Turkish-English translations for pahalı:

expensive · costly · pricey · high · rich · overpriced · high-priced · pricy · valuable · dear · precious · inexpensive · other translations

pahalı expensive

Senin gibi küçük bir kız için belki de fazla pahalı.

Maybe too expensive for a young girl like you.

Ben de, bu kadar pahalı bir şey beklemiyordum dedim.

I said I wasn't thinking of anything that expensive.

Şimdi çok pahalı bir şey almayı düşünüyorum.

I'm thinking about buying something very expensive.

Click to see more example sentences
pahalı costly

Bu yüzden mi bu kadar pahalı?

Is that why it cost so much?

Şu anda her şey çok pahalı.

Everything cost so much now.

Sayın Başkan Yardımcısı, sizce Amerikan Halkı uzun, pahalı ve kanlı bir savaşa hazır mı?

Mr. Vice President, do you think the American people are prepared for a long costly and bloody battle?

Click to see more example sentences
pahalı pricey

İşsiz bir güvenlik görevlisi için oldukça pahalı bir tekne.

Pretty pricey boat for an unemployed security guard.

Bir yer buldum ama biraz pahalı.

I found a place. A little pricey.

Kulağa çok eğlenceli geliyor Ve pahalı.

That sounds really fun and pricey.

Click to see more example sentences
pahalı high

Biliyorum. ve çok pahalıdır. Sadece çok lüks Japon restoranlarında bulunur. Ne güzel bir renk.

i know and expensive only in high-priced japanese restaurants it's a beautiful color

Bak, bu onun ilk pahalı alışveriş tecrübesi.

Look, her first high-end retail shopping experience.

Bir sürü kaliteli, pahalı malzeme.

A lot of high-end commercial stuff.

Click to see more example sentences
pahalı rich

Şey, onlar çok pahalı, ve çok hoş ve

Well, they they're too rich, and too nice, and

Barbara Baxter gibi zengin bir kız çok pahalıdır.

A rich girl like Barbara Baxter is expensive.

Bu da ona pahalı ödüller getirdi.

This has brought him rich rewards.

Click to see more example sentences
pahalı overpriced

Bir arkadaş kendiliğinden başka bir arkadaşına pahalı bir İtalyan espresso makinesi alamaz mı?

A friend can't spontaneously buy an overpriced Italian espresso machine for another friend?

Sen pahalı bir su püskürtücüsün, sen de aptal şapkalı bir ihtiyarsın.

You're an overpriced sprinkler, and you're old, and you have a dumb hat on.

Evet ama annem oraya gitmekten nefret ediyor. Çünkü çok pahalı.

Yeah, but my mom hates going there 'cause it's so overpriced.

Click to see more example sentences
pahalı high-priced

Biliyorum. ve çok pahalıdır. Sadece çok lüks Japon restoranlarında bulunur. Ne güzel bir renk.

i know and expensive only in high-priced japanese restaurants it's a beautiful color

Sen süper, pahalı bir profesyonelsin.

You're a super, high-priced professional.

Pegasus sadece yüksek hacimli ve pahalı ameliyatlarla ilgileniyormuş.

Pegasus is only interested in high-volume, high-price-tag procedures.

Click to see more example sentences
pahalı pricy

Evet, biraz pahalı ama bugünlerde ne değil ki?

Yes. It's a little pricy. But what isn't these days?

Çok pahalı değil, değil mi?

It's not too pricy, is it?

Ama araştırmacı gazetecilik pahalıdır.

But investigative journalism is pricy.

Click to see more example sentences
pahalı valuable

Bu çok değerli ve pahalı bir parça.

That is a very valuable and expensive item.

Bu çok daha fazla pahalı.

It's much more valuable.

O pahalı bir oyuncak.

it's a valuable toy.

Click to see more example sentences
pahalı dear

Bunlar çok pahalı, hayatım.

They're expensive, my dear.

Çok pahalıdır, şekerim.

Very expensive, dear.

pahalı precious

Yeni, pahalı ve benim için çok değerli.

New, expensive, and very precious to me.

Patrick onun için değerli, bu da onu benim için paha biçilmez yapıyor.

Patrick is precious to her, which makes him invaluable to me.

pahalı inexpensive

Senin hücresel tarayıcının pahalı bir versiyonu

An inexpensive version of your CellScope.