Turkish-English translations for ortam:

environment · atmosphere · setting · ambience · habitat · surroundings · ambiance · media · medium · other translations

ortam environment

Ama burası, bir çocuk için uygun bir ortam değil.

But this is not the proper environment for a child.

Lara, burası senin için sağlıklı bir ortam değil.

Lara, this is not a healthy environment for you.

Oksijen yok, bakteri yok, güneş ışığı yok, doğal bir biçimde korunmak için.. ideal bir kimyasal ortam.

No oxygen, no bacteria, no sunlight an ideal chemical environment for natural preservation

Click to see more example sentences
ortam atmosphere

Nicky Jr. için uygun bir ortam hazırlamak istiyor.

She wants to create a proper atmosphere for Nicky Jr.

Şu sahte tahta duvar kağıdı ile tüm ortam harika orada.

With that fake wood wallpaper, the atmosphere is fabulous in there now.

Aynı düşmanca çevre, aynı dondurucu hava aynı zehirli ortam.

Same hostile environment, same freezing temperatures, same noxious atmosphere.

Click to see more example sentences
ortam setting

Bence bu hikaye için burası kusursuz bir ortam.

I think this is the perfect setting for that story.

Belki, daha romantik bir ortam

Maybe, in a more romantic setting

Çok romantik bir ortam.

A very romantic setting.

Click to see more example sentences
ortam ambience

Bizim için bir ortam oluşturun.

Create an ambience for us.

Ah, Tanrım, bu ortam.

Oh, Lord, this ambience.

Fazla pişmişti ve ortam da

Overcooked, and the ambience

Click to see more example sentences
ortam habitat

Yapay bir ekosistem. Corky'nin doğal ortamını taklit etmek için yapılır.

It's an artificial ecosystem designed to simulate Corky's natural habitat.

Corky'nin doğal ortamını andıran yapay bir ekosistem anlamına geliyor.

It's an artificial ecosystem. It's designed to simulate Corky's natural habitat.

Bu, insanlığın doğal ortamı gibi bir şey.

This is like habitat for humanity.

Click to see more example sentences
ortam surroundings

ve kendini garip bir ortamda buldu.

and found himself in strange surroundings.

Bu mükemmel ortamda kısacık bir saat harcamak için değer.

Only to spend a fleeting hour in these perfect surroundings.

Eve döner ve daha sıcak bir ortamda devam ederdim.

I would return home, and continue in warmer surroundings.

Click to see more example sentences
ortam ambiance

Işığa bir parıltı ekledim." "Bu yeni bir ortam, yeni bir esinti.

I added the glow to light." "it's a new ambiance, new breeze blowing.

Ortam için de küçük bir sis makinem var.

I've got a small smoke machine for ambiance.

Ne hoş bir ortam!

What a great ambiance!

ortam media

Fahişe var Ortamı sızmış, o poz nerede KZLA en Meghan Miles gibi.

The hooker has infiltrated the media, where she's posing as KZLA's Meghan Miles.

ortam medium

İlk büyük demokratik ortam.

The first great democratic medium.