parmaklıklı

Elimizde fiziksel kanıt yok, parmak izi yok, cinayet silahı yok ve araba da adamın garajında değil.

We've got no physical evidence, no fingerprints, no murder weapon, and the car isn't in his garage.

Söyle, bu işin içinde daha fazla kişinin parmağı var, değil mi?

Tell me something there are more people involved in this, right?

İki kırık kaburga. köprücük kemiği. bir kaç parmak, kırık bir burun, yırtılmış dalak, kanama.

Two broken ribs. Collarbone. Several fingers, broken nose, ruptured spleen, internal bleeding.

Katil binaya yürüyerek giriyor ve çıkıyor silah yok, parmak izi yok, hiç bir şey yok.

So the killer walks in and out of the apartment no weapons, no prints, nothing.

Ama eğer parmak izini getirebilirseniz, O zaman bu çok farklı bir konuşma olur.

But if you can get those prints, then this is a whole different conversation.

Bir hafta sonra geri geldi ve Dallaslı bir polis birdenbire bir parmak izi buluverdi ha?

It comes back a week later and a Dallas policeman suddenly finds a palm print?

Bir, iki, üç, dört, beş, altı, yedi, sekiz, dokuz, on parmak.

One, two, three, four, five, six, seven, eight, nine, ten digits.

Parmak izi yok, cinayet silahı yok.

No fingerprints, no murder weapon.

Yani, tüm bu kanıtlar fotoğraflar, parmak izleri Hiç bir önemi yoktu.

I mean, all this evidence pictures, fingerprints it didn't matter.

Her parmak için bana bir isim ver.

You give me a name for every finger.