitmez.

His love never ends

Click to see more example sentences
olumsuz downside

Peki, tamam, olumsuz tarafları var.

Okay, yes, there is a downside.

Olumsuz yanı tek bir kurşun koyulabilmesi.

Downside is it only holds one bullet.

Olumsuz tarafı nedir?

What's the downside?

Click to see more example sentences
olumsuz everlasting

Ona sonsuz isyanı öğretti.

Taught him everlasting rebellion.

O seni sonsuz bir aşkla seviyor.

He loves you with that everlasting love.

Onlar sonsuza dek. .ölümsüz oldular

They are forever. .eternal. .and everlasting.

Click to see more example sentences
olumsuz adverse

Tamam belki onlar olumsuz bir reaksiyon yaşıyorlardır.

Okay, so maybe they're having an adverse reaction.

Ben hazır değildim söylemiştim olumsuz koşullar için.

I told you it wasn't ready for adverse conditions.

Bayan Gotoh, sizce bir çocuk sahibi olmak hayatınızı olumsuz yönde etkiledi mi?

Mrs. Gotoh, do you think having a kid adversely affected your life?

Click to see more example sentences
olumsuz undead

Onlar yaşayan ölü ama bence bunda çok güzel bir şey olabilir.

They're undead but I think maybe there's something beautiful about it.

Görünen o ki, bizim ölümsüz muhbir, şehir dışında.

It appears our undead informant is out on the town.

Bu Rube, o bir Ölmeyen.

That's Rube, he's undead.

Click to see more example sentences
olumsuz undying

Ama kendimi onlar için ölümsüz bir sevgi beslerken buldum.

But I've found myself with an undying affection for them.

Tıpkı senin Shin Tae Hwan'a olan ölümsüz nefretin gibi

Just like your undying grudge and hatred towards Shin Tae Hwan.

Ve onlar ne aldı? kirli çamaşırlarımı

And what do they got? My dirty undies.

olumsuz detrimental

O, ah's dedi "Zararlı"onun" kariyeri için.

He said it's, uh, "detrimental"to his" career.

Onlar Moskova'nın ekonomisine zararlı oluyorlar.

They are detrimental to Moscow's budget

olumsuz negatory

Olumsuz, Martin ve Fosse iki dakika mesafede.

Negatory, Martin and Fosse, two minutes out.

Olumsuz, şef. Çünkü o fren telini kesti.

Negatory, honcho, because he cut the brake line.

olumsuz perpetual

Ama az önce klişe ve olumsuz bir İtalyan-Amerikan lafı ölümsüzleştirdin.

But you're just perpetuating a negative Italian-American stereotype.

O hep der ki mutluluk kendini devam ettirir.

'She always says happiness is self-perpetuating, right,

olumsuz disadvantage

Kabul ediyorum, güya duygusal olarak rahatsız. .ancak o aynı zamanda talihsiz bir yetim.

I admit, supposedly, he's emotionally disturbed, but he's also a disadvantaged orphan.