Turkish-English translations for oturan:

sitting · resident · occupant · occupier · other translations

oturan sitting

Bir işim yok, herkes bana karşı, zavallı babam bir hücrede oturuyor ama harika bir gün.

No job, everybody against me, my poor dad sitting in a cell, and it's a wonderful day.

Bu da demek oluyor ki hain bu masada oturuyordu.

Which means the traitor had to be sitting at this table.

Şişko, kel, itici, yaşlı Charlie Kaufman'ın Valerie Thomas'la bir Hollywood restoranında oturduğunu söylüyor.

Charlie Kaufman, fat, bald, repulsive, old sits at a Hollywood restaurant with Valerie Thomas.

Click to see more example sentences
oturan resident

Ve işte burada oturan bir zeki daha Oğlum Kenny.

And here's the other resident genius my son Kenny.

Las Vegas, Nevada'da oturan Calista Renata-Gene Secor.

Calista Renata-Gene Secor, resident of Las Vegas, Nevada.

Önceki oturanlar, William Saracino ve ailesi,

Former residents, William Saracino and family,

Click to see more example sentences
oturan occupant

Ben "Il Mare"de oturan ilk kişiyim.

I'm the first occupant of "Il Mare".

Bayan Van Dorn orada oturuyor.

Occupant: a Mrs. Van Dorn.

oturan occupier

Bu katta Bay Kitchener oturuyor.

Mr. Kitchener occupies this floor.