Turkish-English translations for oyuncak:

toy · teddy · child's play · plaything · cinch · tool · sport · pawn · trinket · other translations

oyuncak toy

Ve siz de fark edeceksiniz sadece bu odada değil ama her yerde küçük oyuncaklar var.

And. .you'll notice that. .not only in this room but everywhere, there are little toys.

Mengele her gün gelir" "ve her gün oyuncaklar, şekerler, çikolatalar ve yeni elbiseler getirirdi.

Every day Mengele came and every day he brought some toys, sweets, chocolates, and new clothes.

Küçük bir de oyuncağı var.

And it's got a little toy.

Click to see more example sentences
oyuncak teddy

Benim adım B.O.B., ve biz en iyi arkadaş olacağız çünkü Sen bir uzaylı oyuncak ayısın ve ben seni sevdim ve

My name is B.O.B., and we're going to be best friends now because you're an alien teddy bear and I love you and

Oyuncak ayısı olan küçük bir çocuğa değil.

Not a little boy with a teddy bear.

Ne, oyuncak ayı yok mu?

What, no teddy bear?

Click to see more example sentences
oyuncak child's play

Sanırım bu çeşit bir sizin için çocuk oyuncağı, General?

I suppose this sort of work is a child's play for you, General?

Ama bu çocuk oyuncağı değil.

But, this isn't child's play.

Çünkü bu Çocuk oyuncağı!

Because this is child's play!

Click to see more example sentences
oyuncak plaything

Çok büyük bir hata yapıyorsun dostum çünkü o kadın senin oyuncağın değil! Beni anladın mı?

You're making a really big mistake, buddy, because that woman is not your plaything.

Ben senin oyuncağın değilim.

I am not your plaything!

Bir oyuncak gibi, cici bir oyuncak.

Like a little toy, a little plaything.

Click to see more example sentences
oyuncak cinch

Bu devam ediyor çünkü çocuk oyuncağı.

This goes on because it's a cinch.

Bu senin için çocuk oyuncağı.

The job's a cinch for you.

Çocuk oyuncağı bu.

That's a cinch.

oyuncak tool

Bu için doğru gereç tahta oyuncaklar.

The right tool for this job is tinker toys.

Bunlar sahici, oyuncak değil.

These are tools, not toys.

Bu çocuk Antwon'ın oyuncağı.

This kid is Antwon's tool.

oyuncak sport

Ben spor bir araba istedim ve sen de oyuncak bir ayı mı?

I want a sports car and you want a teddy bear?

Masum bir adam beni niye oyuncak bir tuna gibi sopalasın ki?

Why would an innocent man bludgeon me like a sport tuna?

Bu sikik boktan bir oyuncak, bir spor değil.

It's a fucking bullshit toy, not a sport.

oyuncak pawn

Bir piyon, bir oyuncak, hiçbir emri sorgulamayan iyi bir asker olacaksın.

Be a pawn, be a toy, be a good soldier that never questions orders.

oyuncak trinket

Şu resimler, şu heykel hatta bu küçük güzel oyuncağın bile.

Those paintings, that statue Hmph. Oh. Even this pretty little trinket.