Turkish-English translations for ortada:

obvious, obviously · clear · exposed · between · evident · apparent · halfway · other translations

ortada obvious, obviously

İkisi de oyunu oynadı ve sonra öldüler, yani apaçık ortada ki onları oyun öldürdü, değil mi?

They both played the game and then they died, so obviously the video game killed them, right?

Bariz ortada, değil mi?

Well, it's obvious, isn't it?

Artık ortada, değil mi?

It's obvious now, isn't it?

Click to see more example sentences
ortada clear

Ortada bir durum var, II. Dünya Savaşı, ve o çok net konuşuyor.

You have a situation, World War Il, and he speaks very clearly.

Bu gün gibi ortada.

It's clear as day.

Ama artık her şey gün gibi ortada.

But now I see it clear as day.

Click to see more example sentences
ortada exposed

Er ya da geç ortaya çıkacak

Sooner or later he will be exposed

Her şey ortaya çıktı. Bu ne böyle?

It's all exposed, what is this.

Belki Barlow Curtis gizli hakkında öğrendim, onu ortaya çıkarmak için tehdit etti.

Maybe Barlow found out about Curtis's secret, threatened to expose him.

Click to see more example sentences
ortada between

Neden kilise ve bilim arasındaki ya da bilim ve din arasındaki bu bariz uçurum bugün ortaya çıktı?

Why this apparent rift between the church and science or between science and religion emerged today?

Orta ve büyük beden arasındaki yeni bir beden: Oryük.

A new clothing size between medium and large called Marge.

Çünkü ortada bir "çakışma" vardı. Xavier ve Tim arasında.

Well, there was some, uh overlap there between Xavier and Tim.

Click to see more example sentences
ortada evident

ama ortada hiçbir kanıt yok.

but there has been no evidence.

Ortada hiçbir kanıt yok.

There is no evidence.

En ilgi çekici delil Del Re ile birlikte ortadan kayboldu.

The most interesting evidence disappeared with Del Re.

Click to see more example sentences
ortada apparent

Neden kilise ve bilim arasındaki ya da bilim ve din arasındaki bu bariz uçurum bugün ortaya çıktı?

Why this apparent rift between the church and science or between science and religion emerged today?

Anlaşılan ortada yanlış anlaşılma var.

Apparently there was a misunderstanding.

Mitsy Teyze, görünüşe göre annem düşünmek için düğünden bir hafta önce ortadan kaybolmuş.

So, Aunt Mitsy, apparently Mom disappeared a week before the wedding to think.

Click to see more example sentences
ortada halfway

Orta yolu yoktur. Değil mi, Buz Adam?

Ain't no halfway, right, Ice Man?

Artık bir orta yol kalmadı.

There's no halfway anymore.

Zina orta yol değil, Callie.

Fornication isn't halfway, Callie.

Click to see more example sentences