ortak

Ailemle ortak hiçbir şeyim yok ve onlar yine de benim ailem. Bu harika bir şey.

I have absolutely nothing in common with my family and yet they are my family, which is great.

Ben söyleyebilirim bütün olduğunu o ve onun ortağı, birkaç yıl önce bir şey vardı.

All I can tell you is that he and his partner had a thing a few years back.

İyi çünkü eğer bu kadar büyük bir ahmaksan, o zaman yeni bir ortak aramaya başlamak zorundayım.

Good, 'cause if you're that big a fool, then I have to start looking for a new partner.

Bu benim arkadaşım ve ortağım.

This is my friend and business partner.

İyi bir ortak ve ben bunu değiştirecek herhangi bir şey olsun istemiyorum.

She's a good partner, and I, uh, I don't want anything to change that.

Anne, bu benim en iyi arkadaşım ve ortağım, Jim.

Mom, this is my best friend and partner, Jim.

Sadece kendi işini yap ya da kendine başka bir ortak bul.

Just do your job or find yourself another one.

Bu benim en iyi arkadaşım, ortağım Amy bu da küçük kardeşim Gretchen.

This is my best friend, my business partner, Amy, and that's my little sister Gretchen.

Çok tuhaf, sizden çok farklı olan bir şey ile ortak bir noktanız var.

It's weird how you can have something in common with something so different.

Bak, uzun zaman önce bir ortağım vardı ve işler biraz karıştı.

Look, I had a partner a long time ago, and, um, things got complicated.